--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Cemaat ve fırka arasındaki farklar nelerdir?

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
8

Cemaat ve fırka arasındaki farklar nelerdir?

Yaşar Değirmenci

Cemaat anlayışımızı Mümin sorumluluklarımızı gözden geçirelim! Başlığı ile birçok yazı yazdım. “Cemaatsiz olmaz” biye başlayıp ancak’la devam eden ikaz yazılarıyla da yapılması gerekenler üzerinde durdum. Merhum Mehmet Şevket ağabeyle Sultanahmet’teki evinde bir dertleşmemizde: “Cemaat liderlerini bir araya getirmek çok güçtür. Razı olsalar yuvarlak masa etrafında toplamalı. Köşe olursa başa kimin oturacağı tartışılır” demişti. 

Bayramlarda bile bir araya gelemediler. Bilhassa “dünyevileşme hastalığı” bulaşınca helâl haram, kul hakkı hassasiyetleri de ortadan kalktı. Peygamberimizin “sade hayat” tavsiyesi de unutuldu/unutturuldu. Kavramlar da yerli yerinde kullanılmadı. (Sadece itaat ve şefaat meselesine bakılırsa görülecektir.) 


 

İlahiyatçı yazar Mahmut Ay Kardeşimizin Yenişafak’taki yazısını görünce bu hususlara temas ettiği “Cemaat ve fırka arasındaki farklar” başlıklı yazısını sütunuma koyuyorum.

* ‘Cemaat’te bir bedenin, bir gövdenin parçası olma niteliği belirgindir. ‘Cemaat’ mensubu birisi, kendi cemaatini bir bedenin uzvu, bir ağacın dalı olarak; kendisini de o uzvun, o dalın bir küçük parçası olarak görür. Nasıl ki bir bedenin, sağlıklı bir şekilde canlılığını ve işleyişini sürdürebilmesi için kalp, beyin, mide gibi değişik özelliklere sahip farklı uzuvlara ihtiyacı varsa, İslam’ın da farklı niteliklere ve fonksiyonlara sahip, hayatın değişik sahalarında hizmet eden muhtelif cemaat oluşumlarına ihtiyacı vardır. Mesela kimi cemaatler klasik dinî eğitime odaklanmalı, kimi cemaatler özellikle inançla ilgili meselelerde uzmanlaşmalı, kimi cemaatler de ‘tarikat’ denilen manevî yollarda nasıl bir nefs terbiyesi yapılması gerektiği üzerinde yoğunlaşmalıdır. Böylece adeta cemaatler arasında bir ‘uzmanlaşma’ olur ve biri yek diğerini kendine rakip ya da alternatif olarak görmez. Bilakis, kendisinin ulaşamadığı insanlara ulaşan, kendisinin uzmanlaşamadığı konularda uzmanlaşan ‘kardeş yapılar’ olarak görür. Tıpkı kalbin beynin alternatifi, midenin karaciğerin rakibi olmadığı gibi. Aynı sahada uzmanlaşmış, hizmet alanları benzer olan cemaatler ise birbirleri hakkında şöyle düşünür: ‘Bu cemaatler, bizimle aynı sahada hizmet eden, dolayısıyla hizmet yükümüzü hafifletip meşrebimizin ve söylemimizin yayılmasına katkı sağlayan; gücümüze güç katan kardeş yapılardır.’


 

‘Fırka’da ise kendisini bir bedenin uzvu gibi görme hassasiyeti yoktur. Kendisini, bizatihi beden zanneder. Öyle zannedince de kendisi dışındaki tüm yapıları, bedenin dışındaki yabancı bedenler ve rakip yapılar olarak görür. 

* Cemaat mensupları hem beşerî sebeplerden hem de nassların yapısından dolayı İslam’ın pek çok sahih yorumunun olduğunu ve kendi cemaatinin de bu yorumlardan biri olduğunu kabul eder. Kendi görüşünü ‘en doğru’ kabul edebilir, ama ‘tek doğru’ kabul etmez. Fırka mensupları ise, İslam’ın tek yorumunun olduğunu, onun da kendi fırkasının mensuplarının görüşü olduğunu düşünür. Farklı yorum ve görüşlere asla tahammülü yoktur. İslam tektir; o da onun fırkasının anladığı İslam’dır. 


 

* Cemaat yağmur bulutu gibidir; yağdığı her yeri bir sınırlama olmaksızın cömertçe bereketlendirir. ‘Bizim hizmetimiz tüm Müslümanlar, hatta tüm insanlar içindir’ düşüncesiyle hareket eder. Fırka ise, sulama fıskiyesi gibidir; yalnızca kendi fırkasının toprağını sular, başkalarına asla faydası olmaz.

* Cemaat bir okyanusa akan ırmak gibidir; farklı yollardan geçse de sonunda -kendisine benzeyen pek çok ırmak gibi- aynı okyanusa akacağını bilir. Fırka ise, küçük bir gölet gibidir ne varacağı bir okyanus vardır ne de kendisi gibi o okyanusa aktığını düşündüğü ‘kardeş’ ırmaklar vardır.


 

* Cemaatlerde ‘ümmet’ bilinci hakimdir; fırkalarda ise ümmet bilinci yoktur. İslam’ı kendi fırkalarından ibaret zannettikleri için sadece kendi fırkalarının menfaatini düşünürler.

* Cemaatler, daima diğer cemaatlerle iyi ilişkiler içinde olur; gerektiğinde onlarla iş birliği yaparak çeşitli faaliyetleri birlikte organize eder. Fırkalar ise, diğer dini cemaatlerle asla iyi ilişkiler geliştiremez ve birlikte bir organizasyon gerçekleştiremez.


 

* Cemaatler, herhangi bir cemaate mensup olmayan ya da kendi milletinden olmayan Müslümanlarla kolay kaynaşabilir ve iş birliği yapabilir ancak fırkalar bunu asla beceremez. İş birliği yapan, onları kendi yapılanmaları içinde istihdam edebilenler, cemaattir. Ancak ayağının dibindeki dünya çapında bir alim ile irtibat kuramayanlar ise fırkadır.

* Türkiye özelinde değerlendirme yaparsak, cemaatler -velev ki bazı konularda aralarında ihtilaf olsa bile- Diyanet İşleri Başkanlığı ile yakın bir iş birliği içerisinde hareket eder; Diyanet’in Türkiye açısından faydası ve etkisini kabul eder, onun giremediği sahalarda hizmetler üreterek boşluğu müspet manada doldurmaya çalışır. Fırkalar ise, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı asla benimsemez, onu kendine rakip, kendisini onun alternatifi görür. 


 

* Cemaatler, toplumsal huzur ve barışa katkı sağlar; fırkalar ise toplumsal huzuru ve barışı baltalayacak bir söylem ve eylem içinde olur. Cemaatler, haklı dahi olsalar, bazen sırf toplumsal huzura zarar gelmemesi için bazı konularda kendilerine yapılan haksızlığı sineye çekip vakur bir duruş sergiler. Fırkalar ise, sadece kendi çıkarını düşünerek, fırkanın ya da fırkaya mensup şahısların menfaati için toplumu yıkmaya ve yakmaya hazırdır.

* Cemaatler, kendilerinin doğru oluşunu başkalarının yanlış oluşu üzerine bina etmez. Varlık sebepleri, başkalarının yanlışları değildir. Onlar, anlayabildikleri kadarıyla İslam’ı anlatırlar, -mutedil olmak kaydıyla- farklı görüşlere saygılıdırlar, zira pastadan pay kapma yarışı içinde değildirler. O sebeple, başka cemaatleri eleştirmekle meşgul olmazlar. Fırkaların ise en bariz vasıflarından birisi, cemaatleri acımasızca eleştirmek, sürekli onlarla mücadele etmektir. Fırkalar, sonradan kendilerinden ayrıldıkları dinî yapılarla mücadele eder. 


 

* Cemaatler, kendi görüşlerini anlatmaktan ziyade Müslümanların ekseriyetinin kabul ettiği şekliyle İslam’ı anlatmaya çalışır; fırkalar ise kendilerine mahsus görüşler ve uygulamaların propagandasını yapmaya odaklanır. Şuurlu bir Müslümanın, hangi oluşumların cemaat yapısına hangi oluşumların da fırka yapısına benzediğine dair ciddi bir uyanıklığı, dikkati ve feraseti olmalı; buna göre bir duruş sergilemelidir. Niyazımız ve ümidimiz odur ki İslam coğrafyasında cemaatler çoğalsın ve güçlensin, fırkalar ise azalsın ve zayıflasın. Zira İslam ümmetinin birliği ve dirliği, her şeyden evvel buna bağlıdır.

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Nedim

18 Ağustos 2025 00:26

Özellikle Osmanlı sonrası İslam dünyasında ve özellikle de hilafet merkezinde yegâne CENNETE girecek olanlar cehennemde ebedi kalmayacak olanlar peygamber ve ashab in itikadında inancında yolunda insanların olmadığı görülmüştür.Cunku böylesi inanca itikada sahip olanlar sahabe gibi hatta müslüman olan Türkler gibi çok kısa zamanda Cihan devleti olurdu.Bu inanca sahip çok az insan olduğu tahmin ediliyor.Cunku Sahih hadislerde kıyamete kadar hak yolda olan bir cemaatin varlığından bahsedilir.İtikadi inancı yolu bire bir sahabe gibi olanlardan oluşur.Sahabeniin küfür şirk helal haram kâfir müslüman dedikleri ni aynı şekilde diyen inanan bir cemaat.. Editör vb cahil insanların hoşuna gitmeyen bir şey inanca sahipler

İdeal Olan ile Gün Yüzünde ki

17 Ağustos 2025 12:48

Hoca ,kendilerine nefs terbiyecileri diyenler en başta kendi nefeslerini terbiye edebîlmişler midir? Bu mal, mülk, şatafat, dünyanın en pahalı arabalara binip, korumalarla gezmek neyin nesi? Bir tarikat lideri kimden, kimlerden korkar ki korumalarla gezsin. "Tarikatın herbiri bir alanı faliyet alanı seçmeli. Vücudum uzufları gibi" diyor ya yazar. Günümüzde bakın tarikatlara ,hepsi aynı alana odaklanmış. En belirgin ortak noktaları mal, servet biriktirmek. Hangisi bir mürit - ve ya yakın üzerinden holdingleşmemiştir?Öyleki vakıf sayısı Osmanlının son dönemini geçmektedir. Eğer bu vakıflar hayretme amaçlı olsaydı ülkede aç, açık kalmazdı. Vakıf etme var olanı halka sunmak mıdır yoksa vakıf kurup siyasî gücü- fıkrayı-kullanarak kamudan gelir elde etmek midir? Her alanda olduğu gibi bu alan da suistimal alanına dönüşmedi mi? Parti tüzel kişiliktir. Takarikatları kamu hiç bir şekilde denetlememektedir. Oğlan yiyor oyuna, çoban yiyor koyuna.. Ayriyetten her tarikat kendine has dinî görüşü oluşturmaya meyillidir. O yüzdendir ki bir birinin arkasında, hatta camisin de namaz dahi kılmamaktalar. Birbirini münafıklıkla suçlayanı az mıdır? Tarikat: İzlenen yol demekse İzlenecek yolu Kuran çizmiş ise Kuran' dan bu kadar farklı anlamlar nasıl çıkarılıyor, farklı yollara nasıl giriliyor? Kuran anlaşılması, kavranılması zormudur, kolay kılınmışmıdır? Ruhban sınıfı oluşumu ayrı derin bir tartışmadır. Tarikatlar, Fıkraların adalet, hak ve özgürlükleri daraltması karşısınd olma yerine iktidarların gücünü parkiştirmesine dayanak olup kamu gücüne yer yer ortak olma yolunu seçtiklerinin tarihsek örnekleri çoktur. Gücü elinde bulunduranların kutsanmasında rolleri de azımsanamaz. Öyle ki zamları Allah yapıyor diyenlerine bile rastlanmaktadır. Bir ilahıyatçı yazar;"bunların çogu indirilmiş dinin değil uydurulmuş dinin yol takipçileridir"diye tanımlamışlardır.

Hikmet Yılmaz

17 Ağustos 2025 11:18

Cemaat- Tarikatların etkisi altında kalarak özbeöz Türk çocuklarında Türk demeyi ırkçılık olarak görmeye başlatan Cemaatler ve Tarikatlar var. Arap- Siyonist- Emperyalistlerin (Feto vs vs ) "gübresiyle yetişen solucanları" tanıyoruz. Türk Türk'e dal olmadıkça, kimse Türk'e yar olmaz... Cemaatler-Tarikatlar Türk devletinin üstüne çıkarılamaz ve devletten üstün olamazlar...

Tug

17 Ağustos 2025 10:15

Kur'an kişiye hitap eder, bireyseldir. Bilenlere sorar, ama kalbine de sorup, onunla Amel edersin. ( Aslında hristiyan olan Fetöcüler gibi , ) Eğer devamlı birilerinin dediğini , kuran zannedersen, Sapıtırsın . Bazıları gibi, Muhammed siz ezan okur, başörtüsü furuattır dersin. ???

Tika

17 Ağustos 2025 09:33

Ne şamın şekeri ne arabın yüzü

Okur

17 Ağustos 2025 05:35

Peygamberimizin sade hayat onerisi bu gün saltanat sürenler için geçerli değil mi.

Yaradanın da bunlar için de bir planı vardır

17 Ağustos 2025 08:57

Onlar cennet hayatını öne alanlar, bu dünyalarını cennete çevirmeye çalışanlar, aynen yazarın yaptığı gibi, dinlerini evirip çevirip eğip bükerek paraya çevirenler

Çok standard bi sallayış

18 Ağustos 2025 22:39

Okur değil provokatörsün

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle