--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zalimler için yaşasın cehennem!

Süleyman Gülek
Süleyman Gülek
3

İsrail'in 14 Mayıs 1948'de bağımsızlığını ilan etmesi ile Filistinlilerin 75 yıldır kendi topraklarında uğradıkları zulüm, artarak devam ediyor.

Bu sebeple İsrail'in resmen ilan edildiği günün ertesi olan 15 Mayıs, Filistinliler için Nekbe (Büyük Felaket) olarak isimlendiriliyor. Çünkü o günden bu güne İsrail çeşitli şekilde Filistinlilere zulüm ediyor.

İsrail ordusunun 7 Ekim'de başlayan saldırısı 21'inci gününde. İsrail'in Gazze'ye saldırılarında 2 bin 704'ü çocuk, 11 bin 19'u kadın olmak üzere 6 bin 546 kişi öldü, 15 bin 273 kişi yaralandı. Gazze’de hala elektirik su ve gıda sıkıntısı degvam ediyor.

Gazze de yerinden edilenlerin sayısı, Gazze Şeridi'nin toplam nüfusunun yüzde 70'ine denk gelen 1 milyon 400 bine ulaştı.

Zalim İsrail ordusu; Gazze’de hastane, okul, cami ayrıt etmeden her yeri bombalıyor. Gazze’ye yapılan hava ve füze saldırıları Filistinli sivillere çok ağır kayıplar verdiriyor. Bebek, çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden öldürüiüyor. 

İsrail’in Gazze’de ki sivillere yaptığı zulümlerı ABD ve bazı Avrupa ülkeleri de destekliyor. Mazluma yapılan zulüm, karşılıksız kalmaz. Bu vahşeti, zulmü yapanlar ve destekliyenler bunun dünya ve ahirette cezasını görürler. Yani insanlara yapılan kötülükler, zulümler yapanların yanına kalmaz.

ABD olmak üzere Batılı devletlerin de desteğini alan İsrail ordusu, dünyanın gözü önünde soykırım yapıyor. Çünkü İsrail bir terör develetidir. 

Zulüm hakkın dışına çıkmak ve doğru olmayan davranışlardır. “Allah zulmü, azgınlığı yasaklamıştır.” (Nahl, 16/90) En küçüğünden, en büyüğüne her türlü haksızlık, kötülük insan öldürmek, insanlara zarar vermek de zulmün muhtevâsına girer. İslâm dininde zulmün her çeşidi yasaktır.

Zulüm, haddi aşmaktır. Hak ve hukuk tanımazlıktır. Adaletsizliktir, haksızlıktır. İnsanı insan yerine koymamaktır. İnsan haklarını, kul hakkını en büyük ihlaldir. Bu sebeple zulüm, hem bu dünyada hem de ahirette cezası şiddetli olan büyük bir günahtır.

 Yüce Allah şöyle buyurur: “Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Ancak Allah onları cezalandırmayı, korkudan gözlerin dışarıya fırlayacağı bir güne erteliyor.” (İbrahim, 14/42) 

  Allah’u Teâlâ’ya yerde ve göklerde hiçbir şey gizli değildir. Hepsi Allah’ın bilgisindedir. Kimin ne yaptığını ve hatta içinde neyi sakladığını bilir, ancak onların cezalandırılmasını dilediği zamana kadar erteler, fakat ihmal etmez. Hak ve hukuklara dikkat etmeyenlerin karşılığını göreceğini, zulümden sakınanların da karşılığını göreceğini şu ayeti kerimelerle daha iyi anlıyoruz. “Kim zerre kadar hayır işlerse onu görür. Ve kim zerre kadar şer işlerse (zulüm ederse) onu görür.” (Zilzal, 9/6-7)

  Bu ayetlerde anlaşılacağı gibi insan mutlaka yaptığının karşılığını görecektir. Yani hesap vermemek gibi kaçmak gibi bir ihtimal asla olmayacaktır. "Zulmedenlere,’Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle yaptıklarınızın cezasına çarptırılıyorsunuz' denilecektir" (Yunus, 10/52) 

  Tâbiî ki, zalimlerin yaptıkları haksızlıklar, zulümler yanlarına kâr kalacak değildir. İşte Rabbimizin beyanı: “Cennet ehli, Cehennem ehline şöyle seslenecektir: ‘Biz Rabbimizin vaad ettiğini gerçek olarak bulduk; Siz de Rabbinizin vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?’ Onlar da: ‘Evet’ derler.” Bundan sonra içlerinden seslenen biri (şöyle) seslenecektir: “Allah’ın lâneti zâlimlerin üzerine olsun!” (A’râf, 7/44)

  Merhum Said Nursi’nin dediği gibi: “Zâlimler için yaşasın Cehenem!”; “Cennet ucuz değil, Cehennem de lüzumsuz değil.” Yapılan haksızlıklar, zulümler cezasız kalmayacaktır.

Allah Teâlâ “Doğrusu Allah zulüm edenleri sevmez” (Şûrâ, 42/40) buyurarak zulmün her çeşidinden sakınılmasını istenmektedir. “Bir de zulmedenlere meyletmeyin. Sonra size ateş dokunur (cehenneme girersiniz).” (Hûd, 11/113) Zulme rızâ göstermek zulümdür. 

İnsanlara zulüm edenlerden yana olmamalı, onların haksızlığa, ahlâksızlığa, zulme dayalı anlayışlarına, davranışlarına karşı çıkmalı. İsrail’in Gazze halkına yaptığı korkunç zulümlerın bir an önce sona ermesi için Müslümanlar olarak, elimizden ne geliyorsa hemen yapmalıyız.

Allah Teâlâ şöyle buyurur: “(Ey iman edenler) Onlara (düşmanlara) karşı gücünüzün yettiği kadar (her türlü) kuvvet hazırlayın.” (Enfâl, 8/60)

Düşmanlara galip gelmek için gereken kuvvetin olması gerekir. Bu kuvvetle, güçle, düşmana galip gelinir, zafer kazanılır. Müslüman, her zaman zulmün ve zalimin karşısında, mazlumun ise yanında yer almalıdır! 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hakkı Haklı

27 Ekim 2023 11:02

El hak doğru. İsrail bir terör develetidir. Zâlimler için yaşasın Cehenem.

Hasan

27 Ekim 2023 09:11

Rivâyette var ki: "Deccal'ın mühim kuvveti Yahudidir. Yahudiler severek tâbi olurlar." Şualar Her iki Deccal, Yahudinin İslâm ve Hıristiyan aleyhinde şiddetli bir intikam besleyen gizli komitesinin muâvenetini ve kadın hürriyetlerinin perdesi altındaki dehşetli bir diğer komitenin yardımını, hattâ İslâm Deccalı masonların komitelerini aldatıp müzâheretlerini kazandıklarından dehşetli bir iktidar zannedilir. Şualar-said nursi İsa Aleyhisselâmı nur-u iman ile tanıyan ve tâbi olan cemaat-i ruhâniye-i mücahidînin kemiyeti, Deccal'ın mektepçe ve askerce ilmî ve maddî ordularına nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinâyedir. Şualar Deccal komitesini, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm'ın dîn-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatiyle birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemâati nâmı altında ve "Müslüman İsevîleri" ünvanına lâyık bir cem'iyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm'ın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak Mektubat-Said Nursi

Hasan

27 Ekim 2023 09:06

Ve öyle bir kesrettedirler(Ehl-i Beyt) ki; o kumandanların mecmu'u, muazzam bir ordu teşkil ediyorlar. Eğer maddî şekle girse ve bir tesanüd ile bir fırka vaziyetini alsalar, İslâmiyet dînini milliyet-i mukaddese hükmünde rabıta-i ittifak ve intibah yapsalar, hiçbir milletin ordusu onlara karşı dayanamaz!.. İşte o pek kesretli o muktedir ordu, Âl-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dır ve Hazret-i Mehdî'nin en has ordusudur. Evet, bugün tarih-i âlemde hiçbir nesil, şecere ile ve senedlerle ve an'ane ile birbirine muttasıl ve en yüksek şeref ve âlî haseb ve asîl neseb ile mümtaz hiçbir nesil yoktur ki, Âl-i Beyt'ten gelen seyyidler nesli kadar kuvvetli ve ehemmiyetli bulunsun. Eski zamandanberi bütün ehl-i hakikatin fırkaları başında onlar ve ehl-i kemalin nâmdar reisleri yine onlardır. Şimdi de, kemiyeten milyonları geçen bir nesl-i mübarektir. Mütenebbih ve kalbleri îmanlı ve muhabbet-i Nebevî ile dolu ve cihandeğer şeref-i intisabıyla serfirazdırlar. Böyle bir cemâat-i azîme içindeki mukaddes kuvveti tehyic edecek ve uyandıracak HADİSAT-I AZİME vücuda geliyor... Elbette o kuvvet-i azîmedeki bir hamiyet-i âliye feveran edecek ve Hazret-i Mehdi başına geçip, tarîk-ı hak ve hakikata sevkedecek. Böyle olmak ve böyle olmasını; bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi, âdetullahtan ve rahmet-i İlâhiyeden bekleriz ve beklemekte haklıyız... Mektubat-Said Nursi

Süleyman Gülek Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle