THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Parametre yağmuru!

12 Eylül 2018 Çarşamba

 

Hicri yılbaşını idrak ettik… Hicret’ten bu yana 1440 yıl geçmiş… Kutlu olsun, mübarek olsun diyeceğim ama, nasıl diyeceğimi bilemiyorum… Çünkü İslâm dünyası bu yıla da kan ve gözyaşı içinde girdi! Hicretin manasını kavrayıp, sorunlarımıza ne zaman çâreler üreteceğiz, işte orası meçhul!

Neyse gündeme dönersek, tüm piyasaların gözü kulağı yarın Merkez Bankası’nda belki ama İdlib de ekonomik parametreler arasına girdi. Aya büyüme ile başladık… Hazine ihaleleri ve PPK toplantısı derken Orta Vadeli Program (OVP) geldi çattı!

Geçen yazımızda; İdlib’e Rusya ve İran destekli Esed saldırılarından kaynaklanacak göç dalgasının ticaret ve diplomasi bağlamında iyi değerlendirilmesini, mülteciler muvacehesinde Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin başta 1996 yılında imzaladığımız Gümrük Birliği’nin yeniden düzenlenmesi ve üyelik konularındaki müzakerelerin bir adım öteye götürülerek Türkiye’ye bir fayda sağlanmasının gerekliliğini ifade etmiştik.

***

Evet, İdlib mâlum kuvvetlerin ağır bir bombardımanı altında. Halkın şehirden kaçışları başladı. Tabii ki göç dalgasının ilk adresi Türkiye… Rusya’nın, dâhil olduğu saldırılara rağmen Birleşmiş Milletler’i (BM) toplantıya çağırması sanki bölgede farklı bir diplomasiye işaret ediyor. Dolayısıyla 8 yıldır süren Suriye gâilesi daha çok su kaldıracağa benziyor.  

Suriye sınırının, doğusundan batısına kadar oluşabilecek her türlü askeri ve terör saldırılarına karşı sağlam durmak… Uluslararası güçlerin politika değişikliklerine karşı Astana zirvesi paralelinde diplomasi üretmek… BM kararları dışında saldırılara müdâhil olmamak, diplomasiyi sadece barış, mülteciler ve insani yardımlar üzerinden yürütmek… İdlib’den gelecek göç dalgasına karşı Suriye’de değil, Türkiye topraklarında kamplar oluşturmak… Mülteci akınını engellemek için 34 milyar euro ayırarak 10 bin silahlı güvenlik gücü oluşturma çabasındaki Avrupa Birliği’ni ortak hareket etmede ikna etmek… İşte bunlar, Türkiye’nin âcilen yerine getirmesi gereken proaktif eylemler.  

***

Geçelim beklenti dâhilinde gelen büyüme rakamına… 2017 yılı için yüzde 7,3’e revize edilen bir büyümeden sonra bu yılın ilk çeyreğinde de yüzde 7,3’le yüksek bir başlangıç yapılmış… İkinci çeyrek ise daralan ithalat ve tüketim harcamalarıyla yüzde 5,2’e düşerken ilk yarı büyümesi de yüzde 6,2 olmuş.

Geçen yılın ikinci çeyreğinde 734,4 milyar lira olan GYSH, bu yıl ikinci çeyrekte 884 milyar lira... Aynı data döviz bazında 204,8 milyar dolar... 2017 yılı için yüzde 7,3’lük büyüme verisi doğrultusunda kişi başı milli gelir 38 bin 680 lira, yani 10 bin 602 dolar olarak gerçekleşmiş.

Büyümede lokomotif sektörlerden sanayi yüzde 4,3, inşaat yüzde 0,8 artarken tarım ise ikinci yarıyı yüzde 1,5 ekside kapatmış… Diğer dikkat çeken bir data da, sigorta, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek ağırlıklı hizmetler sektörünün yüzde 8’ler seviyesinde büyümesi. Ayrıca ilk çeyrekte yüzde 9,3’lük hane halklarının tüketim harcamaları da yüzde 6,3’e inmiş. Yine ihracatın yüzde 4,5’luk pozitif katkısı, büyümenin kalitesi açısından önemli bir veri.

Büyüme, endeks bazında analiz edildiğinde de, takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2018 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 5,5 artmış… Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi ise, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,9 gerçekleşmiş… Zincirlenmiş hacim endeksi GSYH’yi enflasyon etkisinden arındırarak hesaplıyor.

Bu yıl son iki çeyrekte artan döviz kuru, enflasyonist baskı ve faiz artışlarıyla birlikte taleplerdeki azalma sebebiyle büyümelerin daha düşeceği tahmin ediliyor ama ekonomideki canlılığın sürdüğü de ortada!

***

Diğer konu Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı… Kur ve faizin yeni yönünü belirleyecek adım yarın PPK’dan gelecek. Ekonomi daha doğrusu borç üzerindeki kur baskısını bir türlü frenleyemediğimiz için enflasyon ve faizleri tutamadığımız bir gerçek. Maamafih PPK toplantısında enflasyona dâir sürdürülebilir çözümler de aranacak…

Şimdi piyasaların Merkez Bankası’ndan faiz artırım beklentisi ortalama 300-400 baz puan. Bunun altı dövizde yeniden hareketlenme, üstü ise faizlerde yeni bir artış demek. Merkez’in faizi pas geçmesini ise hiç kimse dillendirmiyor. Söz konusu kesimler Ağustos’taki kur ataklarını genellikle Merkez’in son toplantısında faizi sabit tutmasına bağlıyor.

Bütçe ve cari açığın finansmanı ile ilgili konuyu daha sonraki yazılara bırakarak dün Hazine’nin 700 gün vadeli devlet tahvilinin ihracında basit yüzde 23,71 ve bileşik yüzde 25,11 faiz oranlarıyla 3,3 milyar lira borçlandığını belirteyim. Acaba ihalede gerçekleşen faiz oranları Merkez Bankası’na bir mesaj mı veriyor, orası da yarın netleşecek!

Diğer taraftan BDDK’nın son haftalarda yurtiçi ve yurtdışına yönelik aldığı swap kararlarının; bundan sonra döviz kuru, Merkez Bankası’nın faiz kararı ve enflasyona dâir açıklamalarına ne kadar yansıyacağı merak edilmiyor değil!

Ekonomi mâlumunuz beklentilerle yürüyor… Merak edilen diğer konu da bu ay açıklanacağı tahmin edilen Orta Vadeli Proğram (OVP)… Bakan Berat Albayrak’ın Ağustos ayında açıkladığı yeni ekonomi programı ve sonrasındaki 100 günlük eylem planı, OVP’de ete kemiğe bürünecek.

Hükümetin yeni ekonomi modeli ülkeyi nereye taşıyacak, hep birlikte göreceğiz!

 

 

YORUM YAZ