THY- Euroleague

Oyuna oyun var mı başka yol!

09 Eylül 2018 Pazar

Bölgede İdlib olayının patlaması, Türkiye – Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde beklenmedik gelişmeleri de beraberinde getirdi. 8 yıllık Suriye gâilesini göç dalgasıyla hatırlayan Almanya başta Fransa, Hollanda ve diğer AB ülkeleri, Türkiye’nin önemini sanki yeni öğrenmiş yine “Aman Türkiye, yaman Türkiye! Biz ettik, sen etme!” babından bu taraflara doğru mesajlar yağdırıyor…

Evet, dünden bu yana İdlib, Rusya ve İran destekli Esed güçlerinin ağır bombardımanı altında. Tahran’da cuma günkü üçlü İdlib barış zirvesinin demek ki bir faydası olmamış! Bölgede 4 milyona yakın insan yaşıyor. Göç dalgasının birinci adresi Türkiye… Ardından Avrupa… Biz nasıl olsa dünyadan zırnık destek görmesek de kamplarda 3,5 milyon, ülke genelinde ikâmetli 2 milyona yakın toplam 5 milyondan fazla Suriyeli ile yaşamaya alıştık. Şimdi Avrupalı düşünsün!

Onlar mesajlar yağdıra dursunlar, biz bundan sonra dış politikamızı menfaatlerimiz üzerine kurgulamaya niyetlendik... Rusya ile İran’ın zoraki ve zorlama diplomasisi elbette bizi yolumuzdan çeviremeyecek. Avrupa ile mesafeli yürüse de ilişkilerimiz artarak sürecek.  

***

1963 yılının 12 Eylül’ünde AB ile masaya oturmuşuz… Tabi o zaman adı AET… Ankara Anlaşması’nı imzalamışız… Tam üye olarak çıktığımız yolda günümüze kadar henüz bir ilerleme kaydedilememiş… 33 sene sonra bu sefer belki olur diye 1996 yılında Gümrük Birliği anlaşmasını yapmışız… Böylece üyeliğe adaylığımız da tescillenmiş… Ne yazık ki Gümrük Birliği hep bizim aleyhimize çalışmış, hiç istediğimiz gibi olmamış! Avrupalılar, AB’ye tam üyelik konusunda karşımıza da sürekli Kıbrıs meselesini çıkarmışlar…

Her neyse, 2005 yılına gelindiğinde ki o zaman AK Parti hükümetleri iktidarda… “Artık bu işi bitirelim” diyerek tam üyelik için müzakerelere başlanmış… Fasıllara geçilmiş… Tabi fasıl olmadan şenlik olur mu? 2006 yılında ilk fasılın kapağı açılmış… 25 Nolu Bilim ve Araştırma faslı… Derken meşhur 25’inci fasıl kurusun diye 2015 yılına kadar 9 sene askıda bekletilmiş…

Ne zaman ki, 8 yıl önce Suriye meselesi bölgeye ateş gibi düşmüş, Avrupa Birliği, Türkiye’nin eteğine yapışmış… “Aman ha kurbanın olayım, şu göçü engelle! Bak hem AB’de müttefikiz… Diğer taraftan ticaret ortağımızsın! Hani olur ya, belki de sizi tam üye yaparız!” diyerek ipe un sermişler, oyalamışlar… Tâ ki 2013 yılındaki vize anlaşmasına kadar…

“Türkiye’ye çok ayıp ettik” diyerek 2013 yılında Geri Kabul Anlaşması ve Vize Serbestisi Diyaloğu’na ilişkin mutabakat zaptına imza koyan AB ağzımıza bir parmak bal çalmış ama gerisini getirmemiş…

***

Birkaç yıl sonra Türkiye, artan ilişkileri de göz önünde bulundurarak, tam üyelik için başlatılan 25 nolu fasıl askıda dururken ite kaka 2015’te 17’nci fasılın gündeme alınmasını sağlamış… Fasıl da oldukça çetin ve çetrefelli… Adı “Ekonomik ve Parasal Politika”… Sür aşağı, vur yukarı maddeler görüşülürken 2016 yılına gelindiğinde “33 nolu Mali ve Bütçesel Hükümler başlıklı fasılı da müzakere edelim, duruma bakarız” denilmiş…

25 ile son 33’üncü fasıl arasında tam 16 müzakere maddesi önümüze konulmuş… Kimisi beklemiş, kimisi yarı kapanmış, kimisi de güç bela kabul edilmiş… Ama “Bunlar yetmez, fasıllara devam etmeliyiz!” demişler. Bir de en son müzakere ettiğimiz 33 nolu fasıl görüşülürken 9 yıl beklediğimiz ve müzakere edemediğimiz 25 nolu fasılı, küfür eder gibi kapatmışlar… İşin Türkçesi gâvur eziyeti!

Avrupa Birliği, Türkiye’nin üyelik talebini sürekli askıda tutarken 2010 yılında başlayan Suriye’deki olayların ileriki yıllarda azması ve mülteci akınının yoğunlaşması üzerine Suriye’deki meseleyi bölgesine bir tehdit olarak algılamış, zaman zaman aksasa da siyasi ve ekonomik cepheden Türkiye’ye daha sıcak durmaya çalışmış… Nitekim Suriyeliler için kabul edilen 3,3 milyar avroluk yardım paketi de bu doğrultuda onaylanmış… Ama paranın henüz 3’te biri bile gelmemiş…

***

Tabi bizim en büyük derdimiz AB’den sürekli güncellenmesini istediğimiz Gümrük Birliği ve ardından Avrupa Birliği’ne tam üyelik… Gündemdeki sıcak gelişmelerle birlikte sıkıştırmalarımızla Avrupa Komisyonu, 2016 yılı Aralık ayında Gümrük Birliği müzakerelerini başlatmak üzere AB Konseyi’nden yetki istemiş… Fakat tam üyelik konusunda Türkiye – AB ilişkileri en son olarak burada tıkanmış kalmış!

Bugün Avrupa, yine İdlib meselesi dolayısıyla Türkiye’ye yakın, hem de çok yakın durmaya çalışıyor. İşte Türkiye bir taraftan İdlib’de barışa giden yolları ararken diğer taraftan eline geçirdiği göçmen kozuyla Avrupa Birliği’ni Gümrük Birliği’ni güncelleme ve hatta AB’ye tam üyelik konularında zorlayabilir.

Nitekim hükümet AB’ye tam üyelik ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konularında kılı kırk yarıyor... Başta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), DEİKMÜSİADTÜSİAD ve diğer sivil toplum kuruluşları da AB yolundaki gayretlere gayret katıyor…

Toplam ihracatın yüzde 50’den fazlasının gerçekleştirildiği Avrupa ülkelerine daha fazla ihracat yapılması Gümrük Birliği’ndeki mekanizmanın yenilenmesine bağlı... Türkiye aleyhine işleyen söz konusu mekanizmanın düzeltilmesi mevcut siyasi ve ekonomik ilişkileri de üst seviyeye çıkaracağı aşikâr…

Dünya her alanda siyaset ve diplomasi oyunu oynarken biz niye duruyoruz! 

 

YORUM YAZ

  • SedatSedat2 ay önce
    Kimsenin islam diye bir derdi kalmamış maalesef ya hu bizim ne işimiz var a.b de bize islam kanunları lazım demokratik laik düzen onların olsun bırakın şu ab şakşakcılığını bari siz yazmayın ab ab nefret ediyorum şu kafirlerin önünde fino köpek gibi duran patates müslüman tiplerden sen müslümansın kardeşim İzzet ve Şeref’ini ayaklar altına alma Allah aşkına
  • Salih TatarSalih Tatar2 ay önce
    Avrupa uyandığında çok geç olacak. Umarım Suriye çözümüne doğru açıdan bakarlar.
  • Mesut SarpMesut Sarp2 ay önce
    Üstad, Dünya her alanda siyaset ve diplomasi oyunu oynarken biz niye duruyoruz! Dogru bi laf. ama önce yurtta kavgayı iktidar dahil bi kenara koymak zorundayız. Bütün enerjimizi birbirimizi kötülemeye harciyoz. Mahkemelerimiz süratle calısıp tutuklu kararlarını cok cabuk vermek zorundalar. Senelerce süren mahkeme olmaz, icerdekilerde insanlarımız...
  • HukukçuHukukçu2 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenci kıyımına müdahale edip, kıyımı durdurmanızı, saygılarımızla, istirham ediyoruz.
  • Yavuz yüzgölYavuz yüzgöl2 ay önce
    Biz birbirimize lafla çok güzel oyunlar oynuyoruz da hocam yabancı dil bilmediğimiz ve okuduğumuzu anlamadığımız için yabancıya oynadığımız oyunlar sökmüyor galiba. Oyun oynamaya her kalktığımızda kendi kalemize gol atıyoruz, örnek olarak Suriye meselesine bakabilirsiniz. Ama yalan yok bizimkiler halka çok iyi oyunlar oynuyorlar ve başarılılar.
  • Evlad-ı Fatihan AhmetEvlad-ı Fatihan Ahmet2 ay önce
    Tarhana çorbasıyla, erişte makarnayla, kuskus pilavıyla beslenerek büyüyen beyinlerden oyun kurmayı beklerseniz daha çok beklersiniz!
  • enverenver2 ay önce
    iyi günler; bizimde siyaset ve diplomasi oyununu hazırlayacak bürokrat mühendislerimiz ya işinin ehli değil veya milli değil demek mi istiyoruz. kolay gelsin.