--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İslâm demokrasi ile bağdaşmaz!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
1

Müftü emeklisi, İslâm Ansiklopedisine maddeler yazan, “Ahlâk” maddesi uzmanı Prof. Mustafa Çağırıcı “Tayyip ile İktidar Düşmanlığı” ile yayın yapan “İslâmcı” ağırlıklı yazarların bulunduğu Karar gazetesinde “İslam demokrasi ile bağdaşır mı?” başlıklı yazısına temas etmek istiyorum. Yazısının giriş bölümünde:

“Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in öğretisinden beslenen İslâmî siyaset teorisinin adalet, hesap verebilirlik, şûrâ/istişare, toplumsal refah gibi başlıca siyasi-ahlâkî ilke ve amaçlara büyük önem verdiğini biliyoruz. Buna rağmen uygulamada –re’y ve içtihat gibi akılcı yöntemlerin uygulandığı ilk dönemler hariç- birçok Müslüman toplumun otoriterlik, adaletsizlik, yolsuzluk, kayırmacılık gibi ahlak dışı uygulamalardan bir türlü kurtulamadığını tarihte ve günümüzde yaşananlar göstermektedir.

Kanaatimce bu olumsuz durumun en büyük sebebi, İslam’ın siyasi-ahlâkî ilkelerinden yönetilenler gibi yönetenleri de bağlayan, toplumu geliştiren ve kendini yenileyen canlı bir yasal sistemin üretilememiş olmasıdır. Günümüzde Müslüman toplumların ve yönetimlerin demokratik sistemle ilgili problemlerinin önemli sebeplerinden birinin bu olduğu kanısındayım” diyor. İslâm ile demokrasiyi bağdaştırma derdinde! Ben hemen söylüyorum, yazıyorum: İslâm demokrasi ile bağdaşmaz!

Bize hiçbir harici ideolojik baskı veya propaganda, kalıcı ve parçalayıcı zararlar veremez. İçten yakalayabilecekleri hassasiyet noktaları bulurlarsa, istismar kancalarını o yumuşak dokulara saplayabilirlerse işin rengi değişebilir. İnsanı ve onun dünyasını bozup kirleten bir medeniyetin amacı yoktur. Sadece putları vardır. Nefs putu, para putu, şehvet putu, gösteriş putu, menfaat putu gibi. İşte bu putların emrine girenler onun kulu/kölesi olurlar. Hangi pâyeyi taşırlarsa taşısınlar. Hakiki iman da bütün putları yıkmakla başlar. Sadece görünen müşahhas (somut) putları değil. Kafadaki (zihindeki) gönül dünyasındaki (içindeki) putları İslam yıkar. İslam’ın anlam dairesi dikkate alındığında insanla ilgili bütün meseleler çözülür. Yeter ki uygulansın, hayatımıza yön versin. 

İslâm’da, (yaşandığında) hayat tarzında sadece Allah’a teslim olup, hayatını Allah’ın belirlediği ilke ve şartlara göre sürdürmesidir. Demokrasi; ağzı olanın konuştuğu, ilahi ölçüye uyma yerine kendi koyduğu ölçümün ölçü alındığı bir yapıdır. “Helâl-haram, günah-sevap” kavramlarının olmadığı rejim! 

Mahiyetleri itibarıyla birbirinden ayrı düşünülmesi gereken İslâm ve demokrasinin; birbiriyle karşılaştırılması, kıyaslanması, üst üste getirilerek çakıştırılması.

İslâm bütüncül bir inanç sistemidir ve kaynağı ilahidir. İslâmî bilgi sistemi, meşruiyetini vahiyden alır. Demokrasi ise en yaygın ve makul tanımları dikkate alırsak bir siyasal rejim, bir yönetme tarzı ve üslubudur. Dolayısıyla kaynağı açısından beşerî, dünyevi ve değişkendir. Çağdaş demokrasinin vazgeçilmez şartı, ‘egemenliğin halka ait olduğu’ düşüncesi iken, İslam’da ‘mutlak egemenlik/hakimiyet Allah’a aittir. Hukuki normların Kitap ve Sünnetle çelişmemesi esastır. Böyle olduğu hâlde Çağırıcı: “Şahsen ben egemenlikle ilgili güçlüğün de aşılamaz olduğunu düşünmüyorum. Gerekçem ise -özetle- Mecelle’nin “Ezmânın tagayyürü (zamanların değişmesi) ile ahkâmın (hükümlerin) tagayyür edeceği inkâr olunamaz” prensibidir” diyebiliyor.

Bunun karşısında kaynağı ilahi olan İslâm’la bir yöntem olan ve kaynağı beşerî olan demokrasiyi “İslam demokrasi ile bağdaşır mı?”başlıklı yazı yazma da yanlıştır. 

“Biz Allah’ın boyadığı renge boyandık. Kimin boyası Allah’ın boyadığı renkten daha güzeldir? Biz, yalnızca O’na kulluk ederiz.” (2 Bakara 138) Peygamberlere indirildiği bildirilen ilâhî gerçeklerin aslı ve özü hak dindir. Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak, O’nu rab tanıyıp (biçimi devirden devire değişse de) O’na kulluk etmek, adalet, doğruluk vb. Evrensel ahlâk ilkelerine riayet etmek, âhiret gününe, o günde herkesin inançlarından ve yaptıklarından hesaba çekileceğine inanmak gibi öğretileriyle, ilk peygamberden sonuncusuna kadar değişmeyen dindir. Allah’ın insanlığa verdiği böyle bir din ile boyanıp bezenmekten, böyle bir fıtratla donanmış olmaktan daha güzel bir şey de yoktur. Ayetin ifadesine göre Müslümana yakışan da kendisine ve genel olarak insanlığa bu güzellikleri bahşetmiş olan Allah’a, lâyık olduğu şekilde kulluk etmektir. Bu şekilde inanıp kulluk eden insan Allah’ın hak dini ile veya tevhid inancına yatkın olan fıtrat boyasıyla boyanmış olup bundan güzel bir arınma ve bezenme de yoktur. Dinimizin sâbiteleri ile değişkenlerini karıştırmamak, bilmek ve uygulamak şarttır.

Demokrasi, mutluluğunu yalnız dünya nimetlerine bağladı. Bir büyük değişmezden rengini alamayan insan, kendi başarılarına rengini veremedi. Şimdi insanlar bilgisayarın, internetin, sosyal medyanın esiridir. Özgürlük diye bağırırken de. 

 ‘İnandığı gibi yaşamayanlar, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar’ sözüyle hareket eder hale geldiler/getirildiler. Mü’min kimliğine aidiyeti unuttular/unutturdular. Demokrasi kendi kutsallarımızı kaldırıp (Kaldırılması gereken) laikliği kutsal hâle getirip “dokunulamaz, kaldırılamaz, çıkarılamaz” konumuna konması da demokrasinin gereği oldu. Demokrasiyi aldığımız hiçbir ülkede olmayan, görülmeyen bir uygulama kendi ülkemizde.

Her muhatabına; namazın her rekatında tekrarladığı Fatiha ile silinmez şekilde bir “biz” bilinci aşılar. Müslümanları bir ümmet kılan işte bu bilinçtir. İslam, ideal birleştiricidir. Gayr-i şuuri olarak bile, “İslam’dan alan” faydasını görür. İslâm hayat tarzıdır. Hayatın gerçekleri, İslami yoruma ve değerlendirmeye tâbidir ve muhtaçtır. Mü’minlerin ortaya koyduğu irade, İslam’ın küresel vahdet projesi yolunda atılmış bir adımdır. Demokrasiyi “En az kötü rejimdir” diyenler, Demokrasiyi kuran aydınlardır. Demokraside güzel görülen her şey İslâm’da, İslâm’ın çirkin ve haram dediği her şey Demokraside!

“Doğruların, iyilerin, faydalının, güzelin ortak paydası İslam’dır.” Yanlış, kötü, zararlı, çirkin (Top yekûn “menfi/olumsuz”) ortak paydasının ‘inkâr, dalâlet, gaflet’ olduğu ve “Demokrasi şemsiyesi” altında toplandığı da unutulmasın! 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle