--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Toplum dertli insana muhtaç!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
0

Dert sahibi olalım, egoizmden, zihin işgalinden kurtulalım! “Dertsizseniz dert sizsiniz” sözünü de unutmayalım! İdealimiz, meselemiz olsun. 

“Müslümanların derdiyle dertlenmeyen bizden değildir.” Hadis-i şerifini düşünürken içinde bulunduğumuz çok zor şartlara rağmen dindar, muhafazakâr bilinenlerin vurdum duymaz halleri ürpertici. “Mü’minler birbirini sevmekte, birbirine acımakta, birbirini korumakta bir vücut gibidir...” hadis-i şerifle de amel edilmiyor. Hadisin izahını da dikkatlice okuyunca iç dünyamıza dönüp “nefs muhasebesi” yapıp ayet ve hadislerle amel etmeden dindar olunmaz! 

Din; sadece ibadet değil, ahlak da dindarlığın en önde gelen önemli bir şartı değil mi? 

İzahı: Buradaki “bizden değildir” ifadesi dinden çıkmak manasında değil; o topluluğun ahlakından, yardımlaşma, şefkat ve merhamet şuurundan uzak kalmak, örnek bir Müslüman gibi davranmamak anlamındadır. Kur’an-ı Kerim’de “üsveyi hasene” olarak geçen ayetlerle “örnek Müslüman” olarak yaşamamız şarttır. 

“Kim Allah’ın dinini dert edinirse...” Bu hadis-i şerifler bana şu sözü söyletiyor. “Dertsizseniz dert sizsiniz.” Şu hadis-i şerifler de mutlaka bizi kendimize/özümüze döndürür. Tabii yaşarsak, yaşatırsak, örnek olursak, egoizmden kurtulursak…

 “Kim, Allah’ın dinini dert edinirse, Allah-u Teâlâ da o kişinin dertlerini satın alır! Kim de Allah’ın dinini dert edinmezse, Allah-u Teâlâ da o kişiyi dertleriyle baş başa bırakır!”

“Kimin endişesi âhiret olursa, Allah, zenginliği onun kalbine koyar, işlerini dağınıklıktan kurtarır ve dünya ona boyun eğer... Kimin endişesi dünya olursa Allah fakirliği onun gözü önüne koyar...” Meseleleri konuşmak kadar, onların çözümü için harekete geçmek de gerekiyor. 

Mü’minlerin sorumluluklarını yerine getirme hizmetinde bulunurken üç ana amacın hâkim olması bildirilmektedir:

1. Allah (celle celaluhu)’nun insanlar için seçtiği hak dini yaymak, onun esas ve prensiplerini günün teknik araçlarından, gelişen sanatından ve uygulanan metodundan yararlanarak kalp ve kafalara, akl-ı selimin kabul edebileceği şekilde işlemek.

2. Bilgi, görgü ve kültür seviyesi elverişli her mü’mine, iyilikle emretmek, kötülükten men’etmek vâcib olduğuna göre, bu vecibeyi, Allah rızasını gözeterek yerine getirmeye çalışmak.

3. Sapıtan, kötülüğü sanat edinen bir topluluktan umut kesmemek; doğru yolu seçerler diye onlara ilâhi emirleri -anlayabilecekleri bir anlatım biçimiyle- tebliğ etmek.

Son yaşanan ekonomik krizde de insanımızın yaşadığı bunalımlı hayata karşı “karzı hasen” unutulmamalı. İslam ekonomisinin dayanışma modeli: Karz-ı Hasen’dir! 

İslam iktisadının önemli kurumlarından karz-ı hasen, ihtiyaç sahibine faiz ve ticari menfaat gözetmeksizin verilen “güzel borç” anlamına geliyor. Borç yükü ve yüksek faiz oranları altında ezilen dar gelirli kesimler için karz-ı hasen, bireysel yardımlaşmanın ötesinde kurumsal bir finansman modeline dönüşebilir. Bunun için vakıflardan dijital finans platformlarına uzanan yeni mekanizmalar geliştirilebilir. Bu aynı zamanda ayet ve hadisleri çağa taşımaktır. Hayat tarzımıza ilahi emir ve yasakların yerleşmesidir. Unutulan sosyal sünnetin ihyası da “yüz şehit” sevabıdır. Bireysel ve toplumsal refahın temini; ahlaki sorumluluk, hakkaniyet, adalet ve karşılıklı yardımlaşma (teavün) esasları üzerine kurgulanmıştır. Bu kurgunun en özgün, insani ve sosyal dokuyu ihya edici unsurlarından biri olan karz-ı hasen, hiçbir ticari menfaat, faiz yahut maddi gelir gözetilmeksizin, sırf Allah rızası ve insani dayanışma amacıyla ihtiyacı olan kimseye verilen “güzel borç” tur. 

Günümüz küresel iktisadi düzeninde finansal mekanizmaların bireyleri ağır borç yükleri, yüksek faiz sarmalları ve psikolojik yıkımlarla karşı karşıya bırakmıştır. Karz-ı hasenin toplumsal bir müessese olarak mantığını kavramak, fonksiyonlarını incelemek ve bunu modern çağa uygun olarak yeniden ihya etmek hayati bir zorunluluk haline gelmektedir. Toplumun kurtuluşu da (maddi manevi) ayet ve hadisle irtibatına bağlıdır. Kur’an-ı Kerim ayetlerinden ve Hz. Peygamber’in sünnetinden alan ilahi bir tavsiye ve yüksek bir ahlak kaidesidir. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah: “Yalnız Allah rızası için gönül hoşluğu ile bir ödünç verecek kimdir ki, Allah ona kat kat mükafatını versin? Allah kimini daraltır, kiminin de kalbini genişletir. Siz hesap vermek için ona döndürüleceksiniz” (Bakara, 245) buyurarak ihtiyaç sahibine borç vermeyi doğrudan Kendisine verilmiş bir ödünç gibi nitelendirir ve bu davranışı katbekat mükafatlandıracağını vadeder. Benzer şekilde Peygamber Efendimiz de “Bir mümin diğer kardeşine yardım ettikçe, Allah da ona yardım eder. Her kim eli dar olan borçluya kolaylık gösterirse, Allah da ona kolaylık gösterir. Her kim bir müminin dünya üzüntülerini giderip onu ferahlandırırsa, Allah da yüce hesap günü onun üzüntülerini giderir” beyanıyla bu müessesenin manevi boyutunu ve toplumsal değerini en açık şekilde ortaya koymuştur. Bunların ışığında düşünelim, amel edelim, örnek olalım. Dünyada da ahirette de huzur bulalım.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle