--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ruhsuz eğitim ve öğretim yerine..! (4)

İlhan Oral
İlhan Oral
0

Ruhsuz ve nûrsuz eğitim milletimize hiçbir artı değer kazandırmadı. Bunun en açık ve net delili, günümüz toplumunun cehalet, cinnet, cinayet ve hortumlamalarıdır. En şaşırtıcı taraflarından biri de genelde insanların yaşayış tarzlarıdır. Özellikle kadınların iş hayatına yoğunlaşmaları ve sınır tanımaz ölçüde dekolte kıyafetleridir.

Ruhu ve nûru ile yaşanan eğitim elbette farklıdır. Ruhsuz ve nûrsuz eğitimde hak anlayışı yoktur. Tutumluluk ve kanaat yoktur. “benden” başkası anlayışı yoktur. Haram helal yoktur. Toplumsal paylaşım yoktur. Zekât, infak ve yardımlaşma yoktur.    

Çünkü merhamet ve dengeli mal edinme anlayışı yoktur. Her şeyden önce kanaat yoktur. Dahası, o da, bu da ne varsa hepsi benim olsun bencilliği, soygun ve doyumsuzluk canavarlığıdır. Bu negatif gelişmelerdeki faiz girdabı, devlet dairelerinde rüşvet bataklığı, çıkarcı budalaların fon gaddarlığı, kara para aklama sahtekârlığı, devlet malını ve parasını şöğüşleyerek adaletten bahsetme uyanıklığıdır.

Özellikle milletin vekillerinin millete rağmen aşırı masrafları ve maaşları beraberinde artı emekli maaşları tam anlamı ile birer israf, gasp ve çıkarcılıktır.

Kısacası kadın çocuklarını yüzüste terk edip yuvasını çöle çevirdi. Evin erkeği babalık değerini kaybetti, çocukları karşısında etkin olamıyor. Çocuklar artık sınır tanımaz oldu. İlkokul yaştaki çocuklar bile cinayet işlemeye kan dökmeye başladılar.

İşte bütün bunların hepsi ve daha niceleri ruhsuz eğitimin ürünleridir. Onun için ruhsuz ve nûrsuz eğitim başlı başına amansız ve acımasız felakettir. Bunların her biri aynı oranda laik sistemin uğursuz ürünleri ve önlenemez teröristleridir. Aslında asrın depreminden daha çok ve etkisi sürebilecek toplumsal yıkım ve felaket olmuştur.

Netice itibariyle böyle bir felaket karşısında artık “batsın bu dünya” deyip biz de içinde batalım mı? Ya da Roma’yı ateşe verdikten sonra karşısına geçip, “ne güzel de yanıyorsun” diyerek keyiflenen imparator Neron’un keyfi gibi keyiflenelim mi?

Elbette hayır! Her kimin bilgisi, imanı ile aklı ve kalbi ahenk ile çalışıyorsa hem yumurta içindeki civciv kadar cesur ve bilinçli olalım. Hem de yangın söndürmek için ağzı ile su götüren karınca kadar yardım sever ve bir o kadar da diğerkâm olalım.

Bunun birinci derecede temeli devlettir. O devletin insan fıtratına münasip sistemi ve eğitim programıdır. Devlet, toplumun ilk uygulama merkezi aileyi sağlam temeller üzerinde tesis edecek iradedir. Aile, sekine, sevgi ve merhamet değerleri ile donatılmış olmalıdır. Bu üç temel değer ile ailede yetiştirilen çocuklar eğitim kurum ve kuruluşlarında bir üst olgunlaşma düzeyine yükselirler. Hayata adapte olurlar.

Fıtrata uygun verilen eğitim ve öğretim ruh ile hayat bulur. Nûr ile aydınlanır. Eğitimin verimi artar. Böyle bir sistemde böyle bir yöntem eğitim ve öğretimin farkını netleştirir ve değerini zirveleştirir. Kadıköy İmam Hatip Lisesinin orta bölümünde henüz birinci sınıfa kaydolmuş çocukların arapça dersine girdim. Sınıf cıvıl cıvıl idi.

O masum yavruların her biri birbirinden güzel ve o güzellikleri kadar da bakış ve ilgileri onları âdeta melekleştiriyordu. Sınıfa girdim. Selam verdim, defteri imzaladım. Ayağa kalktım. Çocuklar dememe kalmadı hepsi el kaldırdı. Ne oldu dedim. Ben okuyayım sesleri yankılandı. Ben konuşmaya başladım. Madem siz okuyacaktınız buraya niye geldiniz, deyince gülüştüler. Üç hafta derslerimiz böyle geçti. Üçüncü haftanın son dersinde bundan sonra derse başlayacağız, uyardım.

Dördüncü hafta derse başladık. Beş hafta sonra bir yıllık dersi bitirdik.

Bu uygulama çok ürün veren tohumu, toprak ana ile buluşturmaktır.

Çöle dönmüş gönüllere rûh, önlerine nûr gerekir. Esselamu aleykum.

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle