--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aklı doğru kullanmak

Süleyman Gülek
Süleyman Gülek
7

Akıl, insanın düşünme, bilme, davranışını belirleme, denetleme ve yargılaması, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan ayrıt etmesi ile ilgili kabiliyetidir. Akıl; düşünmeyi, bilmeyi ve anlamayı sağlayan çok önemli insani bir melekedir. Akıl, Allah’ın en büyük nimetlerinden biridir. Akıl, en büyük insani güçtür ama bu güç sınırsız değildir. Her türlü dış etkiye ve propagandaya açık olan aklın, doğrunun tek ölçüsü olması da mümkün değildir. O halde, aklın gücünü tamamlayacak, ona yol gösterecek bir kılavuz gereklidir. Bu kılavuz ise vahiy, yani Allah’ın kitabıdır.

 

Yüce Allah şöyle buyurur: “O kimseler ki sözü dikkatle dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.” (Zumer, 39/18) Akıl, insanın karanlık olan hayat yolunu aydınlatır, vahiy ise doğru yolu ve gerçek hedefi gösterir. Akıl doğru kullanıldığında bir nimet, yanlış kullanıldığında bir bela, hiç kullanılmadığında büyük bir israftır. Vahiylerin gayelerinden biri de insanoğluna aklını doğru kullanmayı öğretmektir. Allah (c.c.) Kuran-ı Kerim´de: “Hiç düşünmez misiniz, hiç akletmez misiniz? Ancak akıl sahipleri hakkıyla düşünüp öğüt alırlar, akıl sahipleri ve düşünenler için yerde ve gökte birçok ibretler vardır...” (Bakara, 2/44, Zümer, 39/9, Al-i Imran, 3/190) gibi ayetlerle bizleri uyarmakta ve aklın ve düşünmenin önemine dikkat çekmektedir.

 

İnsan aklı sayesinde taklitten kurtulur. Neye, niçin inandığını kavrar. İslam dini akıl sahibi insanları muhatab alır ve onlara sorumluluk yükler. Peygamberimiz şöyle buyurur: “Aklı olmayanın dini de yoktur” (Câmiü’s-Sağir, 3, s. 98, Hds. 2938) İslâm'a göre, ancak akıllı insanlar Allah’ın tekliflerinden sorumludurlar. Peygamberimizin ifadesiyle, “Şu üç kişiden sorumluluk kaldırılmıştır: iyileşinceye kadar akıl hastası olan deliden, uyanıncaya kadar uyuyandan, büluğ çağına erinceye kadar çocuktan.” (Buhari, Hudut 22)

 

Bir çocuğun mükellef (yükümlü) olma yaşı da akıllı olma ve ergenlik çağına ulaşma zamanıdır. Çocuklar ve deliler İslâm'ın hükümlerinden sorumlu değillerdir. Allah’ın teklifleri (dinin emir ve yasakları) ancak akılla idrâk edilir. Akıl, bu tekliflerin sebebini, hikmetini, yerine getirildiği zaman faydasını, yerine getirilmediği zaman zararını anlayabilir.

 

İslâm akıllı insanlara hitap ediyor ve insanlara akıllarını kullanmalarını emrediyor. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: “Hiç kimse kendisini hidayete götürecek ya da tehlikeden alıkoyacak akıldan daha faziletli bir şey kazanmamıştır.” (Ragıp el-İsfahanı, Müfredat, s. 342) Bu hadis-i şerifte Hz. Peygamber (s.a.v.) aklın önemini belirtiyor. İnsana doğru yolu gösteren akıl en büyük kazançtır. Akla Kur’an ve onun açıklaması olan Sünnet yön verirse isabetli karar alır.

 

Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Akıllı kimse nefsini kontrol altına alıp (her türlü günahlardan korunmaya çalışarak) ölümden sonraki hayat için hazırlık yapan; Âciz (aklını gereği gibi kullanmayan) insan da, nefsinin hevâsına (istek ve tutkularına, kötü arzularına) uyup da Allah’tan (olmayacak şeyleri ve cenneti) temenni eden kimselerdir.” (İbn Mâce, Zühd 31)

 

Hadiste de görüldüğü gibi Hz pyagamber (s.a.v.); Akıllı insanın nefsine hakim olarak günahlardan kendini koruması, ahiret için çalışması gerektiğini vurgulamakta ve aklını gereği gibi kullanmayıp, nefsinin kötü arzularına uyup, her türlü kötülükleri günahları işlediği halde, Allah’tan olmayacak şeyleri, cenneti temenni eden kimselerin yanlış yolda olduklarını beyan etmektedir.

 

Allah Teâlâ şöyle bildirmektedir: “Nefsini kötülüklerden arındıran (koruyan) kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyana uğramıştır.” (Şems, 91/9-10); “Muhakkak nefis, olanca şiddetiyle daima kötülüğü emreder...” (Yusuf: 12/53) Nefs-i Emâre, haram-helâl gözetmeden gördüğü ve istediği şeylerden hoşuna giden şeylerin hemen elde edilmesini, isteklerinin ve arzularının derhal yerine getirilmesini ister. Hiçbir sınır (haram-helâl) tanımadan her istediğine kavuşmak ister. İşte kötülenen nefis, insanın amansız düşmanı olan bu nefs-i emmâredir. Allah Teâlâ, insanların yaşayabilmesi, kendilerini koruyabilmesi ve asıl imtihan için insanda nefis (şehvet ve öfke kuvveti) yaratmış, ayrıca şeytanı da insana musallat eylemiştir. Elbette bunda büyük hikmetler vardır. İnsanoğluna akıl, fikir vermiş böylece insanı imtihana tâbi tutmuştur.

 

Nefsin istekleri hayatın devamı için gereklidir. Ancak nefis başıboş bırakıldığı zaman, aşırı istekler gündeme gelir ve insan o noktada hataya düşer. İşte dünya hayatı bir imtihan yeri olduğundan, bunu iyi bir şekilde anlayıp, Allah ve Rasûlü’nün emirlerini dinleyerek, nefsin kötü arzularına, şeytanın aldatmasına kapılmadan kendisine verilmiş olan şehvet ve öfke kuvvetini insan, aklının ve mantığının ışığı altında meşrû şekilde kullanmalıdır. Rasûlullah (s.a.v.) bir sahâbîye hitâben: “Hanımının senin üzerinde hakkı vardır. Müsafirin de senin üzerinde hakkı vardır. Bedeninin senin üzerinde hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver ”(Buhârî, Savm 51-55) buyurmuştur.

 

İnsan; nefsini İslâm’ın yasaklamadığı, serbest ettiği şeylerde tatmin etmeli. Eğer nefsin istekleri ve arzuları İslâm’a uygunsa bu yerine getirilebilir, fakat bu istekler İslâm’a aykırı ise kesinlikle yerine getirilmemeli, nefsin kötü istekleriyle mücadele etmeli ki, imtihanı kazanmak mümkün olsun. Hz Peygamber (s.a.v.) şu şekilde uyarır: “Ben Cehennem gibi acayip bir şey görmedim; insanlar ‘ondan kaçarız’ diyorlar, ama kaygısız yaşıyorlar (çok rahat günah işliyorlar) Yine Cen­net gibi acayip bir şey görmedim; insanlar ‘onu isteriz’ diyorlar, ama kulluk görevlerini terk ediyorlar. (akıllıca hareket etmiyorlar). (Buhârî, Savm 51-55)

 

Akıllı kimse, sadece aklı olan değil aynı zamanda aklını doğru yerde, doğru şekilde kullanan, en azından kullanmaya gayret eden kimsedir. Akıllı kişi, doğru olanı yapar inanç, ibadet ve güzel ahlak sahibi olur ve her türlü kötülüklerden sakınır ve insanlara kötülük edenlere, zulüm edenlere karşı da gereken mücadeleyi verir. İsrail 7 Ekim’den bu yana Gazze halkını katlediyor ve onlara acımıasızca zulüm ediyor. Bu zulme karşı Hamas direniyor ve mücadaleye devam ediyor. İnşallah bu İsrail zulmü bir an önce son bulur. Zalimler için yaşasın cehennem. Ne mutlu aklını doğru şekilde kullanarak İslâm’a uygun yaşamaya gayret edenlere ve sonsuz mutluluk yurdu olan Cennet’e girenlere!

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Çetin Uysal

22 Aralık 2023 22:28

Yazılara ve verdiğiniz haberlere bakıyorum da vatandaşın dertleriyle hiç ilginiz yok. Halbuki bir gazetenin görevi vatandaşın sesi olmaktır. Bir bakın tarafsız gözle hangi yazınız hayat pahalılığı ile ilgili, işsizlikten bahsediyor, kiralardan şikayet ediyor? Hiçbiri. Siz bahsetmeyince bu sorunlar yok olmuyor. Siz vatandaştan kopuyorsunuz.

Dünya/Hz. İbrahim...

22 Aralık 2023 18:07

Küfür Tek Millettir.. Hâdis.. Eğer El Kassam Tugayları, silah desteği küfür ehlinden temin ediyor ise bu hadis dikkate alınmalı.. Yine Kassam Tugayları, 1000 sivili esir alması çocuklar dahil islam savaş kurallarına göre şapkayı önümüze koymak gerekir. Savaş kazananı olmaz. İslam hakkıyla ifade edilse, İsrail de bugün ateşkes yapar. Vicdan muhasebesi önemli.. Eleştiri ve kritik nitelikli bir yorum. Gazze de sivil ve çocuklar dramını gözardı etmiyorum. Biz sadece hakiki islam temsilcisi olalım mesele bu.. "Acı ve gözyaşı her yer de aynı.." İsrail de ki siviller ve aileleri de, İsrail Devletini prostesto ediyor. Kur'an da Hz. Yusuf kavmi İsrailoğlu diğer milletlere göre üstün.. İsrailoğlu, Hz. Yusuf bu ahlâkî üstün nitelik özelliği gösterdi ve yahudi olan kardeşlerini af etti. Hz. Yusuf meşrebi, hali belki Tevrat gibi "tahrif " olabilir. Ve Hz. Yusuf hali, Yahudi toplumu içinde bir duygu kırıntısı dahi kalabilir. Bu kıssa önemli.. Sonuçta insan ve Adem ile Havva çocukları olarak.. Habil ile Kabil nesli bir dünya halkıyız. Millet-i İbrahim olarak, emanetleri ve varisleri çocuklar ise.. Temennimiz, cennet halkı çocukları özgür ve mutlu olsun.

nuri

22 Aralık 2023 14:59

Hocam.Kitap yazmıyorsun. Köşe yazısı okunsun isterseniz KISA ÖZ Yazarsanız ATLMADAN OKURUZ...

Orhan İnan

22 Aralık 2023 14:17

Rabbim aklını doğru kullananlardan eylesin. Akıl akıl deyip de inkara gidenlerden eylemesin.

Dava

22 Aralık 2023 12:33

Arap coğrafyasında yada etki alanında akıl varmıki? Bence yok..

Orhan

22 Aralık 2023 14:19

İşi gücü bırakıp da Arap dünyasında akıl olup olmadığını mı merak ettin be kardeşim. Önce kendimizi yazıda verilen mesaj doğrultusunda sorgulamak gerekmez mi?

hüda partili

22 Aralık 2023 09:28

Akıl Kuranda hiçbir şekilde isim olarak geçmez.Mutlaka fiil şeklinde gelir ki bu da faal olmayan aklın bir işe yaramayacağını gösterir.

Süleyman Gülek Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle