--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ’ÜN ALAMETİ! “Gulûl” (kamu malına hıyanet)!!!(4)

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
0

Her ne kadar Kur’an ve hadislerde Devlet’in, Beytul malın; malını çalanların, şehit hükmü dahi olsa namazlarını kılınmadığı ve cehennemde yanarken gördüklerine dair ayet ve hadisleri kaynaklarıyla bir önceki yazılarımız da detaylarıyla paylaşmıştım!

GULUL YEMEK VE TOPLUMSAL FELAKETLER!!!

Evet, İslam dininde devlet malını (kamu hakkını) haksız yere yemek, büyük bir vebal ve toplumsal çöküşe (felakete) neden olan bir zulüm olarak kabul edilir. Kur’an-ı Kerim’de ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hadislerinde bu durum “gulûl” (kamu malından çalmak/hainlik etmek) veya “haksız kazanç” olarak adlandırılır ve şiddetle yasaklanır.

TOPLUMSAL FELAKET VE HELAK UYARISI!!!

“Bir toplulukta kamu malları (ganimet ve devlet malı) şahsi servet gibi kapışıldığı, emanet ganimet sayıldığı, zekat bir yük ve angarya olarak görüldü mü... işte o zaman kızıl bir rüzgar, deprem, yere batma, şekil değiştirme ve gökten taş yağması gibi felaketleri bekleyin!” (Tirmizî, Fiten, 38)

BEDİÜZZAMAN’IN BU GİBİ MESELELERE BAKIŞI!!!

‎Bediüzzaman hazretleri Risale-i Nur külliyatında bu gibi meselelerle ilgili soru sorulduğunda İngilizleri örnek göstererek onların hain planını şöyle anlatıyor: ‎”Her bir zamanın insî bir şeytanı vardır. ‎Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûhu gaddâr, ‎fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan elhannâs, ‎altı hutuvâtıyla Âlemi İslâmı ifsad için insanlarda ve insan cemâatlerindeki habîs menba’ları ve ‎tabiatlarındaki muzır mâdenleri, fiilî propaganda ile işlettiriyor, zayıf damarları buluyor.

‎Kimin hırsı intikamını, ‎kimin hırsı câhını (makam sevgisi), ‎kimin tama’ını (mal sevgisi), ‎kimin humkunu (ahmaklığını), ‎kimin dinsizliğini, ‎hattâ en garîbi, ‎kimin de taassubunu işletip siyasetine vâsıta ediyor..”

TAASSUB VE DİNDARLIK DAMARI!!!

‎Burada en dikkat çeken ise, “taassub” kelimesidir. ‎Yani bazılarının dindarlık damarından istifade ile, ONLARI MADDİ MENFAATLERLE ALDATARAK siyasetine alet etmesi ve bu damarı işletmesidir.

‎Hükümetin bazı yanlışlarını göstererek, onunla Müslümanlar arasında bir muhalefet oluşturmak, onları bölmek ve parçalamak ile kuvvetlerini kırmak ve yutmaya zemin hazırlamaktır.

CUMHURIYETİ ATALARIMIZ KURDU!

103 YILDIR  TORUNLARINA AYNI OYUNU YAŞATIYORLAR!!!

‎O zamandaki İngilize bedel, şimdi de içimizdeki ve onların içimizde satın aldığı bir türlü dönmeyen ve değiştirilmeyen Türkiye cumhuriyeti vatandaşı kisvesi altında yıllardır bu ülkede ihanet şebekeleri ile işbirliğiyle kaos oluşturan, spekülatif hadiselerle iktidarı ve istikrarı bozmaya yönelmiş siyonistler maalesef bugün cumhuriyetin 103. yılında bile aynı oyunlarla aynı tezgahlarla bu ülkenin istikrarına ve istikbaline dinamit koyarak aynı şer planı işletiyorlar.

‎Hiçbir samimi gerçek kitabi ve tahkiki imana sahip Müslüman, vatanını ve milletini seven hiçbir milliyetçi mukaddesatçı insan olan hiç kimse, buna fısat vermemelidir.

‎Zira bugün her şey dışarıdan göründüğü gibi durmuyor. Çok ciddi bir süreçten geçiyoruz.

‎Fakat hiç ümitsizliğe yer yok. Çünkü Allah (CC) va’detmiş, elbette va’dini yerine getirecektir. Allah nurunu tamamlayacaktır. Bunda hiç şüphe yoktur. ‎Çok parlak ve büyük bir saadet bizi bekliyor. başımıza bu belalar açan içimizdeki ve dışımızdaki vatan hainleri ve bunlara işbirlikçilerini ve Siyonistleri de çok feci ve dehşetli bir akıbet bekliyor. ‎Netice Ahirette olduğu gibi, dünyada da, İslam›ın ve Müslümanların lehine olacaktır inşallah.

‎Bediüzzaman hazretlerinin ifadesiyle: “Evet, ümîdvâr olunuz, şu istikbâl inkılâbı içinde, en yüksek gür sadâ İslâmın sadâsı olacaktır!‥ “

Zamanımızdaki hizmet ve muvaffakiyetlerin seviyesini idrak edebilmek için yer yer dönüp geçmişe bakmak lazım.

Ezanların susturulduğu, Allah demenin suç sayıldığı, Kur’an okumanın yasak olduğu bir tablodan sonra, asrımıza bakacak olursak, bazı gerçekler daha net anlaşılacaktır.

İstikbal çarklarının, inananların lehinde, inanmayanların ise aleyhinde hareket ettiğini keza müşahede etmekteyiz.

BU KURTULUŞ SAVAŞI’NDA HER TC YURTDAŞ’INA VE MÜSLÜMANA DÜŞEN GERÇEK VAZİFE!!!

Ülke, savaş durumunda olduğu bir zamanda, devlete; bana ne düşer diye bir talepte bulunulmaz. Yapılması gereken bellidir.

Bu vatanın gerçek sahipleri bizler fikren ve ruhen ve bedenen EBED MÜDDET DEVLET şuuruyla devletimize sahip çıkmaktır! Sonrası ise verilen görevi Hakkaniyetiyle yapmaktır.

Zira şavaşta bir fert, tek başına hiçbir şey yapamaz. Aynen öyle de manevi bir mücahede içerisinde bulunduğumuz böyle bir karanlık zamanda, tek başımıza bir şey yapmamız neredeyse mümkün değil. “Zaman cemaat zamanıdır” prensibiyle hareket etmekle mükellefiz.

MADDİ ÇIKAR PEŞİNDE OLANLARIN 

YOLUNDA OLMAYACAĞIZ!!!

Biz bu vatanın gerçek sahipleri, tahkiki iman sahibi, Anadolu irfanı, Müslüman Türkler olarak; Mana erlerinin içine dahil olup, verilen vazifeyi yerine getirmekle meşgul olacağız. O zaman kuvvetimiz birden bine çıkar.

İnsanlar iman ve ahlak yönünden düzelip, iyi bir kul, iyi bir ümmet olursa; Allah’ın bir gün içinde bulutsuz havayı bulutlandırıp yağmuru göndermesi gibi, bir anda yıkılmış değerlerimizi ve tahribe uğramış mabetlerimizi vatanımızın her karış toprağını bozulmuş olan ekonomimizi yeniden ihya etmesi, O’nun kudret ve rahmetinin şanındandır. 

Yeter ki biz bu rahmet ve kudrete münasip bir kul ve ümmet olalım.

İnşallah gelecek bu necip milletin torunlarının ve İslam’ındır. Elbette bu gelecekte İslam’ın yüksek ve şanlı sembolleri yeniden eski değerini ve kıymetini kazanacaktır...!!!

İçimizdeki kâfirler münafıklar, fasıklar, mülhidler, gafiller… istemese de..!

Yarın olmasa da çok yakındır!

Vesselam

WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 053020000 96

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle