Boyunun ölçüsünü alan gidiyor!
Boyunun ölçüsünü alan gidiyor!
YÜKSEL TOKUR
Dönemin ABD Başkan Adayı Joe Biden:“Bence ona (Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a) çok farklı bir yaklaşım uygulamalıyız, bedel ödetmeliyiz. Muhalefeti desteklemeliyiz.” demişti.
Çünkü; güçlü Türkiye’nin mimarı olan Erdoğan gibi bir lider işlerine gelmiyordu. Kullanılmaya uygun değildi! Onun için; “Ak Parti’nin başındaki Erdoğan bir yana, irili ufaklı tüm muhalefet partileri bir yana” projesiyle 2023 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimine girildi.
O yıllarda “altılı masa” diye “Millet İttifakı” adıyla ülke gündemini uzun süre meşgul eden parti genel başkanları sık sık bir araya geliyor, durum değerlendirmesi yapıyorlardı.
Mağrur adımlarla medyaya poz verilip, sonuçtan emin bir şekilde demeçler veriyorlardı. Öyle ya; süper devlet ABD arkalarındaydı. Seçim sonucunu bile beklemeye gerek yoktu!
Hatta; altılı masanın Cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu o kadar havaya girmişti ki, artık kendisine “Sayın Cumhurbaşkanım” diye hitap ediliyordu..
Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı, İstanbul ve Ankara Belediye Başkanları Sülün Ekrem ve Yavaş Mansur da Cumhurbaşkanı Yardımcıları oluvermişlerdi!
Gizli ortak HDP de vardı; ama, kamuoyu tepkisinden çekinildiği için beraber sahne almıyorlardı.
Daha önce Erdoğan’a karşı sert muhalefetiyle tanınan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye ve Erdoğan üzerine oynanan kirli oyunları görmüş; “Cumhur İttifakı”nda yer alarak, ne kadar güvenilir bir devlet adamı olduğunu göstermiştir.
28 Mayıs 2023 tarihinde ikinci turu yapılan seçimle halkımızın oyuyla yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, içte ve dışta sahneye konulan tüm sinsi plânları altüst etmişti.
Dışarıda ABD, içeride ABD gazına kapılarak yükseklerde uçan, Erdoğan’ı indirmekten başka hiçbir proje (!) üretemeyen bilumum muhalefet partilerimiz şoka girmişlerdi.
İlk uyanan boş bayan (FETÖ’nün 15 Temmuz 2016 Başbakanı!) İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener olmuştu. Partisinin genel başkanlığından ayrıldı.
Hem; adını “İYİ” koymakla iyi parti olunmuyor ki.. Demirel’in “Doğru Yol Partisi”nin doğru olmadığı gibi!
Sonrasında; en bi “Milli Görüşçü” olup, Erdoğan’ı indirmek için sol ile işbirliği yapacak kadar hasedinden gözü dönmüş yaşlı kurt Temel Karamollaoğlu “pes” etmek zorunda kaldı..
Çeşitli üniversitelerde öğretim görevlisi olarak görev yapan Ahmet Davutoğlu, Ak Parti’nin 2002 yılında iktidar olmasıyla birlikte siyasette yıldızı parlamaya başladı.
Sırasıyla; Başbakan Başmüşavirliği, Büyükelçilik, Dışişleri Bakanlığı ve en son Erdoğan’ın güvenini kazandığı için Ak Parti Genel Başkanlığı ve Başbakanlık verilen Davutoğlu da Ak Parti’den ayrılıp, “Gelecek Partisi” adıyla yolunu ayırdı.
Getirildiği onca makamı, siyasetteki yükselişini hep kendinden bilecek kadar “ego” sahibiydi. Arkasındaki Erdoğan rüzgârına karşı “nankör” olmuştu. Abdullah Gül gibi..
O da; “Gelecek”te istikbal olmadığını görünce dükkânı kapattı!
Cumhurbaşkanı olamadığı gibi, CHP Genel Başkanlığından da olan Kılıçdaroğlu ise mutlak butlanla döndüğü koltuğunda bölünen asırlık parti CHP’yi buldu.
Günün sonunda; ülkemiz muhalefetine destek vererek Erdoğan’ı indirmek isteyen ABD eski Başkanı Biden başta olmak üzere, onun oltasına takılan muhalefet parti başkanları da birer birer gittiler..
Halkın adamı Recep Tayyip Erdoğan ise; partisinin ve ülkesinin başında dosta güven, düşmana korku vermeye devam ediyor.
Son söz… Bu ülkenin Erdoğan’a ne kadar ihtiyacı olduğunu anlamak için; içteki/dıştaki düşmanlarına bakın yeter.