--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Katılım herkese lâzım!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Reel sektör ve dış ticareti destekleme bâbında e-ticaretin önemini, kısa olsa da bir nebze anlatabildik. Kurban Bayramı ile başladığımız katılım finans konusuna yeniden bir nazar etme mecburiyeti doğdu. Türkiye’yi ince analiz ve projeksiyona oturttuğumuzda ekonomileri çıkmazda olanların imdadına en yakın seviyede duran katılım sektörüne yönelişin ne zaman olacağını merak etmiyor değilim!

Katılım sektörünün üretime kaynak aktarmak, gelir dağılımını düzeltmek, istihdam imkânlarını artırmak ve kayıt dışılığı azaltmak gibi ekonomiye katma değer sağlaması göz önüne alındığında neden göz ardı edilir, işte orasını bir türlü anlayamıyorum! Bu kadar hizmeti bir arada bulunduran hangi sektör var?

Faizsiz finansın, geleneksel finans sistemine göre güçlü tarafı küresel kalkınmanın finansman ihtiyaçlarını karşılama misyonu ve özellikle KOBİ’leri destekleme konusundaki seyyaliyeti, isteği ya da bir başka ifadeyle iştahı… Madem Türkiye’de ekonomi KOBİ’ler üzerinden yürüyor, o halde faizsiz finans müesseselerinin şimdiye kadar daha fazla yol alması veya aldırılması gerekmez miydi?

Bakınız bu anlattıklarım herkese lâzım… Katılım sektörü vatandaşın; “Katılımdaki finansal hizmetler, geleneksel bankalara göre daha maliyetli. Faizli bankalarda borçlanma daha ucuz! Katılım aracılığıyla iş kursan daha pahalı… Gayrimenkul alsan daha yüksek para ödüyorsun… Araç gereç alsan daha pahalıya geliyor” şikâyetlerini üzerinden atmış, mevzuatını, tüzüğünü, ürünlerdeki onayını, bankacılıktaki duruşunu oturtmuş, tam anlamıyla müesseseleşmiş faizsiz finans kurumları, Türkiye Katılım Bankaları Birliği’ne, daha önemlisi hassaten hükümetlere lâzım…

Zirâ faizsiz finans müesseselerinin konvansiyonel bankacılıktan en önemli farkı, zor ekonomik koşullara uyum sağlamada verimliliğe odaklanması… Dolayısıyla, hükümetlerin söz konusu kurumları fazlasıyla desteklemek zorunda olduğu zâten buradan ortaya çıkıyor.

Vatandaş mahalle baskısıyla katılım bankalarındaki pahalı hizmeti, aşağı çektirebilir… Burası halk tarafı… Ancak, bir önceki yazımda da “Aslında sorun sistematik!” dedim ya, asıl hükümetler katılım sektörünü daha aktif, daha yaygın ve daha ucuz hâle getirmedeki sorunları sektör temsilcileriyle oturup çözmeli, çözebilmeli! Evet, bir kez daha söylüyorum… Bilhassa küresel ekonomilerde eğrilerin aşağı meyil verdiği günümüzde katılım finans herkese lâzım. Benden söylemesi! Sonra oturup dizlerimizi dövmeyelim!

***

Mesela faizli - faizsiz dünya sigorta pazarının büyüklüğü 5 trilyon dolar… Avrupa pazarı 1,5 trilyon dolar… Türkiye pazarı ise yerli - yabancı 13 milyar dolar… Ülkemizde faizsiz sigorta piyasasına bakıyoruz… Daha faizsiz sigorta olarak bilinen tekâfülün dâhi tam manasıyla anlaşılamadığını ve halledilemediğini gözlemliyoruz. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) bölgesinde sadece tekâfülün pazar büyüklüğü 21 milyar dolar…  Bizde ise geçen yılki rakamlara göre tekâfülün büyüklüğü 1,2 milyar lira (200 milyon dolar)… Hâlbuki hakkıyla tekâfül devreye alınabilse ülkedeki sigorta pazarında ciddi bir alternatif ortaya çıkacak!

Şimdi birileri çıkar “Arada bu kadar açık varken, dünyaya nasıl yetişeceğiz” diye sorabilir… Sorsun! Cevabı çok kolay! Çünkü iş yapmak bugün teknik imkânlarla çocuk oyuncağı hâline dönüştü. Yeter ki iş yapmak iste! FinTech diye bir usûl var… Dijital finansal teknoloji…

FinTech’in mobil bankacılık ve dijital platformlara odaklanan segmentleri, sektörde büyümeyi kat kat artırabiliyor. İşte FinTech, faizsiz finansta büyümenin bugün etkin yolu. Hatta iyi bir fırsat! Aynı doğrultuda yapay zekâ ve verilerdeki teknolojik gelişmelerin kullanılarak kârlı, ölçeklendirilmiş ve çeşitlendirilmiş bankacılık kurumlarının oluşturulması âdeta faizsiz finans için biçilmiş kaftan… Tabi ki anlayıp, işi organize ve icra edebilene! Yani sa’yu gayret varsa, bütün kapılar ardına kadar açılıyor!

***

Konvansiyonel veya geleneksel bankacılığa karşı katılım finansında  FinTech’in önemli bir farkını anlatayım… Geleneksel bankacılıkta katılım sınırlıdır. Ama FinTech’te tüm sınırlar ortadan kalkıyor. Zaten finans sektöründe sermayenin toplanıp reel yani üretim sektörüne aktarmak birinci gaye değil mi? Dolayısıyla güven ortamında FinTech ile yaygın ve geniş bir ağa sahip olunduğunda faizsiz finans sistemini kim tutabilir?

Fakat bu güzel işin gerçekleşmesi için düzenleyici diğer adıyla regülatör kurumların sektörde doğru teşvikleri oluşturması ve sağlam düzenleyici çerçeveyi geliştirmesi gerekiyor. Diğer taraftan geçen yıldan bu yana blockchain teknolojisini de, mühim gelişmelerden biri olarak algılamak lâzım. Nitekim çok sayıda faizsiz banka artık blockchain teknolojisi kullanıyor.

Dar küresel likidite şartları, siyasi ve ekonomik küresel riskler, faizsiz finans ürünlerinin organizasyonu ve standardizasyonundaki ağır adımlar, bugün ekonomideki birçok soruna çâre olacağı tahmin edilen katılım sektörünün önündeki en büyük engeller.

Bir kez daha tekrarlıyorum; faizsiz finans politika yapıcılar için stratejik bir araç, ekonomi düğümünü çözecek keskin bir kılıç… 2014 yılından bu yana küresel sermayeye ulaşmak giderek zorlaşıyor… Bilhassa döviz açığı ve bütçe açıklarını kapatmanın zorluğu zemheri soğuğu gibi kapının arkasında bekliyor.  

Döviz ve faizlerin yükseldiği, borçlanma maliyetlerinin arttığı, para bulmanın “çölde kaybolan deveyi bulmak kadar zorlaştığı” böyle bir ortamda faizsiz finans kurumlarına ve bu kurumları ihyâ etmeye çalışacak yönetimlere oldukça fazla iş düşüyor!

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle