THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Medya nasıl ayağa kalkar?

08 Eylül 2018 Cumartesi

Bilgiye dayanmayan, hayatın içinde olmayan, alâka uyandırmayan, toplum faydası dışında farklı emellere hizmet eden, dürüstçe davranmayan, ikiyüzlü yaklaşım sergileyen, faydası olsa da sadece küçük elit bir kesimi ilgilendiren, toplumdan ve dünya gerçeklerinden uzak hiçbir fikrin, düşüncenin, ideolojinin uzun soluklu olma imkânı yok!

Medya da insanların haber alma ihtiyacını karşılama, olaylara karşı fikir ve yerine göre çözümler üretebilen bir yorum kapasitesine sahip değilse, çökmeye mahkûm… Toplumla birlikte yürüyen, araştırmacı, etik, saf ve duru bilgi ile teçhiz edilmiş, fikrinde yalpalamayan ancak her fikre saygı duyan, sevgi ve muhabbetle yoğrulmuş bir medya ölmez, hiçbir zaman önemini kaybetmez!

Bugünlerde Türkiye’de medyanın bitişine dâir konular fazlaca işleniyor... Gazete ve dergi tirajlarının sürekli düştüğünden, kitap okumada yerlerde süründüğümüzden, dijital yayınları takipte ülkeye yakışır bir yerde olmadığımızdan sürekli söz ediliyor. Doğru mu, doğru!

Demek ki bir yerlerde hatalar yapılıyor… Demek ki, toplumun okuyabileceği, ilgi ile takip edebileceği gazete, dergi ve kitap yayınlamada zaaflarımız var! Belki de niyetlerimiz hâlis değil!

Özellikle yüksek genç nüfusa sahip Türkiye’de 40 yaş altına mevkûte okutamıyoruz… Uzun yıllar vesayetle boğuşmadan mıdır, ideolojik saplantılardan ve hesaplaşmalardan mıdır, eğitim sistemindeki arazlardan mıdır, teknolojik değişimlerden midir, idealizmin ve etik anlayışın hafife alınmasından mıdır, yeni bir medya anlayışının doğum sancısından mıdır, tartışılır…

Ama gerçek olan şu ki, maalesef mevcut medya, toplumun “haber ve yorum ihtiyacı”nı karşılamada yetersiz, kifâyetsiz kalıyor! Türkiye’de medya sektör olarak erirken değeri, kabiliyeti ve istihdam oluşturma yeteneği sürekli düşüyor. Bugün iletişim okuyan üniversiteli bile medyada çalışmaktan kaçıyor! Bırakın yabancı dili, Türkçe’yi dâhi hakkıyla kullanabilme yetisinden yoksun bir medya, toplumun ne kadar ihtiyacını giderebilir? Alaylılar da olmasa sektör hepten bitik!

***

Türkiye’de gazeteciliğin geri plâna düşmesinde kuşak çatışması sebeplerden biri sayılsa da, gazeteciliğin meslek olduğu yıllarda gazetelerin hedefi; günlük bir fikir, edebiyat ve yeni bir olayı çarpıcı ve farklı başlıklarla gündeme taşımaktı. Ertesi gün aynı haberi farklı başlıkla yayınlayan gazete başarılı sayılırdı. Şimdi ise diğer gazetelerle aynı başlıkları atanlar başarılı kabul ediliyor… Sonra gazete sayfalarının önemli bir bölümü magazin ve reklâm-ilana ayrılmış… Fikirler ve işlenen olaylar ise mesaj vermekten uzaklaşmış… Sayfalar eskilerin tabiriyle Danimarka vitrinine dönmüş…

Bizde ulusal gazetelerin logolarının altında “siyasi gazete” ibaresi vardır… Madem politika alanında gazetecilik yapmak isteniyor, o zaman hakkının verilmesi gerekmez mi?

Nasıl mı, şöyle: Gazete politikacıya, açıklama yapana değil, topluma seslenmeli… Gazeteler birilerinin pohpohlandığı, reklamının yapıldığı yerler olmamalı… Medya yorumcusu da, siyasetçinin veya beyânat veren kişinin söylemek istediği ancak söyleyemediği mesajı, itiraz edilemeyecek şekilde bulup köşesine taşıyabilmeli… Tabi bu da cesaret işi!

Dolayısıyla vatandaş; hız çağında, son dakika haberlerini basmakalıp cümlelerle hem de bir gün sonra satın aldığı gazetede görecekse niçin okusun, niye para versin, neden vaktini boşa harcasın?

Öncelikle gazetelerin zaman meselesini çözmesi gerekiyor. Madem yayında günlük 12 saatlik bir çalışma süresi var… O zaman gazetecilik; haberi ve yorumu saat başı, hatta anlık veren mecralar gibi değil, 12 saatlik bir emeğin karşılığını ve hakkını verecek şekilde icra edebilmeli! Tabi bu da ekip, tecrübe, bilgi, beceri, işbirliği ve sermaye işi… 3-5 kişinin ulusal gazete çıkardığı Türkiye’de bu özellikler acaba kaç mevkûtede var?

***

Bizde gazeteci ve yazarların etkisiz olmasının sebeplerinden biri de, birçoğunun düşünme, fikir üretmede eleştiriye açık olmamaları ya da farklı hesaplarda çalışmaları… Mesela basın, tüm sektörleri inceler, en küçük gelir ve giderine kadar ortaya koyar… Ama ortalıkta medya sektörünün ekonomik rakamlarıyla ilgili bir dataya rastlayamazsınız…

200 yıla yaklaşan Türk gazetecilik tarihinde Türk okuyucusunun önemli bir yeri vardı. Bugün okuyucunun hassasiyetini takan yok! “Biz ne yazarsak, okuyucu onu kabul etmek zorunda” gibi anlayışa hâkim medya, halk nezdinde ne kadar itibarlı olabilir? Öyle bir devir vardı ki eve, aile içine alınamayacak hiçbir gazete yoktu… Basın vatandaşın hassasiyetini terk edince, vatandaş da bittabi basını terk etti ve terk etmeye devam ediyor…  

Yine o devirlerde, okuyucu gazetesini eline aldığı zaman mutlaka fikri, ilmi, edebi, kıymetli bir yazı bulabiliyordu… Gazeteler ne zaman ki tiraj yarışına girdi, bu gelenek bozuldu... Her şey çalakalem! Sonra eskiden bir gazete makalesi, bir memleket meselesini çözebilecek derecede tesirli idi. Şimdi bu tesir kalmadığı gibi, kalsa da kimse dönüp bakmıyor, önemsemiyor… Çünkü vatandaş artık, “Gazete haberi, medya yorumu, n’olacak!” diyebiliyor.

Tabi ki işin bir de patronaj tarafı var… İdealist, etik değerlere önem veren, vefakâr medya patronlarını bugün bulmak çok zor! Diğer taraftan medya sektörüyle büyümeyi, yükselmeyi düşünen sermayedarları da ara ki bulasın! Sistem, fikri olmayanı parası olana, parası olmayanı da fikri olana esir etmiş! İki güç geniş manada tek elde yıllarca buluşturulmamış!  

Aslında “Medya nasıl ölmez!” konusu, bugün anketlerle vatandaşa sorularak halledilmesi gereken mühim bir mesele!

 

YORUM YAZ

  • Seyfi Seyfi 12 gün önce
    Tebrikler seviyesi yüksek bir yazı olmuş.
  • ahmetahmet12 gün önce
    doğruya doğru, yanlışa yanlış denildiği zaman medya ayağa kalkar.. diğer türlü yalakalık olduğu müddetçe, medya sağcısı, solcusu, muhafazakarı hepsi yerlerde sürünür..
  • bozkurt1071bozkurt107112 gün önce
    Medyanın ayağa kalkması için öncelikle yandaşlık bitmeli tüm herkes dozunda eleştirlmeli işte ozaman medya ayağa kalkar Ama işte onu yapacak da babayiğit yazarların, medya patronlarının olması lazım od maaaalesef yok
  • Mutlu HepmutsuzMutlu Hepmutsuz12 gün önce
    Medyanın ayağa kalkması mı gerekiyor? Çok mu lâzım?..
  • RasimRasim12 gün önce
    Tesbitler 10 numara,bugünkü ekseriyet medya küçük hesaplar peşinde,fikirsizzikride tamamen çıkar ve şahsiyetsizlik.Ama o kadar vurdumduymaz ki topluca duvara tosladığımızda duymaması imkansız