• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz
TÜM YAZILARI
15 Mart 2019

Gerçek maharet carî açık düşerken büyüyebilmek!

Mart ayının ikinci haftası, Türkiye ekonomisinin geleceğine ışık tutması açısından önemli verileri ortaya koydu. Büyüme ile başlayan cari işlemler dengesi ve sanayi üretimi ile devam eden ekonomik datalardaki trend, dikkat edilmesi ve temkinli olmayı gerektiren noktaları apaçık gösterdi. Umuyoruz ki, ekonomi yönetimi ayağımızın altındaki halının kayıp gitmesine müsaade etmeyecek.

Büyümeden önce cari işlemler dengesiyle ilgili değerlendirmemi arz edeyim... Evet Ocak ayında 813 milyon dolar açık veren bir cari denge var. 7,03 milyar dolar açık veren bir önceki yılın yani 2017’nin Ocak ayına baktığımızda bugün için durum iyimser.

İhracat büyüyor ve ithalat da ihracatın belki iki katından fazla düşüyor. Bu da yıllık cari açığın giderek azalmasını sağlıyor. Anlatmak istediğim 35 milyar dolarlık cari açık beklentisinden 21,5 milyar dolarlık cari açığa inişimiz hakikaten sağlam gittiğimizi gösteriyor. Ama nereye kadar?.. Daha doğrusu ithalattaki düşüş nereye kadar sürecek?

Biliyoruz ki, Türkiye ekonomisinde ithalatın düşmesi paralelinde bir daralma gerçeğini yaşıyoruz. Her zaman anlattığım ithal ikame olayı devre dışı kaldığından ithalattaki düşüş de durgunluğu beraberinde getiriyor.

2018 yılsonu itibariyle başlayan ithalattaki kuvvetli düşüşe, geçen yılki Ağustos’ta zirve yapan dövizdeki ateş ve beraberinde güçlü dış talep, elbette cari dengede iyimserlikler oluşturuyor. Dolayısıyla büyümenin önemli kalemlerinden ihracattaki oransal artışımız devam ediyor. Ancak daha önceki yazımda da belirttiğim gibi, en büyük ticaret partnerimiz Avrupa’daki yavaşlama alternatif pazarların bulunmasını gerektiriyor. Meselâ Avrupa Merkez Bankası (ECB) kanalıyla Avrupa’nın 2019 büyümesini yüzde 1,7’den yüzde 1,1’e çekmesi hakikaten bizim için negatif algılayacağımız bir gelişme.

Neticede cari dengeyi destekleyen ve önümüzdeki 1 yıl içinde çıkış olasılığı artan portföy yatırımlarının zayıf girişleri olumsuz hava çizerken yapılması gerekenleri unutmamalıyız. Demek istediğim, yıllık düşündüğümüzde doğrudan yatırımlar baskın bir şekilde ülkeye giriş yapmazsa ithalatın düşmesiyle carî denge toparlanamaz. Olsa olsa ekonomide daralmaya doğru giden bir trend ortaya çıkar. Bu nedenle mutlaka Türkiye’ye yabancı para girişi şart. Konuya daha fazla girmek istemiyorum…

Büyüme tarafına bakınca; yüzde 2,6’lık büyüme, küresel ekonominin bizden daha fazla daraldığı bir ortamda moral olabilir, ancak Türkiye bareminde bakıldığında öncelikle bu yılın ilk çeyreği için pek iyimser olmamak lâzım.

Matematik açık… Yüksek büyüme dönemlerinde iç talep artarken ithalat artıyor muydu, evet… Bu arada carî işlemler açığı büyüyor muydu, evet… Carî işlemler büyürken, ekonomi büyüyor muydu, yine evet… Peki bu trend sağlıklı mıydı? Bu soruyu da okuyucularımız cevaplasın!.

2018 yazındaki ekonomik dalgalanmayı bir hatırlayın… Biliyorsunuz, ithalat ve talep kaynaklı büyümenin olumsuz etkileri başımıza ne belâlar açmıştı. Dolayısıyla bundan sonra istemediğimiz büyümelerdeki düşüş, belki carî açığın düşük kalmasını sağlayacak ama ekonomi resmen daralacak. Asıl carî açık düşerken ekonomiyi büyütmek önemli. Bu da ithal ikâmeyi öne çekip ihracata ağırlık vermek ve yeni alternatif pazarlar bulmakla sağlanabilir.

Büyümelere gelince…

2018 yılında Türkiye ilk çeyrekte yüzde 7,4, ikinci çeyrekte yüzde 5,2 büyümüş. Üçüncü çeyrekte yüzde 1,6 büyüyen ve dördüncü çeyrekte yüzde 3 küçülen Türkiye yıllık yüzde 2,6 büyüme kaydetmiş.

2018 yılındaki yüzde 2,6’lık büyümenin anlamı şu:

İster teknik deyin, ister başka bir şey; Türkiye gerçek resesyonda değil ama şu anda çeyrek dönemlik bir durgunlukla karşı karşıya. 2018 yılı son çeyreğini eksi 3 büyüme ile kapattık. 2019 ilk çeyrek büyümesinin de negatif gelme ihtimali yüksek… Mâlumunuz makroekonomide geleneksel olarak reel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) iki veya daha fazla çeyrek yıllık periyotta arka arkaya negatif büyüme göstermesi resesyon durumunu gösteriyor…

Bir bilgi olarak paylaşayım… Carî fiyatlarla GSYİH, 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 19,1 artarak 3,7 trilyon lira olmuş ama 2017 yılında 10 bin 597 dolar olan kişi başı gelir; 2018 yılı sonunda 9 bin 632 dolara düşmüş… Yani kişi başı millî gelir bir yılda 965 dolar (yüzde 10) gerilemiş.

Bu yıl ilk çeyrekte yaşayacağımız durgunluğun ikinci çeyrekten itibaren biraz daha zayıflayacağını hatırlatmak isterim. Zirâ dün açıklanan aylık sanayi üretimi iyimserlik ışığını sanki yaktı. Eylül’den bu yana yıllık bazda yüzde 2,7, yüzde 5,7, yüzde 6,5, yüzde 9,8 ve yüzde 7,3 şeklinde 5 aydır düşen bir sanayi üretimi var. Ocak ayında yıllık düşüş belki yüzde 7,3 oldu ama aynı dönemde aylık bazda yüzde 1’lik sanayi üretimi artışı sanki dipten dönüşün işaretini verdi.

Muhtemelen Şubat’ta da aylık iyileşme sürer ancak ilk çeyrekteki sanayi üretimindeki daralma sürecek gibi. İlk çeyrek sanayi üretimi daralma oranının şimdiden yüzde 6 civarında olacağını hatırlatayım.

İşin Türkçesi; carî açık düşerken yerli kaynakları âcilen harekete geçirip hem sanayi üretimini, hem de reel büyümeyi yukarı çekmeliyiz. Çünkü her şeyden önce bu yıl kampanyası başlatılan 2,5 milyon kişiye iş bulma zorunluluğumuz var.

 

 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23