--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eğitim derdimiz değişmiyor bitmiyor!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
14

Eğitim derdimiz değişmiyor bitmiyor!

Yaşar Değirmenci

Laikliğin ne olduğu ne olmadığı, muhtevası, unsurları, Batı’daki ve bizdeki tatbikatı; bu memlekette yıllarca konuşuldu, yazıldı, tartışıldı. Hemen şunu belirtmek istiyorum: Bizim aydınlarımız kadar az okuyan bir aydın kesimi hiçbir ülkede yoktur. “Aydın”ın yerine bir başka kelime bulmak ve mesela “okunmuş” demek ihtiyacını zaman zaman duymuşuzdur. Ama “az okuyan okumuş” nasıl olur ki? Prof. Mehmed Kaplan, “bizim aydınlarımızın okudukları kitapları sıralasanız, hepsi tarafından okunan 5 müşterek kitap ismi bulamazsınız” demişti. Bu hal de dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur. Sıkıntı buradan doğuyor. Prof. Ali Fuat Başgil’in “Din ve Laiklik” adlı kitabını ve Peyami Safa’nın aynı konudaki yazılarını acaba aydınlarımızın kaçta kaçı okumuştur? Yakinen tanıdığım, üniversite mezunu kişiler var. Öğretmen, doktor, mühendis, iktisatçı vs. hiçbiri ders kitaplarının dışında, hiçbir ciddi eser ve yazı okumamışlardır. Ama konu açılınca, hepsi de iddialı görüşleri ileri sürer! Hiçbiri kültür Türkçesi’ni bilmez. Dini bilgiler sahasında hiçbiri “asgari zaruret” sınırına dahi ulaşamamışlardır. Kitap nedir, hadis nedir, ef’al-i mükellifin nedir, edile-i şeriyye nedir, fıkıh nedir, tasavvuf; hiçbiri bilmez. Dünya tarihini, Türk tarihini, İslam tarihini, vaktiyle ezberlenip unutulmuş bilgilerin tortuları ne ifade ediyorsa o kadar bilir, yani bilmez. Evet, sıkıntı buradan doğuyor. Üniversite, Yüksek Okul mezunu yakınlarımla zaman zaman konuşuruz. Ve her konuşmamızda, içimi hüzün kaplar. Okuyan, düşünen, okumayı, düşünmeyi hayatının bir parçası haline getirmiş üniversiteli yok maalesef! Devlet 16-18 yıl tahsil yaptırttığı üniversite mezunlarına (her sene 10 kitap okutsa) 160 “ortak kitap” okutamıyor. Şiir, edebiyat, musikî, güzel yazı, güzel sanatların değişik kolları (tezhib, ebru, hat, tezyinle ilgili her eser vs.) iyi bir yabancı dil vs. veremiyor. Böyle olunca gençlere karşı geniş bir müsamaha duygusuna kapıldığımı hissetmişimdir! Hakikat sevgisi, okuma, düşünme, araştırma sevgisi ve bütün bunlara temel olan bilgileri ve duyguları veremiyoruz çocuklarımıza. O çocuklar sonra büyüyüp öğretmen oluyorlar, profesör oluyorlar! Bizim gençlerimiz, hakikat sevgisine, okuma-düşünme-araştırma sevgisine ve bunların temeli olan bilgileri ve hasletleri kazandırma şuuruna yönelmedikçe; manevi, milli, fikri, iktisadi meselelerimizin gerçek aydınlarını gerçek sahiplerini çoğaltmamız mümkün değildir. Yaşasın-yaşamasın, uygulasın-uygulamasın;  realite adına, bilmesi gereken kültür ve bilgi adına dahi olsa bazı temel kavram ve değerleri, ilimleri bilmek zorunda. İslamiyet, bir felsefe akımını incelemenin metoduyla incelenmez. Bu zaruret, Batı’da da aynı hüviyetiyle mevcuttur. Ama bizim aydınlarımızın çoğu, Batı’yı da bilmiyor. Batı’daki laikliğin ana gayelerinden biri, dini eğitimini, dinin asli hüviyeti ve kaideleri içinde gerçekleştirmektir. Fakat genel eğitim kademelerinde, ilkokuldan, üniversiteye kadar, henüz eksikliklerimizi kabullenemediğimiz, medenî cesaret sahibi olamadığımız, uzlaşma-objektif olma özelliğini yakalayamadığımız, hasbi düşünceyi ve onun kültürel manevi unsurlarını bir şahsiyet bütünlüğü içinde öğrencilerimize mal edemediğimiz için, ihtisas kademelerinde dahi, zaruri seviyeyi tutturamıyoruz. 

İslami, dini hareketi oluşturan bireylerin arasında henüz kendi kafalarıyla düşünüp kendi kalpleriyle duyan şahsiyetler çok az. Entelektüel birikim sahibi, iyi yetişmiş, eylem, bilgi, iman ve ahlakıyla çevresinde temayüz etmiş, ihtisas sahibi, sorumluluğunun bilincinde, oturmuş kişiliğiyle çevresine güven telkin eden Müslüman şahsiyetlere olan ihtiyaç her zamankinden çok fazla. Allah’ın kitabında “İçinizde bulunsun” buyurduğu o cins ve çekirdek kadroyu oluşturacak şahsiyetleri yetiştirebilecek sosyal kurumlar (mektepler), yapılar olmalı. Bu mektepler/okullar sadece “öğretim” değil özellikle “eğitim” (terbiye ve tedris) ağırlıklı olmalı ve bireyi donanımlı kılmalı. Kitabi olanı hayati olana dönüştürecek bir işlev üstlenmeli. Toplumsal saldırıya karşı toplumsal savunmanın yapıldığı kale olmalı.

İslami hareketin bugünkü ve gelecekteki en önemli meselelerinin/sorunlarının başında kadro ve kurumlaşma/müessese gelmekte. 

Aklını hasımlarının basın-yayın kurumlarına, neslini eğitim kurumlarına, canını sağlık kurumlarına, malını ekonomik kurumlarına teslim etmiş bir hareket; hangi şekli alırsa alsın hangi çalışmayı yaparsa yapsın muvaffak olamaz.

Bir hareket ki kendi kadrolarını kendisi yetiştirip kurumlarını oluşturamıyorsa, o hareket düşmanına mecbur bir harekettir. Kurumsal saldırıları bireysel savunmalarla önlemeye kalkışmak, yel değirmenlerine karşı savaşmaktır. Bir diğer önemli husus da “toplumsal proje üretme” kısırlığıdır. Bu da İslami düşünceye ağırlık verip, yapılmasıyla olur. Eğer toplumsal projeler üretemiyor, içinde yaşadığımız topluma sloganlar dışında somut birtakım tekliflerle gelemiyorsanız ne dostlarınız ne de düşmanlarınız ciddiye alır sizi. 

Şimdi ümitvar gelişmeler, çalışmalar, gayretler göz ardı edilemez. Tebrik, takdir ve teşvik ederken müfredata ağırlık veren ses getiren Millî Eğitim tarihine geçecek hizmetler veren Yusuf TEKİN hocamıza da teşekkür ediyoruz.

Yorumlar

(14)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

yasemin

16 Ağustos 2025 00:36

ÇAĞDAŞLIK LAİKLİK miş öğretilen Laikliği lanetliyorum laikliği Avrupa alsın NİYE almıyor vatikanda papa İstanbul'da patrik İstanbul'da Benim Din Başkanım yok meclislerinde mahkemelerinde İncil üzerine yemin ederler tık yok Çağdaşlık AÇIK GİYSİ BOŞ KAFA EMBESİL kafa olarak algılatılmıştır yapay zeka robotik kodlama bilişim teknolojileri yok Din ahlak yok İnkılap dersi kaldırılsın

Ali.

15 Ağustos 2025 20:54

Ne teşekkürü Allah aşkına. Eğitim dibe vurmuş. Bitmiş. 18 sene eğitim gürmüş adam. Bir iman duasını oluyamiyor. Eğitim felç olmuş. Emekli imamım. Yaşım 80 Gidişat çok kütü namus. Ahlak. Saygı. Aile bitti.

bir

16 Ağustos 2025 00:40

Anaokulundan üniversitenin son kademesine kadar uygulamalı Din Eğitimi dersi konulsun ana okulundan üniversitenin en son kademesine kadar sınav soruları çoğunluğu Uygulamalı Din Eğitiminden sorulsun istiyoruz TALEP ediyoruz DEVLETİMİZDEN BEKLİYORUZ Perşembe Cumayı istiyorum Cumhuriyetle alınan değerlerimiz iade EDİLSİN DEVLETİMİZDEN BEKLİYORUZ dilimizi değiştirdiler geçmiş ECDADIMIZLA dedelerimizle geçmişimizle bağı kopardılar yapılacak olan projelerini uygulamak için İslamiyet'le uğraşırlar sabetaistler zalimliklikte sınır tanımıyor FİLİSTİN'DE yapmadıkları Zalimlik kalmamıştır ülkemde de yapmışlar yapıyorlar sosyal medyada sıkça yazdığım yorumlardan

Kanber

15 Ağustos 2025 20:09

Selamlar. Allah razı olsun hocam. Bizi aydınlattınız.

Turgay

15 Ağustos 2025 16:45

Atatürkçü eğitim kurtuluşumuz. Ne Mutlu Türküm Diyene.

Eğitim derdimiz değişmiyor bitmiyor!

15 Ağustos 2025 13:10

Çagdaş ve bilimsel egitime tamamen karşı olan biri olarak senin ne egitim derdin var Yaşar. Güldürme insanı

Şeref

15 Ağustos 2025 13:09

Hocam laiklik deyince aklınıza Selçuklular ve Tuğrul bey gelsin. Zira bu anlayışın miladı Selçuklular dayanır. Tamam Fransız ihtilali din ve devlet işlerinin ayrımına sebep olmuş ama, laikliğin Fransa anayasasına madde olarak girişi ancak 1946 da gerçekleşmiştir. Genç Türkiye cumhuriyetinde ise laiklik 1937 de kabul edilmiştir....

Hikmet Yılmaz

15 Ağustos 2025 12:55

Hiçbir zaman milli olmayan Milli Eğitim Bakanlığını eh !. işte ... MİLLİ OLMA YOLUNDA. Kendi diliyle kendini ifade edemeyen nesil yetişiyor. Onun için DİL, DİNDEN DAHA ÖNEMLİ.

Mustafa

15 Ağustos 2025 12:21

evet atatürk heykellerini gerçek solcular yıkacak dininden habersiz dindar olduğunu söyleyenler heykellere sahip çıkacak. Atatürk'ü koruma kanunlarını Menderes yasalaştırdı.

bir

16 Ağustos 2025 00:38

Menderes söz sahibi değil idi altta MASON üstte MASON korkuyorum diyordu.......meclisteki masonlar kendi yapacakları işleri CHP nin çok güzel götürdüğünü söyleyerek uykuya çekileceklerini söyleyip üniversitesitelere vs kurumlara dağılmışlardır sansürsüz TARİH KAYNAK

Türkoğlu

15 Ağustos 2025 10:50

SAYIN HOCAM TÜRK TOPLUMU ZATEN İKİ RUHLU OLARAK YAŞIYOR BİR TRAVMADA YAŞIYOR , KÜNKÜ TÜRK MİLLETİ 5000 SENE TÜRK RUHUYLA YAŞADI ,,DİNİ İSE TEK TANRILI VE DÜNYADA TEK MİLLET OLARAK PUTLARA İBADET ETMEDİLER,, AMA 1400 SENE TÜRK MİLLETİ İSLAM RUHUYLA YAŞADI ,, SON 120 SENEDİR TÜRK MİLLETİ HAÇLI LAİK AVRUPA MENŞELİ BİR EUHLA TANİŞTIRDILAR VE YAŞATILAR ,,, İŞTE SORUN BURADA İKİ RUHLU BİR TOPLU ARTIK ŞAŞIRMIŞ ,, ARTIK TÜRKLÜĞÜNDE VE DİNİNDE SOĞUTULMUŞ OLARA BİR TOPLUM ORTAYA ÇIKTI ,,, BUNU ORTADAN KALDIRMAK İÇİN ,,, ŞİMDİKİ MİLLİ OLMAYA BİR MİLLİ EĞİTİM ,, TÜRK MİLLETİ OZÜNE DÖNMESİ GERK ,,, NEDİR BU ÖNCE İLAM DİNİNE VE KURAN ANAYASASINA DÖNMESİ GEREK,,,YANİ ANA OKULA VE İLK OKUL ,,ORTA VE LİSE DÖNEMİNDE DİNE VE MİLLİYETE AĞIRLIK VERİLMASİ GEREK,,, YOKSA HAVAN SU DÖVMEK GİBİ YAŞIYACAKSINIZ,,, Vesselam ,,,

VIY VIY

15 Ağustos 2025 09:06

Sayın yazar kaç sistem değişti biliyor musunuz..sanırım 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle