--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ölmeyen Medeniyet (2)

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
0

Türkiye’nin önce bölgesel güç, sonra da küresel güç olma ihtimalinin önüne geçilmesi çabası vardır. Bunu iyi bilelim. Bütün şer güçler (Başta ABD, İsrail olmak üzere Batı devletleri) bizi düşman olarak görüyorlar ve bütün ilişkilerini ona göre kuruyorlar. Türkiye; hâlâ İslâm medeniyetinin en güçlü temsilcisi ülkedir. İslâm bu toplumun ruhudur, umududur ve ufkudur. İslâm, bu ülkenin istiklal ve istikbalinin tek sigortası, bu ülkenin çocukları huzur içinde, barış içinde yaşasın diye, senin için, benim için, bizden sonraki nesiller için, bu topraklar uğruna can vermenin, kan vermenin, tek asıl ve vazgeçilmez kaynağıdır. İçinde bulunduğumuz olayları görürken, yaşayarak şahidi olduğumuz katliam, kan ve gözyaşı ile sonuçlanan devlet zulmünün çeşitli isimlerle maskelenirken devletimize, milletimize, vatanımıza sahip çıkmanın önemini idrak edelim. Hangi siyasi görüş, ideoloji içinde olsak da. Dünya bizi bekliyor. Türkiye beklenendir. Türkiye özlenendir.   

Balkanlar’da iki şey için dua edilir. Birincisi Allah için. İkincisi Türkiye için. Türkiye’nin düşmemesi, toparlanması ve bizi toparlaması için dua ederiz. İmanımızdan aldığımız güç ve tarihimizden aldığımız ilhamla bizler bugün de barışı, huzuru, kardeşliği ve adaleti tesis etmek için mücadele etmekteyiz. Tarihimizi, kültürümüzü, değerlerimizi, bizi biz yapan ve bugünlere getiren zaferlerimizi unutmayalım, unutturmayalım. Batı uygarlığı değil, İslâm Medeniyeti mensubiyetimizi de. İslâm medeniyeti olmadan insanlığın kurtuluşu gerçekleşmez. 


Bunları yazarken Üstad Sezai Karakoç’un yarım kalan notumu tamamlayayım.

“Ölümsüzlük, bu medeniyetin özünde olan gizli ve sırrını ancak Allah’ın bildiği bir güçtür. Atomu parçalayanlar bu sırrın çekirdeğini parçalayamayacaklardır. Onlar, bu hakikat medeniyetini ve bu medeniyet hakikatini ne kadar söndürmeğe çalışırlarsa çalışsınlar, başarılı olamayacaklardır. Tersine, onların bu çabaları, uyuyan medeniyet özünün uyanmasına ve ölüm sularına ermiş gibi gözüken hakikat çekirdeğinin bir dirilişle açılmasına, gelişip serpilmesine yardımcı olacaktır. Hakikat Medeniyeti / Hızır Medeniyeti / Şefkat M. / Gözyaşı / Kalp Gönül Medeniyeti Şefkat / Rahmet “ Fıtrat “ Ölmeyen, ölmeyecek olan Medeniyet! Ölümsüzlük Medeniyeti!

Farslı Selman’ı ehlibeytten sayan, Habeşli Bilal’i kardeş kabul eden, İslâm Medeniyeti, bugünkü görünümü ne olursa olsun, özü, teorik yanı, halklardaki saf yaşantısı ve insandaki etkisiyle, medeniyet olma özelliğini taşıyan tek medeniyettir. Bu yüzdendir ki, ona “Ölmeyen Medeniyet” diyorum. Ölmeyecek olan Medeniyet de diyebiliriz. Ölümsüzlük Medeniyeti de. Çünkü, o aydınlık medeniyetidir, ezeli ve ebedi Allah’a inanış medeniyetidir, şahıs kültünü, eşyaya tapmayı yıkmış, insan ya da eşya tanrılaştırmalarını devirmiş bir medeniyettir. Çünkü, o dil, ırk, renk farkına bakmaz. Çünkü; o insanı insan olarak ele alır, onu sınıflara bölmez. Çünkü; o, yalnız bu dünyada değil, ölümden sonra da insandan hesap sorulacağını, hiç kimsenin hesaptan, sorudan kurtulamayacağını, herkesin yaptığından sorumlu olduğunu ilân etmiş ve bin dört yüz yıl, inanmışlarının eliyle bu inancın eşsiz, uhrevî sitesini kurmuş bir medeniyettir.


Evet, tek medeniyet, hakikî medeniyettir O. Tanrının önünde, işçi-patron, zengin-fakir, yönetici-yönetilen, güçlü-güçsüz, soylu- halk, zenci-beyaz farkı ve ayrımı tanımaz. Ancak, üstünlük, Tanrı’ya yakınlaşma ve erdem üstünlüğüdür Onun gözünde. İnsan, yalnız Tanrının önünde eğilir. Herkesin görevi ve sorumluluğu vardır. Gerçek güç, Tanrıya aittir. Sahip O’dur, gerçek malik O’dur. Çağın yöntem ve araçlarıyla yeniden incelendiği zaman, çağdaş duyarlık, ona ihtiyaç duyduğu zaman, insanlık, bir gün uçurumun önünde olduğunu somutça ve yoğun bir şekilde hissettiği an, İslâm Medeniyetinin, bir kez daha tomurcuklandığına, çiçek açtığına ve bir fecir gibi, bir şafak gibi, bir gün doğuşu gibi, bir bahar gibi ufuklara ağdığına, mevsimleri ışıttığına, şehirleri tuttuğuna ve gönülleri doldurduğuna şahit olunacaktır. O, kaç kez, battı sanıldığında yeniden doğdu. Haçlılar, onu söndürmeye geldiler; bir parça aydınlık, bir parça ışık kapıp döndüler. Moğollar, bir iki nesil sonra, yok etmek için yapmadıklarını bırakmadıkları İslâm’dan nasip aldılar. Şimdi de onu son kez öldürmek, yeryüzünden kazımak isteyen komünizm, kapitalizm, faşizm ve bunların bileşkeleri, dünyanın her tarafında, Onun yeniden gündeme gelmesine bilmeyerek ve istemeyerek sebep olacaklar. Rusya’da esir kalmış Müslüman halkların çektikleri, kahraman ve mazlum Afganlıların yürek yakan ıstırapları, Lübnan’da insanlık tarihinde benzeri görülmemiş katliamın kurbanı olmuş Müslümanların acı yazgısı, bir gün, düşünce planında, ruh planında, davranış planında insanlığın köklü değişimini başlatmak için yeter ve artar çile ve ıstıraplardır. Bugüne bakalım. Ama bununla yetinmeyelim. Yarına da bakalım. İnsanlığın ve Tarihin yarınına da bakalım.” 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle