Modern dönem cahiliyesi: Putçulara ve Putperestlere Çağrı!
29 Ekim’deki gazete manşetleri, bazı özel okuldaki tören görüntüleri, Anıtkabir ziyaretinde yaşananlar bu yazıyı yazmama sevk etti.
Modern zamanlarda Müslümanların çevreye uyan değil, çevreyi İslâm’a uydurma hassasiyeti taşır. Ayette belirtildiği gibi. Girdiği yere “sıbgatallah. Ve men ahsenü minallahi sıbgah” (Allah’ın boyasıyla boyandık. Boyaca O’ndan daha güzel olan kim vardır? Biz yalnız O’na kulluk ederiz” deyin.) (2 Bakara 138) Müslümanın bu hitaba amelleriyle cevabı olmayınca;
Allah’ın mührünü vurma özelliğini kaybettiler. Bu kaybediş, özünden uzaklaştılar, nefsine kul olmaya başladılar. İçine düştükleri durumun mazereti olarak ‘modern zamanlar’ uydurmasına sığındılar.Dünyevileşme hastalığı, her kesimdeki Müslümanları (hangi konumda olursa olsun) etkiledi. Bu modernleşme çağına uyan modern Müslüman tipi, topyekûn, yekpare olan hayat tarzımız İslâm’a uyma, ona tâbi olma yerine kendilerine uydurdular.
Yaşadığımız dönemde; ulus, kavim, ülke farklılıkları, “evrensel bütünlük bilinci” bozulduğu için Müslümanlar arası birlik, beraberlik ve dayanışmayı engelliyor. İnsanlığın ruhunun kurtulması; insanlığın boynuna geçirilen prangalardan ve putlardan kurtulmasına bağlı. Bu putlar da isim değiştirerek gelmiş yaşadığımız döneme. Siyonizm prangasıyla, Batı’nın içimize soktuğu putlar! Batı’nın zihin putlarından, ayartıcı kültür ve eğlence putlarından,
Kapitalizm, laisizm, egoizm, hedonizn, kariyerizm, nihilizm gibi insanı insanlığından eden, insanın özgürlüğünü elinden alarak köleleştiren, iradesini yok eden bütün putlardan kısaca seküler zihin putlarından ancak İslâm ile kurtulabiliriz. Bunları yazarken söylerken “özgürlüğe Cumhuriyetle kavuştuk” diyenler, esaret hayatı yaşadıklarının farkında değiller.
Tarih bilmeyen, Atatürk’ü bilgiye dayalı olarak tanımayan, onu dine ve dindarlara karşı silah olarak kullananlarla konuşmak dahi boşa vakit tüketmektir.
Put; kişinin Allah’ın dışında hayatının amacı kıldığı maddî-mânevî her şeydir ve putları bu yönleriyle hayatın amacı kılmak da şirktir. Put sadece tapılan birtakım nesneler değildir. Eğer hayatın amacı haline gelir ve insanı Allah’a isyana sevk ederse, yerine göre makam, para, kadın veya insanlar için değerli herhangi bir şey insanlar için put olabilir. Herhangi bir şekil düşünmeksizin kafalara, gönüllere, kalplere dikilen veya tâbi olunan putçuluk. Bu tür putperestliğin görüntüsü daha moderndir.
Peygamberimiz Mekke’yi fethettiği zaman Kâbe’ye girmiş ve orada bazı insanların heykellerinin bulunduğunu görünce, bunların ortadan kaldırılmasını emretmişti. Putçuluğun her çeşidine karşı çıkan ve putlara tapınmanın kötülüğünü en beliğ biçimde ortaya koyan Kur’ân-ı Kerim âyetleri; insanoğluna, yaratıcının sadece Allah olduğu fikrini ve putların, heykellerin de yaratıcı değil; yaratık olduğu düşüncesini delillerle sunar.
Kur’an, putlarla ve tapınma konusunda şunları sayar:
*Kur’an, putçuların bahanelerini, yapay kılıflarını geçerli bir neden kabul etmez ve putperestliği bırakmaları için insanlara en keskin ve sert dili kullanır.
*Aşırı ta’zim: Kur’an’a göre bir varlığa aşırı saygı gösterme, onu yüceltme ve onu ululama, sonuçta onu tanrılaştırmaya yol açacağı için yerilmiş ve şirk olarak değerlendirilmiştir. Yüceltilen şahsiyetler, âdeta kutsallaştırılır. Kur’an, peygamberlere, din adamlarına, meleklere, sâlih insanlara vb. varlıklara gösterilen bu aşırı ta’zimi şirk olarak değerlendirmiştir. Aşırı övgüyü yasaklayan Peygamberimiz “Beni mübalağa ile sevmeyin. Ben, Allah’ın kulu ve Resulüyüm” buyurmuştur.
Aşırı sevgi ile ilgili hususta Kur’an, herhangi bir şeyi, Allah’ı sever gibi severek, onun arzularına, emir ve yasaklarına itaat etmeyi Allah’a şirk koşmak olarak değerlendirmiş; herhangi bir şeye veya kimseye karşı beslenen aşırı sevgiyi de onu putlaştırmak olarak nitelemiştir. Ayette de: “İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah’tan başka eşler tutarlar. Allah’ı sever gibi onları severler. İman edenler ise, en çok Allah’ı severler...”
Allah’a inanmak; kişinin Allah’ın isteğini, kendi dileğine veya başkalarının isteklerine tercih etmesini gerektirir. Allah’ı sevmenin kanıtı, Allah’ın belirli nitelik ve güçlerini başkalarına atfetmemek ve O’nun hakkını sahte ilâh ve rablere vermemektir. Allah’ın sıfat ve güçlerini başkalarına atfedenler, Allah’ı sevdiklerini iddia edemezler. Bu şekilde O’na ortak koşmuş, Allah’a denk tutmuş olurlar. İnsan; Allah’ın melekleri, nebi ve velileri gibi değerli kullarını severken de bu âyetin çizdiği sınırda durmasını bilmelidir. Zira Allah için sevmekle Allah’ı sever gibi sevmenin arasındaki farkı bilmek gerekir. Hiçbir şeyi veya kimseyi Allah’ı sever gibi sevemeyiz, O’na ait vasıfları veremeyiz, O’nun gibi yüceltemeyiz.
Tarihteki putları ve puta tapanları incelediğimiz zaman, şirk temeline dayalı putçuluğun, günümüzde geçerli olan şirkten ve putçuluktan pek de farklı olmadığını görürüz.
Bu hâle düşenler 29 Ekim Cumhuriyet’i “En büyük bayramımız, İlelebet payidar, Olmasaydın olmazdık, Ebedî şefimiz Atatürk, vs.” bu ifadeleri kim söylerse söylesin, kim yazarsa yazsın putperesttir. İmanı da (varsa) Ebu Cehil’in, cehalet devrinin imanıdır.
Günümüzde de bu kimselerin Allah’ı bırakıp birtakım armaları, sloganları, işaretleri, heykelleri ve devlet adamlarını, liderlerini yüceltmeleri de putçuluğa götürür. Kendi kutsalları uğruna mallarını, mülklerini, parti veya kurumlarını, ahlâklarını vermeleriyle kendi koydukları değerleri, vatandaşlığın şartı olarak dayatıyorlar pişkin pişkin. Adımızı, iffetimizi, namusumuzu, imanımızı da Atatürk’e borçlu olduğumuzu yazıp konuşacak kadar büyük bir haddi/hududu bilmeme saygısızlığıyla kendi değerleriyle irtibatını koparmışlardır. Bu yapı, modern Firavunluğa dönüşüyor. (Anıtkabir ziyaretleri, oranın âdeta tapınak hâline getirilmesi) Tarihi Atatürk’le eşitleme, egemenlik ve özgürlüğü Atatürk’ün lütfuna bağlama, İslam’ı ve Müslümanları Kemalizm’e bağımlı kılma çabaları bir modern dönem cahiliyesidir. Ayet meali ile bitireyim. De ki: “…Allah’ın gösterdiği yol, en doğru yoldur. Bize Âlemlerin Rabbine teslim olmamız emredildi.” (En’am 71)







