--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Müslümanların öncelikli yapması gereken Tevbedir!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
6

Müslümanların öncelikli yapması gereken Tevbedir!

Yaşar Değirmenci

Hata yapmak anlaşılabilir, asıl anlaşılmaz olan “hatayı savunmak” tır. Hatanın (günahın) kabullenilmemesi, itiraf edilmemesi insanı günahı savunur hale getirir ki bu da istisnalar dışında her zaman açık olan tevbe kapısının kapanmasına yol açar. Hz. Adem (as) da hata yaptı, Şeytan da. Fakat Hz. Adem tevbe etti; şeytan hatasını savundu. Hz. Adem’i “adam” eden hatasını kabullenmekti, Şeytan’ı “şeytan” eden de hatasını savunmak, hatada ısrar etmek. Ölüler hata yapmazlar, elbette iş yapan hata da yapacaktır. Ancak hiçbir zaman “faal halde bulunmak” yapılan hataların mazereti, “hata yapma ihtimali taşımak” da atalet ve tembelliğin mazereti olarak kullanılamaz. 


 

Tevbe, yapılan hatanın bütün vicdani sorumluluğunu üstlenmek ve söz konusu hatanın olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırma kararlılığını sergilemektir. Bu manada samimi olarak yapılmış her tevbe mükemmel bir özeleştiridir. Her muhasebenin (özeleştirinin) “tevbe” olması ise, yapılan hatanın insan-insan ilişkilerine yönelik ahlaki sorumluluğunun yanında, insanın Rabbine yönelmesinin ahlaki sorumluluğunu da üstlenmesine bağlıdır. 


 

Şimdi, dövünme, ahuvah etme zamanı değil, tevbe zamanıdır. İstiğfar zamanıdır. Tevbe gibi bir “nefs muhasebesi” zamanıdır. Hatta toplumsal hatalar, isyanlar “toplumsal tevbe”yi gerektirir. Allah’ın verdiği nimetleri ona isyanda kullanmak, Rabbine adeta meydan okumak isyanını, günahını aleniyete dökmek cezayı müstelzimdir. İslam büyüklerinin şu tavsiyesi ne kadar önemlidir. “Sana verilen nimeti küçük görme. Onu sana gönderenin büyüklüğünü düşün. Günahını küçük görme. Kime karşı işlediğini düşün.” Cezanın cinsi de amelin cinsindendir. “Cinnet toplumu” nun kurtuluşu da “Tevbe Şemsiyesi” altında “Ya Rab!” diye Rabbine ilticadadır. Tevbe bir tehdit yahut korkutma durumu da değildir. Çünkü gerçek tevbenin yegâne teşvikçisi vicdandır. Belki de bu sebeple “her pişmanlık tevbe’dir” buyurulmuştur. Mev’ıza kitaplarında rastladığım “terzinin tevbesi”ni siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.


 

Bir terzi, sâlihlerden bir zata;

“–Rasûlullah (sav)’in: “Allâh Teâlâ, kulunun tevbesini, canı boğazına gelmediği müddetçe kabul eder.” hadîs-i şerîfi hakkında ne buyurursunuz?” diye sual etti.

O zât da sordu:

–Evet, böyledir. Ama senin mesleğin nedir?

–Terziyim elbise dikerim.

–Terzilikte en kolay şey nedir?

–Makası tutup kumaşı kesmektir.

–Kaç seneden beri bu işi yaparsın?


 

–Otuz seneden beri.

–Canın gırtlağına geldiği zaman, kumaş kesebilir misin?

–Hayır, kesemem.

–Ey terzi! Bir müddet zahmet çekip öğrendiğin ve otuz sene kolaylıkla yaptığın bir işi o zaman yapamazsan, ömründe hiç yapmadığın tevbeyi o an nasıl yapabilirsin? Bugün gücün yerinde iken tevbe eyle! Yoksa son nefeste istiğfâr ve hüsn-i hâtime nasîb olmayabilir… Sen hiç: “Ölüm gelmeden evvel tevbe etmekte acele ediniz!” sözünü işitmedin mi?

Bunun üzerine terzi ihlâsla tevbeye sarıldı ve o da sâlihlerden oldu. 


 

Sahibini yerinde durmaz eden, onu yanlıştan vazgeçirmeye çalışan kötüden, çirkinden, haramdan, günahtan rahatsız olduğunu sahibine sızlayarak, inleyerek bildiren vicdandır. Bu sebeple tevbe ilk hareketini içerden alır. Layıkıyla yapılmış her tevbe, vicdanın sesini dinlemek anlamına gelir. Her tevbe bir “bilinç tazeleme” olduğu için, aynı zamanda bir kendine dönüş sürecinin adımlarını atmaktır. Tevbe’yi kendine dönme, kendini bilme, kendini bulma olarak da değerlendirebiliriz. Tevbe’nin muhatabı Allah’tır. Kul tevbesiyle Rabbine yaklaşmış olur. Diğer bir ifadeyle Rabbiyle arasındaki engelleri kaldırma girişiminde bulunmuş demektir. Nihayetinde herkes bir Yusuf. Kimi Züleyha’sını ardından koşturacak, kimi Züleyha’sının ardından koşacak. Dolayısıyla kiminin gömleği önünden yırtılacak, kiminin gömleği de ardından. Bunları düşününce Allah Resulüne “bana ve size ne olacağını ben de bilemem” sözünü söylemesinin niye emredildiğini daha iyi anlıyor insan. Bir de Sevgili Peygamberimizin şu duasını: “Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Kalbimi senin sevgin ve dinin üzerine sabit kıl.” 


 

Hz. Musa (a.s) da “Rabbim! Ben kendime kötülük ettim.” İtirafında bulunmuş ve “Ne olur beni affet!” diye tevbe etmiştir. Kur’an, günahı kurtulunması gereken bir yük, yıkanıp atılması gereken bir kir gibi göstermekle günahkâra en büyük ikramı yapmaktadır. 

Vahyin inşa ettiği insanımızın da tek derdi vardır: Yeter ki insan kendi kendine zulmetmesin. Yeter ki insan ebedî saadetini elleriyle yok etmesin. Yeter ki insan yaradılış amacına uygun davransın. Hz. Musa’nın kaza cinayetine sebep olan eli, yed’i beyza’ olmuştur. Verilen mesaj gayet açıktır: Eliniz kirlenebilir, tevbeyi nasuh ile tevbe ederseniz, kirlenen elinizi yıkamış olursunuz. Siz elinizi temizlerseniz, Allah’ın bahşettiği temizlik nûr üstüne nûr olur. İşte o zaman eliniz “nurlu el” (yed’i beyza) olur.

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kanber

22 Ağustos 2025 20:12

Selamlar hocam. Allah razı olsun. Allah'ım Bizim tövbelerimizi de kabul eylesin. Salih kullarından eylesin.

Nedim

22 Ağustos 2025 11:50

Osmanlı sonrası İslam dünyasında emperyalist ve siyonist güçlerin ve onların işbirlikçileri eliyle ne yazık ki batı tarzı Allah'a ait olan ilahlık rablik ve hakimlik alanı olan yasama ve yargının Allah'tan başkalarına kişilere ve kurumlara veren sistemlerine geçildi.Ve bundan sonra İslam dünyasının adı var kendisi yok olacak şekilde dizayn yapılarak etkin ve yetkin olamaması sağlandı.Ve bütün dünyada Osmanlı bakiyesi halklar işgal altında katliamlar hatta Gazze'de Filistin'de olduğu gibi soykirimlara uğradı uğruyor.Şeytani la ne ve dostları İslam dünyası ni kendilerine yani Allah a isyan noktasında kendilerinin düştüğü küfür şirke sokmadan İslam tehlikesinin bertaraf edilmeyeceğini bildiklerinden ne yazık ki İslam dünyasına ilk önce sinsice sonra kıvamına gelince yani insanlar küfür şirk i apaçık gördüğü hâlde artık hak ile batılı ayiramama noktasına geldiklerinde Allah'a isyan apaçık yapılmaktadır.Yasama ve yargı Allah'tan başkasına verildiği ortada...Ve zinayı içkiyi faizi ve kumarı ve birçok Allah'a isyanı kurumsallaştirdiklari halde en dindari en bilgili olanı bile olan bitenin Kuran'da anlatılan samiri olayından beter olduğunu bilemez noktaya evrildi.Bu konular dinin ikincil furu fıkıh amel alanları değil dinin temeli aslı akide alanı ile alakalı olduğunu bile bilemez halde ler.Bunu neden mi söylüyorum.Yazarin Tevbe etmeliyiz sözü üzerine yapılması gereken İbrahim as ve İsmail as sonrası Mekkelilerin Allah'a ait vasıfları kişilere kurumlara verdikleri CAHİLİYYE döneminde namaz oruç hac kurban Kabe ye tavaf vb ibadetler içeriği değişse bile devam etmekte fakat akaid konularına girecek şirk ve küfür işlenmesi üzerine Allah cc Muhammed as i onlara gönderdi.Onlari küfürden şirkten kurtarmak için..Tâbi ki onlar buna şiddetle karşılık verdiler atalarımıza bize kâfir müşrik diyemezsin tamam birçok gunshlarimiz var ama biz Allah'ı inkâr etmiyoruz hatta Zümer 3 te olduğu gibi,"bu putlara bu aracilara Allah'a yakınlaştıran lar diye dini bir tutumuz var"dedikleri geçer.Osmanli sonrası Allah cc in iktidarı yerine batı tarzı sistemlerle CAHİLİYYE dönemine girildi.Resulullsh sav insanları nasıl kurtardiysa o yapılmalı.Kisiler la ilahe illallah sözü nün manasını şartlarını Sahabe nasıl anladı ne yaptılarsa aynısını yaparak hayatlarında onlar gibi devrim yapmalılar bu mana ya gelecekse evet Tevbe etmeliler.Ayni İsrailoğulları nin buzağı putuna ibadetten Tevbe ettikleri gibi bir bedel ödeyerek nefislerini öldürerek mesala...

Tövbe mi.

22 Ağustos 2025 10:47

Sen kul hakkı ye. Sen hırsızlık yap. Bir sürü günah işle sonra bir haç ve bir tövbe ile temizlen. Diyorsun ya sen tövbeni et yaradan kabul eder.Doğrudur o yücedir eder. Bende her gün o tövbe edenlerin tövbesini kabul etme yarabbim diye dua ediyorum. Allah büyük hayat kısa. Yarın huzuru mahşerde göreceğiz. O dini oyuncak gibi kullananları.

İbrahim

22 Ağustos 2025 10:46

Duaya baslarken; euzu besmele çekip, elhamdülillah ve Salâtu selam dan sonra acizane isteğimizi ifade ederiz. Ama; Dua ederken bile kibrimizden vaz geçemiyoruz. Duamızı ister ver, ister verme kabilinden usulen yapıyoruz. Aczimizin, fakrimizin farkında değiliz. Rabb'im bizleri avf ve mağfiret eylesin, dualarımızı kabul ve karîn eylesin amin.

Muhasip

22 Ağustos 2025 07:36

Baba, işlediğin günahlar için git evinde tövbeni yap, sana ne başkasının tevbelerinden. Herkes kendi hesabını verir veya veremez.

bu kadarı da olmazdı

22 Ağustos 2025 06:00

konuşma gelişimi 14 yaşındaki bir çocuk düzeyinde kalmış olan ibanoğlu nun cumhurbaşkanı adayı olması gerçek bir felaket olurdu. ayrıca dilinden atamadığı yerel aksanı onu daha da berbat bir görünüme bürüyor. beylikdüzük’den ilk belediye başkan adayı olurken ona referans olan MYılmaz’ı nefret ve tiksintiyle anıyorum.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle