İğneyi cemaatlere, çuvaldızı Diyanet’e batıralım
İğneyi cemaatlere, çuvaldızı Diyanet’e batıralım
YÜKSEL TOKUR
Başlık atasözü olup; “birisini uyarırken, eleştirirken o durumu birde kendi üzerimizde düşünmemizi” ifade eder.
İğne ve çuvaldızı dikiş amaçlı olup; insana batırıldığında iğne ince olduğu için az, çuvaldızı kalın olduğu için daha çok acı verir.
Şimdi gelelim sadede…
Son günlerde ve daha önceleri, zaman zaman olumsuz yanları nedeniyle cemaatleri eleştirdik/eleştiriyoruz.
Bu eleştirimiz de alt kademelerde olanlara değil; lideri olduğu grubu asli amacından saptırarak, birilerinin aparatı olmaya sürüklendikleri için üst tabakada olanlaradır.
Süleymancı kardeşlerin lideri Kuriş ve Kuytulcuların hocası Alpaslan Kuytul, suça bulaşanlarla birlikte gözaltına alınıp, bir kısmı da tutuklandı..
FETÖ cemaatinin ülkeyi felâkete sürükleme noktasına getirmesi, bu yapılanmaların daha dikkatli takip edilmesi zaruretini ortaya çıkarmıştır.
Tıbbi tabirle; kanserli hücrenin erken teşhis edilerek, tüm vücuda yayılması önlenmelidir.
Yani; cemaatler dini yoldan sapıp ülke için tehlike oluşumuna girdiyse, gereği yapılarak, operasyonlarla yanlışlara geçit verilmemelidir.
Durum budur… Kimse konuyu saptırarak, “hükümeti tüm cemaatlere baskı, operasyon yapıyor” diye karalamasın. Hem; çürükler atılmazsa, sağlam meyveler de zarar görmez mi?..
EKSİK OLAN NE; İNSANLAR NEDEN CEMAATLERE KAYIYOR?
İmam Hatip Liseleri, İlahiyat Fakülteleri Diyanet ve Milli Eğitim’e din görevlisi vaiz, müftü, öğretmen, uzman yetiştiren eğitim birimleridir. Müslümanların dinini sağlam kaynaklardan iyi öğrenip sapmaması için, buralarda yeterli eğitim verilmesiyle mümkündür.
Evet; bu okullarda tam dini eğitim verilemiyor ki; Diyanet “Akademi” eğitimi ile din görevlisi olarak atayacağı personelini yetiştiriyor. Bunu geç kalmış bir uygulama olarak görüyor ve destekliyoruz.
“İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarını yürütmek, toplumu din konusunda aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli” Diyanet İşleri Başkanlığı, eskiye göre bu anlamda iyidir ama yeterli değildir.
Diyanet’in merkez ve taşrada olmak üzere toplamda 144 bin civarında personeli bulunmaktadır.
2010 yılında Meclisten geçen “teşkilat yasası”yla birlikte, Cumhuriyet tarihinin en güçlü konumuna getirilen kurum; personeli, maaş ve sosyal haklar yönünden de en iyi durumdadır.
ONCA HUTBE VE VAAZLAR NEDEN ETKİLİ OLAMIYOR?
Teşkilatın içinden gelen birisi olarak diyorum ki: Maddi olarak durumumuz düzeltilmiş olsa da, İslam’ı yaşama ve anlatmada samimiyetimizi kaybettik.
İhlas dışarıdan zorla kalbe sokulmaz.. Din görevlilerimiz, Allah’ın rızası ve sorumluluğunun bilincinde olarak - samimi olan hocalarımızı tenzih ederek - ümmetin derdiyle dertlenip irşad noktasında, çocuk okutmakta ve diğer konularda aşkla görevlerine sarılsalar inanın daha çok yol alacağız.
Diyanet; sosyal medyayı daha etkin kullanmalı, dini bozan İhsan Eliaçık ve benzeri sözde hocaların ehli sünnet dışı sapık açıklamalarına/görüşlerine anında cevap vermelidir.
Öyle puslu hava ve zamandayız ki; şeytanın dinimizi bozarak saptırmasına gerek kalmadı.
Onun işini hoca kılığında yapmaya gönüllü; bazı sakallı, sarıklı, takkeli, çarşaflı temsilcileri ortada cirit atıyor!
Sakın ola; elinizi, imanınızı kaptırmayın!