--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Adalet ve zulüm

Süleyman Gülek
Süleyman Gülek
6

Adalet, her şeyin ve herkesin hakkını vermek, ölçüsüzlükten uzaklaşarak orta yolu tutmak ve dengeli davranmaktır. Adalet toplumsal huzurun temel unsurudur. Adaletin uygulanmadığı yerde sosyal ve ekonomik dengesizlikler baş gösterir. Haksızlık, anarşi ve kargaşa toplumu huzursuz eder. Bu nedenle İslam dini her türlü ilişkide adaleti, ölçülü olmayı ve barışı esas almıştır.

 

İnsanların, birbirileriyle olan ilişkilerinde daima adaleti gözetmelerini istemiş, bu konuya şöyle dikkat çekmiştir: “...Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletli davranmaktan alıkoymasın...” (Mâide, 5/8) Çünkü “Allah adâleti, ihsanı (güzel davranışı) emreder.” (Nahl, 16/90) Ayette görüldüğü gibi Rabbimiz adaletli olunmasını, adaletli davranılmasını emretmektedir.

 

Hz. Peygamber, insanlar arasında ayrım yapmamayı, herhangi bir konuda karar verirken adaletle davranmayı tavsiye etmiştir. Bir gün Kureyş kabilesinden asil bir kadın hırsızlık yapmıştı. Kadını cezalandırmaması için sahabelerden Üsame’yi Peygamberimize göndermişlerdi. Bu duruma kızıp üzülen Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Nasıl oluyor da bazı kimseler, Allah’ın emri karşısında aracı olmaya kalkışıyorlar. Sizden öncekilerin mahvolmasının sebebi şudur: İçlerinden asil, ileri gelen birisi hırsızlık yapınca onu serbest bırakıyor, zayıf ve fakir bir kimse hırsızlık yapınca onu cezalandırıyorlardı. Allah’a yemin ederim ki Muhammed’in kızı Fatma da hırsızlık yapsaydı, onu da cezalandırırdım.” (Buharî, Hudud, 11)

 

Getirdiği çağrıya inanmayan müşrikler bile Peygamberimizin adil kişiliğini kabul etmişler; birçok konuda onu hakem seçmiş ve verdiği karara saygı duymuşlardır İslâm’ın öğütlediği ahlak anlayışına göre her zaman ve her konumda adaletli davranmak gerekir. Buna göre, idareciler emri altındakiler arasında ayrım gözetmeksizin işleri adaletle yürütmeli, işverenler, çalışanlar arasında adaletli davranmalıdır. Üretici alım ve satımda adaletten ayrılmamalı, ölçü ve tartıyı düzgün yapmalıdır. Aile içi ilişkilerde de adaletli olmak çok önemli bir ilkedir. Anne ve babalar çocukları arasında ayrım yapmamalı ve onların yetişmeleri için gayret göstermelidir.

 

İslâm barış, esenlik, mutluluk getiren bir dindir. İslâm’ın olduğu yerde adâlet vardır. İslâm’ın olmadığı yerde ise zulüm vardır. Zulüm, lügatte “bir şeyi ait olduğu şeyin dışında bir yere koymaktır.” Hak edenin hakkını vermemek, haksıza hak etmediği bir şe­yi vermektir.

 

Zulüm hakkın dışına çıkmak ve doğru olmayan davranışlardır. Allah’ın koyduğu sınırı, haddi aşmak zulümdür. Rabbimiz bu gerçeği bildirmektedir: “Allah’ın koyduğu sınırı aşanlar zâlimdir.” (Bakara, 2/229); “Allah zulmü, azgınlığı yasaklamıştır.” (Nahl, 16/90)

 

Dinimizde zulmün her çeşidi yasaktır. En küçüğünden, en büyüğüne her türlü haksızlık, kötülük, cana kıymak, aldatma, kandırma, hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, yalan-dolan, iftira, hile insanlara zarar vermek... zulmün muhtevâsına girer. “Doğrusu Allah zulüm edenleri sevmez” (Şûrâ, 42/40) buyrularak zulmün her çeşidinden sakınılması istenmektedir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir kudsî hadisinde Allah’ın şöyle buyurduğu bildirilmiştir: “Ey kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldığım gibi, sizin aranızda da (zulmü) haram kıldım. Öyleyse bir­bi­rinize zulmetmeyin.” (Müslim, Birr 55)

 

Rasûlullah (s.a.v.)’den şöyle buyurur: “Müflis kimdir bilir misiniz?” diye sordu. Ashâb: “Bize göre hiç­bir malı ve parası olmayan kimsedir” dediler. Rasûlullah (s.a.v.): “Be­nim ümmetimden müflis olanlar, kıyâmet günü namazla, oruçla ve zekâtla gelmiş, fakat şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, onun kanını akıtmış, öbürünü dövmüş (haksızlık, zu­lüm yapmış) işte onun sevabından bu sayılanlara (hak sahiplerine) verilir. Üzerindeki haklar ödenmeden önce iyilikleri biterse, onların hatalarından alınıp ona yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.” (Müslim, Birr 60)

 

Zulmün, haksızlığın cezası cehenneme atılmaktır. “Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Mâide, 5/39) Allah’ın yasakladıklarını yaparak insanlar kendilerine zulmederler. (Bakara, 2/35, 231) İslâm’ın emirlerini terk eden ve haramlardan, yasaklardan kaçınmayan kişi, ilk önce kendi nefsine zulmetmektedir. Bazı haramları, günahları işlerken; hem kendi nefsine ve hem de haksızlık, kötülük yaptığı, zarar verdiği insanlara zulmetmiş olur.

Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. (Asıl hayat, dünya hayatı değil) âhiret hayatı; işte asıl hayat odur. Keşke bilselerdi!” (Ankebût, 29/64) Bu nedenle, dünya ve ahirette mutlu ve hzurlu olmak istiyorsak İslâm’a uygun bir hayat yaşamamız gerekiyor.

 

Yüce Allah insanları şu şekilde uyarıyor: “Kim zerre miktarı iyilik yapmışsa onun karşılığını (faydasını) görür. Kim de zerre miktarı kötülük yapmışsa onun karşılığını (zararını) görür.” (Zilzâl, 99/7-8)

 

Bir Müslüman hangi görevde, hangi makamda, hangi mevkide olursa olsun; adaletli olması, gururdan, kibirden kaçınması, ayrımcılık, haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk yapmaması ve zulümden kaçınması gerekir. Çünkü dünya hayatı geçicidir, imtihandır ve asıl hayat ahiret hayatı olduğundan dolayı, bu bilinçle hayatı yaşamak dünya ve ahiret saadeti için çok önemlidir!

 

 

  

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Metin

16 Aralık 2023 00:14

Ocak zammında adaleti göreceğiz bakalım adaletli olan her kesime tek oran eşit zam dır yok az alana fazla yok bu memur şöyle böyle diye adaletsizlik yapılmasın

nureddin

15 Aralık 2023 14:57

Sayın yazar kısa yaz ki okuyalım. Başlığı birde çok az yazsını okudum gaye hasıl oldu.

Salih

15 Aralık 2023 14:43

Kasdedilen hain fethullah ve şürekası hâlâ ona iyi niyetle bakanlar onları lânetliyoruz. İbadet ve hizmet düşüncesiyle bulunmuş , bir dakika da olsa emniyette hain darbe girişiminden önce ayrılmış , bir dakika emniyetçe alıkonulmamış ve devletin adaleti beraatle sonuçlandırmış fakat iade edilmeyen aynı kefeye konurmu.

Alkan

15 Aralık 2023 10:32

Sayın yazar yazdıklarınızda samimiyseniz peygamber efendimiz hırsızlık yapan kızım fadimede olsa kolunu keserim derken..

Özcan

15 Aralık 2023 08:08

Muhterem yazar ; bugünkü yazınızı ADALETE ayırmışsınız her yönüyle takdire şayan. Şahısların buna uyması önemli ama DEVLETİN daha doğrusu idare edenlerin adalete çok daha önem vermeleri, adaletten ayrılmamaları gerekir. Yazınızda âyetlerden hadislerden örnekler vererek izah etmişsiniz. Fetö konusunda fethullah haininin ve şürekasının en ağır bir şekilde cezalandırılması adaletin gereği . İbadet,hizmet düşüncesiyle hareket edip adaletin temize çıkardığı mağdurlar devleti idare edenlerden adalet bekliyor. Bu konuda adalet var diyebilirmisin. Büyük gerçek hainler yurt dışında paralılar borsa ile dışarda bumu adalet.

Salih

15 Aralık 2023 09:40

17 ve 25 aralıkları görmüş olanlar;hala zaman gazetesi alıyorsa ve bankaların para yatırıyorsa, buna ibadet ve hizmet denirmi?Neydi o gülen bebekli gazete reklamı?

Süleyman Gülek Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle