--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Peygamberimiz ve gençler

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
5

Peygamberimiz ve gençler

YAŞAR DEĞİRMENCİ

Gençlere küçükken kazandırılan ve gençliklerinden kaynaklanan hasletleri, gelecekteki hayatlarında önemli bir yer tutar. Bu sayededir ki tarih boyunca peygamberler ve toplumun ıslah ve irşadında vazife alan her ‘irşad erbabı’nın büyük bir kısmını gençler teşkil etmiştir.

Peygamberimiz, İslâm toplumunun şekillenmesinde ve İslami değerlerin yaşanmasında ve yayılmasında gençlere büyük görevler vermiştir. Onların cesaret ve enerjilerinden gereği gibi yararlanmak için, her şeyden önce gençlerin kendine güvenli, sağlam bir kişilik geliştirmelerine imkân sağlanmasının önemini çok iyi biliyordu.

Sorumluluk gerektiren en yüksek görevlere hazırlanmalarını gençliğin tabiî hakkı ve amme menfaatlerinin bir gereği olarak görüyordu. Bundan dolayı gençlere özel ilgi gösteriyor ve onları devamlı teşvik ediyordu. Eğer görev ve sorumluluklarının bilincinde olan kumandanlar, alimler ve hakimler yetişmişse bu ancak Peygamberimizin yardımı ve teşviki sayesinde olmuştur. Bu yardım ve teşvik olmasaydı dünyanın dört bir yanında büyük yankılar uyandıran büyük İslami gelişme hamlesinden bahsedilemezdi. Rasulullah, insanın en sağlam ve sistemli bir şekilde eğitilmesine yarayacak temel ilke ve metodlara başvuruyordu. Bu uygulama hem teorik hem de pratik alanda kesin sonuçlara ulaştırabilen, güçlü ve şaşmaz prensipleri de beraberinde getiriyordu. 

Rasûlullah, yapılması gereken bir işle birini görevlendirmeden önce, onu cesaretlendirmek suretiyle yolunu açar, daha sonra da ilgi ve desteğini sürdürürdü. Askerlik, eğitim-öğretim ve yargı alanlarında bunun açık örneklerini görmek mümkündür. 

Allah Resulü, gençlerin ilim alanında yetişmesine de büyük ilgi ve dikkat göstermiştir. Zekâ ve kabiliyetine güvendiği gençlerin ilimde uzmanlaşmaları için bütün engelleri kaldırmış, başkalarına göstermediği müsamahayı gençlere göstermiştir. Peygamberimiz, vahiy kâtiplerini genellikle gençler arasından seçmiştir. İslâm’a davet mektuplarını da gençlere yazdırmıştır. Bazı gençleri de Süryanice ve İbranice gibi, o gün için çok ihtiyaç duyulan yabancı dilleri öğrenmeye teşvik etmiştir. Kendisi henüz hayatta iken bulunduğu çevrede gençlerin fetva vermesine izin vermiş olması, Peygamberimizin gençleri ilme nasıl teşvik ettiğinin açık bir göstergesidir.

İlimde en yüksek dereceye ulaşmış olanların gençler olması, Allah Resulünün bu yaklaşımının tesiridir. Gelişim özellikleri itibariyle gençlerde bazı aşırı eğilimlerin kendisini göstermesi, sıkça rastlanan bir durumdur. Peygamberimizin çevresinde yer alan gençler içerisinde de aşırı eğilimleri olan kimselere rastlanıyordu. Dinî hassasiyetleri son derece güçlü olan bu genç insanlar, aşırı zühde varan dinî yorum ve uygulamalar içerisinde bulunuyorlardı. Peygamberimiz, bunlarla yakından ilgilenmiş, onları kırıp gücendirmeden, anlayış ve hoşgörü içerisinde, bu tutumlarından vazgeçmeleri hususunda kendilerini uyarmıştır.

Peygamberimizin gençlerle alakası, onları kabiliyetleri doğrultusunda istihdamı, yeteneklerini ortaya koyacak serbestlik ortamını hazırlaması, zaaflarından kaynaklanacak zeminden onları uzak tutup rehberlik etmesi, yaptığı her talim ve terbiye usulünde fıtrata uygunluğu esas alması, bugün bütün toplumla ilgilenen zümreleri uyarmalıdır. 

Siyasiler de yol, köprü, teknolojik çalışmalardan önce ‘gençlik meselesi’ni en baş mesele olarak ele almalıdır. Gençlere kısaca şöyle hitap ederek yazımı bitireyim. 

Müslüman Gençler! 

Mücadelenizi sosyal medya ve YouTube kanallarına hapsetmeyin! Tüm sermayenizi siyasi tartışmalarla tüketmeyin! Vaktinizi başkalarının yaptığı işleri eleştirerek, ona buna laf yetiştirerek çürütmeyin! Güzel bir iş yapmak ve bir hayır işlemek için kimseden bir emir ve talimat gelmesini de beklemeyin! Önce imanınızın emir ve talimatlarını yerine getirin. Allah için bir hayal kurun ve gece gündüz o hayalin peşine düşün!

Kendi derneğinizin, vakfınızın, cemaatinizin sınırlarına hapsolmayın! Hep aynı insanlarla hep aynı şeyleri yapanlardan olmayın! Bu dini asıl ulaşması gereken kitlelere ulaştırmak için gayret edin! Birkaç mahalleyi ziyaret edin! Mahalle parkındaki gençlerle tanışın! Bir okulu ziyaret edin! Oradaki gençlerle bir kitap halkası kurun! Bir öğrenci yurdunu ziyaret edin! Yeni insanlarla tanışın! Haftada bir gün akrabalarınızla bir araya gelin! Anne-babalarınızı ve kardeşlerinizi ihmal etmeyin!

Hayatın tam ortasında olun! İnsanların gerçek dertlerinden haberdar olun!

Bir yetimin başını okşayın! Bir garibin derdiyle ilgilenin! Bir işçiyle konuşun! Bir pazarcıyla sohbet edin! Ekmek kuyruğundaki bir amcayla dertleşin! Bir akraba ziyareti yapın! Hayatın tam ortasında olun! İnsanların gerçek dertlerinden haberdar olun! “Ümmetin derdiyle dertlenmeyen bizden değildir” hadis-i Şerifi unutmayın!

İyiliği, güzellikleri yayın. Erteleyenlerden, hep uygun zamanı bekleyenlerden olmayın! 

 Okuduğunuz kitap, dinlediğiniz sohbet, öğrendiğiniz ilim; bu zor günlerde bile bir garibe yardıma dönüşmeyecekse, sizi bir Müslüman’ın derdiyle dertlendirmeyecekse, bir iyiliği tavsiye etmenize ve bir kötülüğü önleminize sebep olmayacaksa yani sizi harekete geçirmeyecekse ne işe yarayacak ki?

Sakın hep uygun zamanı bekleyenlerden olmayın! Okulum bitsin, ilim tahsilim bitsin, kendimi iyice yetiştireyim, henüz vakti gelmedi diyerek hayatını ve gençliğini ıskalayanlardan olmayın! Hem unutmayın! Su gibi akıp geçen hayat, asla sizin bir şeyleri bitirmenizi ve hazır hale gelmenizi bekleyecek değildir.

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kanber

25 Temmuz 2025 15:30

Selamlar Allah razı olsun hocam çok önemli konuyu dile getirmişsiniz

Cemal OKUR

25 Temmuz 2025 11:01

Ağzınıza sağlık

Hikmet Yılmaz

25 Temmuz 2025 10:42

Umre'ye (~ 2- 3 DOLAR) yerine ihtiyaçlı çocuklarımıza sünnet ettirilmesi ile Hac farizeside harcanarak meblağı(~ 6-7 bin DOLAR) evlenecek gençlerimize destek olmak daha faziletli olmaz mı? İçim yanıyor; ABD'YE TRİLYON DOLAR "SAKAL PARASI" VEREN SUUD'LARA PARA KAZANDIRMAK İÇİN UMRE VE HAC'A GİDEN KARDEŞLERİMİZE YAZIKLAR OLSUN.. Verilen dolar Filistindeki Müslüman kardeşlerimize yapılan zulüm değiller mi ?

Nahit sazoglu

25 Temmuz 2025 10:00

Gizli dünya devleti BM NATO IMf dünya Bankası UNESCO İsrail'e çalışmaktadır rockfeller Rothschildler Yahudilerin lobisi siyonizmdir kökleri dışarda olan zararlı yapilar lions rotary kulüpleri mason locaları acilen İçişleri bakanlığı tarafından kapatilmali siyon protokolleri devam ediyor ülkemizde ekonomik gelişmeler ancak demiryollarıyla olacaktır petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir her ilimize hızli tren yapmaliyiz raylı sistemler geliştirmeliyiz savunma sanayimizi devlet politikası yapmaliyiz ASELSAN havelsan roketsani TUSAŞi çok uluslu şirket yapmaliyiz İncirlik ve kürecik üslerini acilen kapatilmaliyiz tam bağımsız Türkiye güçlü Türkiye ülkemizde ekonomik gelişmeler ancak demiryollarıyla olacaktır petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir her ilimize hızli tren yapmaliyiz raylı sistemler geliştirmeliyiz yük ve yolcu taşımacılığında acilen demiryollarına geçmeliyiz demiryolları toptan tüfekten daha mühim bir emniyet silahıdır tulomsas tudemsas TÜVASAŞ demiryolu şirketlerini çok uluslu şirket yapmaliyiz üç tarafı denizlerle çevrili denizciligimizi devlet politikası yapmaliyiz

Mustafa

25 Temmuz 2025 09:53

          Namaz iman değildir imanı   güçlendiren büyük ameldir iman şirk sizliktir. Tevhidi sağlam olmayan tagutu red edemez tagutu red edemeyen şirkten beri olamaz şirkten beri olmaya nın? namazı olsa ne, hacı olsa ne, olmasa ne.?               Yeni nesil ahlak nedir bilmez.! Ahlakın değeri anneden babadan gelir parayla ölçülmez.               Babalar eve birşeyler getirirken çuvalın içinde getirirdi fakir biri görür heves eder diye gece getirirdi sokakta açıkta birşey yemezdi lokantaların önünde masa olmaz lokanta camları yemekler görünmeyecek şekilde yarım perdeliydi . Esnafta ahlaklıydı, oruçlunun yanında gayri müslimler çocuklarını hiçbir şey yedirip içirmezdi. Şimdi GAYRİ MÜSLÜMANLAR bırakın çocuklarını kendileri sadece ramazan'da yol üzerine masa kurup yiyiyor içiyor, utanmadan ben müslümanım diyor. Yetmiyor müminlere yol gösteriyor ahlaksızlıklarını ahlakmış gibi pazarlıyorlar.   1927 nüfus sayımına göre her üç kişiden biri gayri müslim. Yani 86 milyonun 3/1 = 27 milyon gayri müslim mi.? Fâtih Altaylı adı fatiha dan veya fatih sultan mehmet den mi.? Soy adı orta Asya Türk boyu Altay Türklerin den mi.? Bilinmez bilinen doğru dededen miras kilisesi var. Soyu Pakraduni lerden .?     Eskiden müminler ve GAYRİ müslimler vardı.! Şimdi müminler, GAYRİ müslümanlar ve gayri müslümler var.!

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle