Yapısal reformlarla stres testinden geçme zamanı!

11 Temmuz 2018 Çarşamba

Türkiye uzun yıllar boyunca talep ettiği, kendine yakışan yönetim sistemine nihâyet kavuştu. Geç oldu, güç oldu ama netice güzel oldu…

Türkiye Cumhurbaşkanlığı sistemini 16 Nisan 2017’de referandumla kabul etti. Sistem 2019 yılı itibariyle yürürlüğe girecekti. Ancak şartlar erken seçimi gerektirdi ve 24 Haziran’da sandık başına giden vatandaş, yıllarca hasretle beklediği yeni yönetim sistemine onay verdi…

16 Nisan 2017 referandumuyla gerçekçi yönetimin kapılarını aralayan Türk halkı, 24 Haziran 2018 tarihindeki seçimle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yeni yönetime “başkan” seçti... Türkiye’yi yönetmeye tâlip olanlara da önemli görevler yükledi.

Tabii, bugünlere kolaylıkla gelinmedi… Osmanlı’nın küllerinden doğan yeni Türkiye Cumhuriyeti, milletin azmi ve iradesiyle üç safhalık zorluklar dolu siyaset parkurunu iç ve dış vesayetlere rağmen başarıyla geçti ve ülkeyi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak yolun kapılarını ardına kadar açtı.

Türk halkı, şimdi yeni yönetimden, politikayı geri plana atıp tamamen ülke meselelerine odaklanmayı isterken, parlamenter sistem döneminde “iş yapmayı değil, yaptırmamayı politika olarak benimseyen” ve şu anda TBMM’ye giren iktidar dışı partilere de, “Yeni yönetime mâni olmayın. Ülkenin her alanda büyümesi için iktidara katkı verin… Ülkeyi birlikte, omuz omuza yükseltin… Sakın ha, yol üstünde taş olmayın, sorun çıkarmayın! Türkiye’yi durdurmaya kalkışmayın…” mesajını veriyor.

***

16 Nisan 2017 referandumu öncesi, İstanbul Ofisi’nde görüştüğüm Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Nihat Özdemir’in yönetim sistemi ile ilgili değişikliğin, ülkenin bekasına dâir o günkü değerlendirmeleri hiç kulağımdan gitmiyor... Yaklaşık 1,5 yıl önce “16 Nisan’da gerçekleştirilecek referandum ülke için bir çıkış noktası. Bu tarihten itibaren Türkiye normalleşecek, daha yüksek büyüme imkânına ve gücüne kavuşacak. 2023 hedeflerimizi unutmadık. 1915 Çanakkale Köprüsü’nü de 2023 yılına yetiştireceğiz” diyen Sayın Özdemir gibi, iş dünyasında da değişimi ve Türkiye’nin unutmaya yüz tuttuğu 2023 hedeflerini destekleyen, belki binleri aşan çok sayıda iş insanı var.

Evet, şimdi yapısal reformlar zamanı… Hemen stres testinden geçme zamanı… Akabinde oluşturulacak makroekonomik dengeleri kuvvetlendiren, ülkeyi kısa zamanda düzlüğe çıkaracak yapısal, mali ve finansal önlemleri ihtiva eden şümullü bir programı kurgulama zamanı…

Maamâfih, yeni hükümet, 13 Temmuz Cuma günü, Cuma namazının ardından ilk toplantısıyla çalışmalara başlayacak… Yapılacak iş çok! Dünya arenasında yaşanabilir bir memleket ve yatırım yapılabilir bir ülke olmak için kaybedilecek bir dakika yok!

Yaşanabilir ve yatırım yapılabilir olmanın 5 şartı var… Uluslararası hukuka uygunluk - adalet, güvenlik, eğitim, sağlık, güçlü ekonomi ve diğer ülkelere göre yerli – yabancı yatırımcıya daha yüksek kazançlar sağlayabilmek… Şartlarını yerine getirdiği takdirde, yeni Türkiye’nin hakkı üstün tutacak hukukuyla, sağlığıyla, savunmasıyla, güvenliği ve ekonomisiyle “çıkışta” dünyaya örnek olacağından kuşkumuz yok…

***

Türkiye’nin yol haritası belli… Öncelikle Kanun Hükmünde Kararname’lerle (KHK) siyasi, hukuki, ekonomi, güvenlik, sağlık ve sosyal alanlarda acilen yapısal reformları hayata geçirmek… Daha sarih ifadeyle ‘yapısal reform check-up’ına girmek… Yapısal reformların uygulanmaya başlamasıyla Türkiye’nin siyasi işleyişinden, demokrasisinden, hukuki alanlarından, ekonomideki durumundan, güvenliğinden, sağlık ve içtimai yapısından hiç kimse rahatsız olmaz. Bilakis yükselen Türkiye’ye herkes omuz verir.

Ekonomi dışındaki alanlarda yapısal reform ihtiyacı kadar, ekonomide de ciddi yapısal reform ihtiyacı oldukça fazla. Türkiye ekonomisi, kalkınma ve büyümede daha çok özel sektör üzerinde yükseliyor. 10 yatırımın 1’i kamudan gelirse 9’u özel sektör tarafından yapılıyor. Dolayısıyla yapısal reformlar sadece kamunun makro ekonomisiyle sınırlı değil. Özel işletmeler de mikro seviyede yapısal reformların muhatabı…

Dolayısıyla kamu da özel sektör de iç ve dış şoklara karşı dayanıklılıkta gücünü ölçebilmesi için ‘yapısal reform stres testi’nden geçmesi gerekiyor. Ardından testi geçemeyen alanlar sıkı bir restorasyon, reorganizasyon veya İngilizce anlatımla structural reform ve reconstructiona tâbi tutulmalı ki, her kim ne açığı var, görebilsin!

***

Ekonomide, yüksek seviyelerdeki enflasyon, faiz, kur, cari açık, işsizlik ve borçlanma gibi olumsuzluklara rağmen önümüzdeki 5 yılın yeniden yapılanma ile birlikte 2023 hedeflerini gerçekleştirme dönemi olmasını arzu ediyoruz.

Özellikle Merkez Bankası’nın bağımsızlığına halel getirecek enflasyon – faiz kısır tartışmalarından uzaklaşmanın yanında, piyasalara taşımadan, sorunu daha çok siyasi platformda çözmenin sağlıklı olacağı kanaatini taşıyoruz.

Türkiye’yi ekonomi alanında 2023 yılı hedeflerine taşıyacak kadrolar belli. Teknoloji temelli sürdürülebilir kalkınma politikaları ve gerçekçi planlamalar yapacak ekipler de hazır… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve beraberindeki kadronun, “hızlı ve seri yönetim”le ülkenin potansiyel gücünü daha fazla hareketlendirebileceğini öngörüyoruz.

Cumhurbaşkanlığı sisteminin, parlamenter sistemden ayrılan en bariz tarafı “hızlılık”, “hızlı bürokrasi” ise Türkiye’nin gerçek potansiyel gücü daha hızlı şekilde devreye girmeli ve 2023 yılı hedefleri daha çabuk yakalanabilmeli…

Evet, son Başbakan Binali Yıldırım’ın ifadesiyle, “Seçim bitti, şimdi geçim zamanı…”

 

YORUM YAZ