• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yüksel Tokur
Yüksel Tokur
TÜM YAZILARI

Şarkıcı değil mi? Söyler de, çalar da!

21 Temmuz 2026
A


Yüksel Tokur İletişim:

Şarkıcı değil mi? Söyler de, çalar da!

Yüksel Tokur

Geçen haftayı da asrın felaketinde devletimiz tüm birimleriyle deprem sahasındayken, halkımızın yardımsever duygularını istismar ederek felâketi ranta çevirmeyi başaran, sözde bir sanatçının topladığı yardım bağış paralarını nerelere harcadığı haberleriyle geçirdik.

İktidara geldiği zamandan bu yana, ülkemizdeki her doğal afetin altından başarıyla kalkan Ak Parti hükümetini karalamak adına nasıl da kirli yollar denemişler/deniyorlar.




Her tuzakları da ayaklarına dolanıyor; ama zerre kadar “utanmak nedir” bilmiyorlar..

“Karşılıksız çek vermek” gibi dolandırıcılık suçundan sabıkası olup, hapis cezası bile alan bir üç kağıtçıyı karşımıza sevgi ve yardım pıtırcığı olarak çıkarmışlar.

“Atatürkçü, altın kalpli hayırsever ses sanatçısı” olarak parlatılmaya çalışılan bu dolandırıcılıktan sabıkalı sözde sanatçıyı devletin AFAD, Kızılay gibi alanında uzman, deneyimli kurumların alternatifi olarak kakalamaya çalıştılar.

Lüks araçlarla deprem bölgesine sadece bir günlüğüne uğradılar; üç beş fotoğraf alıp bölgeyi kaçarcasına terk ettiler.




Türkiye’nin tanınmış isimlerini de yanlarına alarak canlı yayınlara çıkarıp bol bol reklam yapıp bağış topladılar.

Eee tabi göstermelik de birkaç çadır ve konut da yaptılar.

Bazıları diyor ki: “Tüm bunlar yaşanırken, devlet neden denetleyip faaliyetlerine son vermedi?”

Böyle bir durum olsaydı hemen yaygara koparır: “Devlet yardımsever sivil derneğe baskı uyguluyor, çalışmalarını engelliyor” derlerdi.

Devlet, Ahbab’ın hesaplarını incelemek isteyince, "devlet kıskanıyor" bile dediniz.

Devlet; işini yürütemeyen yolsuzluk hırsızlık yapan Belediye ve kurumlara kayyım atarken; "iktidar kendine muhalif olan herkesin önüne set koyuyor" diyorsunuz.

Yani, şimdi onca bağışçıdan bir tanesi çıkıp da: “N’olmuş yani bağış paralarıyla kumar oynayıp kaybettiyse.. Hem, kazansaydı derneğe gelir olarak kaydedecekti. Madem ki kaybetti; işte o parayı ben/biz karşılıyoruz” demiyor!





Sahi; suçu olmayan birisi neden karadan veya havadan, çok acele yurtdışına çıkış yapmaya kalkışsın?!?

Bu arada; “devlet yok, Ahbab var” diyerek kara propaganda yapan Oğuzhan Uğur da devletle tanıştı. Hem; şapkası düşünce kel olduğu anlaşıldı. Yani; saçı protezmiş!

Şimdi; yargılama sonunda Ahbab’ların tüm delillerle suçlu oldukları kanıtlanıp ceza verilse; bu sefer de “saray yargısı” diye sulandırırlar.

 

İster misiniz; sadece muhalefet olsun diye “Ahbab” adında bir siyasi parti kursunlar, genel başkanlığına da düşük genel başkan Özgür Özel’i getirsinler.

İnanın çok yakışır. İlla da başkan olacağın diye kapı kapı dolaşan biçareye de yardım olur!





1999 Gölcük depreminde depremin altında kalıp, ancak üç gün sonra felâket bölgesine ulaşabilen Ecevit hükümetini bile bu kadar karalamamıştınız.

455 bin kalıcı konut yapıp depremzedeleri yerleştiren hükümet, canla başla çalışan AFAD, Kızılay güvenilmez de üç kağıtçıların Ahbab’ı güvenilir; öyle mi?..

Devletine ve Kızılay’a güvenmeyip, bağış paralarını güya güvenip verdiklerinin dağlarına kar yağmış; hâlâ üşümediniz mi?!?




Günün sonunda; “hayır parası” diye verdikleriniz “hayra” kısmet olmamış. Dünyada da ahirette de kaybedenlerden olmuşsunuz.

Ve Kemal Sunal’ın “Tarzan Rıfkı” filminin bir sahnesindeki meşhur sözü: “Enayiler sağ olsun. O kadar enayi var ki etrafta. İnsan bin sene, bu enayiler sayesinde padişahlar gibi yaşar.”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Dertli

Ülke yozlaşma içinde, güvenilecek kurum,insan kalmamış..hiçbir ahlaki değer kalmamış.. hırsızlık, yolsuzluk.

yıldırım bahadır

Harika tespitler, yürekten tebrikler üstadım...anlayana sivrisinek saz anlamayana işte böyle bir yazı lazımdı...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23