• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz
TÜM YAZILARI

Yeni Akit’teki son yazım!

17 Mart 2019
A


Sedat Yılmaz İletişim:

Merkez Bankası (TCMB) Murat Çetinkaya’nın fiyat istikrarına vurgu yaptığı son açıklaması, işgücü istatistikleri ve merkezi hükümet bütçesinin Şubat verileriyle gündemi anlatmaya çalışacağım ama köşemle ilgili bir gelişmeyi de sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim. Evet, okuyacağınız bu makale Yeni Akit’teki son yazım...

TCMB Başkanı Çetinkaya haftanın son günü olağan genel kurul toplantısında, enflasyona yönelik açıklamalar yaptı ama asıl küresel büyümedeki daralma üzerine konuştu. Dünya bunca biriken sermaye ve paraya rağmen ciddi bir durgunluk yaşıyor. Üretim ile sermaye reel mânâda birbiriyle buluşamıyor. Tabi bunda; uluslararası ticarette devletlerin korumacılığından tutun, iş âleminin küresel ve bölgesel risklerdeki çekincelerine, insanların harcamalarda geri çekilmesine ve her şeyden önce hırsların dizginlenememesine kadar sayılabilecek kadar onlarca neden var.

Sayın Çetinkaya’nın vurgulamak istediği; öncü göstergeler ve beklentilerin orta ve uzun vadede daha düşük büyümelere işaret ettiği... Yani dünya ile birlikte ülkemiz de orta ve uzun vadede daralmayı sürdürecek. Birçok ülke resesyona girecek. Açıkçası küresel ekonomi bir “kabz” hâli yaşayacak. Mevcut durgunluktan kaçış yok... Önemli olan resesyonu, ekonominin gerçekleriyle doğru okuyup iyi yönetebilmek… Krizleri fırsata çevirebilmek…

Bilhassa, enflasyonda temkinli gitmek gerekiyor. Geçen yılın üçüncü çeyreğinde fiyatlama davranışlarındaki bozulma dünyayı saran daralma ile bir araya gelince bizi de bunalttı. Ayrıca petrol ve işlenmemiş gıda fiyatlarındaki arz yönlü gelişmeler, tüketici enflasyonunu yüzde 20’lerin üzerine attı. Carî açık endişesiyle ithalatın kısılması belki ödemeler dengesini rahatlattı ama bu defa da üretim ayağını gazdan çekti ve beraberinde işsizlik tavan yaptı.

Merkez Bankası para politikasındaki sadeleşme sürecini tamamlayarak enflasyonda öngörülebilirliği artırmaya çalışıp parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmeye çalışsa da üreten sektörün hâlâ yüksek faizlerin baskısında olduğu açık. Söyleyeceğim şu: Sermaye ile üretim, katılım bankacılığı gibi faizsiz bir ortamda buluşması gerekiyor. Dolayısıyla ekonomilerden “faiz” tamamen kalkmadığı sürece insanlığa rahat yüzü yok!

Durgunluk var… Enflasyon var… Üstüne üstlük bir de artan işsizlik… Teknik tâbirle stagflasyon… İşsizliğin, iç talepteki düşmeler sebebiyle büyümeleri de aşağı çekeceğini hatırlatayım. Aylar önce bu sorunu yazmış, çârelerini de bir bir sıralamıştım…

Gelelim istihdama… Aralık 2018’de işsizlik bir önceki döneme göre 3,1 puan artarak yüzde 13,5’a yükseldi… İşsiz sayısı; 1 milyon kişi arttı ve 4 milyon 302 bine çıktı… Bu rakam yani 4,3 milyon işsiz, son 3 ay içinde “Ben işsizim. Bana iş bulun. 15 gün içinde işbaşı yapmaya hazırım” diyerek İş-Kur’a müracaat edenler… Ya gerisi!..

Genç işsizlik sorunu artıyor. 2018 Aralık’ta genç işsizlik oranı 5,3 puan yükselerek yüzde 24,5’e çıktı… Milyonları geçen rakamları ifade etmeye bile korkuyorum. Ancak çalışıp da işsiz görünen yüzde 33,4’lük kayıt dışı işsizliği de hatırlatayım.

Evet, işgücüne katılma oranı nüfusun yüzde 52,4’ü… Aralık 2018 itibariyle 633 bin kişi işinden olmuş ve istihdam edilenlerin resmî sayısı 27,6 milyona düşmüş. Mevsim etkilerinden arındırılmış verilere bakıldığında, istihdam oranı bir önceki aya göre 0,5 puan düşerek yüzde 46,4 olmuş. Sevindirici taraf; sanayi ve hizmet sektörünün toplam istihdam içindeki payının artması… Üzücü taraf ise inşaatı bir kenara bırakalım özellikle tarımda istihdamın giderek gerilemesi.

Özetle söyleyeceğim şöyle: 2018 son çeyreğinde yüzde 3’lük daralma; önce yüzde 12,7’lik ardından da yüzde 13,5’luk işsizlik oranını doğurdu. 2019 yılı ilk çeyreğinde beklenen yüzde 2’lik daralmanın; tedbir alınamadığı takdirde işsizlik oranını yüzde 15’lere yükseltebileceği tahminimi de ekleyeyim. Mâlumunuz sağlıklı ekonomilerde işsizlik oranı yüzde 5 veya yüzde 7’yi geçmez.

Kısa vadeli dış borç stokunun Ocak sonu itibarıyla, 2018 yılsonuna göre yüzde 1,5 artışla 118 milyar dolara yükseldiğini belirttikten sonra eski siyasetçilerin “Borç yiğidin kamçısıdır” sözünün geçerli bir metâ olmadığını Merkezi Yönetim Bütçesi de doğruluyor… 2018 Şubat ayında 1,9 milyar lira açık veren bütçede, 2019 Şubat itibariyle 16,8 milyar lira açık oluşmuş.

Sebep faiz harcamaları… Şimdilik istikrarlı giden faiz dışı denge bu ay 2,1 milyar lira eksiye düşmüş. Geçen yıl aynı dönemde 6,7 milyar lira faiz ödemelerine giderken bu yılın Şubat ayında faiz ödemeleri 14,7 milyar liraya çıkmış. Tabi ne kadar çok borçlanırsanız, o kadar fazla faiz ödersiniz… Neticede bütçede 12 aylık dilimde Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 2,3’üne denk gelen 84,2 milyar liralık bir bütçe açığı oluşmuş. Bütçedeki endişemi de söyleyeyim… Vergi veya vergi dışı kalemler giderek zayıflıyor… Dikkat etmek lâzım!  

Evet, Yeni Akit’te son yazımı kaleme aldım. Yakın bir zamanda yeni bir mecrada yine aynı minvalde yazmaya gayret göstereceğim. 40 yıllık gazetecilik hayatımda doğru ve hak bildiğimi ifade etmekten hiç çekinmedim. İnşallah ilâ nihâye böyle devam eder!

Şâirin dediği gibi; “Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır / Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır…”

Yeni Akit’te geçen 5 yıllık serüvenimi bu yazıyla noktalarken Yeni Akit Medya Grubu’ndan, çalışma arkadaşlarımdan ve siz kıymetli okuyucularımdan “helallik” istiyorum.

Sürçülisan ettiysek affola…

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23