--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Faizi hayattan tamamen çıkarma imkanı yok mu?

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Faizi, faizli işlemleri, faizle yürüyen her türlü muamelatı, kamu – özel bütün alanlardan temizleyebilirsek medeni ve müreffeh toplum olma yolunda en önemli adımı atacağız…

Öncelikle; faizi terk etmek tedrici mi, yavaş yavaş mı olur, hemen mi olur, yoksa hiç mi olmaz, orasını bilemem ama dini literatürde faizden kaçınılması konusunda “Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin… Böyle yapmazsanız, bunun Allah ve Peygamberi’ne karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin…” (Bakara: 278 – 279) ikazını dinlemeyip faiz belasını başımızdan atamazsak tüm insanlık olarak kendi ellerimizle felaketimizi hazırlamış olacağız.

Maamafih bugün başlayan Ramazan-ı Şerif’i de fırsat bilerek faizi konu edinmenin yerinde olacağını düşündüm… Evet, ekonomik sorunlara dair, gerek hükümetler ve gerekse merkez bankaları tarafından ne kadar farklı ve etkili çözümler üretilirse üretilsin, emekleri sömüren, alın ve akıl terini boşa çıkaran hak, hukuk tanımayan ve toplumlarda gelir dağılımını altüst eden, devletleri ve işletmeleri batıran faizli ekonomik modellerle hareket edildiği sürece sosyal ve iktisadi adaletin sağlanmasının mümkün olmadığı görünüyor. 

Dolayısıyla faiz ve faize dayanan ekonomik sistemleri sorgulamak bugün için bir insanlık görevi haline gelmiş durumda!

***

“Faiz olmadan ticaret mi olur? Bankalar parayı nereden bulacak? Faizler kalkınca devletler nasıl borçlanacak? Devlet ve şirket bütçeleri nasıl oluşturulacak? Faiz olmadan yatırım yapılabilir mi? Ekonomiyi kim finanse edecek? Ticareti tepetaklak mı edeceksin? Dünya ekonomik sistemi faiz üzerine kurulu, buna karşı nasıl durabilirsin? Finans sektörünü ortadan mı kaldıracaksın? Nerede kaldı laiklik?” gibi malum onlarca soruyla karşılayacağımı biliyorum. Cahiliye dönemindeki insanlar da faiz yasaklanınca buna benzer sözler sarfetmişlerdi…

Öncelikle Allah, bir şeyi yasaklamışsa elbette o “men etmede” insanlık için iyilik ve hayır vardır. Diğer taraftan dünyanın ilk 20 ülkesi arasına giren ekonomimiz de, şayet bugüne kadar kendi örfüne, inancına, hayat tarzına göre dünyaya da entegre olabilecek bir ticaret sistemini geliştirememişse vebalini düşünüp kendini iyice çek etmesi lazım gelir.

İktisat bir ilimdir. Finans da iktisat ilminin bir cüz’üdür. Üniversiteleri, enstitüleri, kurum ve kuruluşları var… Uluslar, bugün faizi ticaretlerinden atmaya çabalarken… Kalkınma ve refahı üretimde ararken… “İnancımız, fakatsız ve amasız faizi terk etmemizi emrettiği halde, bizler niçin dünya üzerinde faizle en fazla haşir neşir olan bir toplum haline geldik?.. Daha birkaç yüzyıl önce faizin, adının dahi anılmadığı ticaretimizin bugünkü acınacak hali nedir?” diye soramıyorsak acınacak haldeyiz demektir.

Sadece Türkiye için değil, insanlığın elinde bu kadar imkan varken, ortaklığa, hak, hukuk ve adalete dayalı faizsiz yatırım ve katılım finans sistemleri niçin ekonomilerimize hakim kılınamıyor? Sürekli tüketimi ve borçlanmayı körükleyen faiz ve bugün karşılığının olup olmadığı bile şüpheli faizli fonlara dayalı konvansiyonel finans sistemleri, insanlığı daha nereye kadar taşıyabilir? Üretim destekli faiz bulaşmamış finans modelleriyle ekonomiye kaynak bulmak daha kolay, daha sağlıklı ve daha gerçekçi değil mi? İşte bunlar bugün çözüm bekleyen ehemmiyeti yüksek meseleler…

***

Faizin ve faizciliğin ukûbat tarafını Diyanet ve ilahiyatçılara bırakarak, bugün yıkılan ocakları, perişan edilen aileleri, batan işletmeleri, israf edilen ekonomileri, para, mal-mülk hırsına feda edilen ar, edep ve namusları yazmayacağım...

Kısacık da olsa Türkiye’mizin faize ekonomik açıdan ne kadar bedeller ödediğini rakamlarla ifade etmeye çalışacağım…

Bütçelere konan faiz giderlerine baktığımızda, 2016 yılında 50,2 milyar lira… 2017 yılında 57,5 milyar lira faiz ödemesi gerçekleştirildiğini görüyoruz. 2018 merkezi yönetim bütçesindeki faiz giderleri kalemi ise bir önceki yıla göre 14,2 milyar lira artışla 71,7 milyar liraya bağlanmış… 

Dış borç faiz ödemelerine gelince… Türkiye 1984 yılından 2008 yılına kadar tam olarak 95,7 milyar dolar dış borç faizi ödemiş. Yine son 10 yılda da faize ödenen para 80 milyar dolardan aşağı değil… 2018 - 2022 arası kamu – özel Türkiye’nin sadece dış borcuna ödeyeceği faiz 84,6 milyar dolar. 

Mukayese olması açısından hatırlatayım… İstanbul’daki Marmaray projesi 8 milyar liraya (yaklaşık 2 milyar dolar) ve Osman Gazi köprüsü 10.3 milyar dolara maloldu. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün maliyeti 3.5 milyar dolar, Avrasya Tüneli’nin maliyeti de 1,2 milyar dolar...

Bu misallerle yıllardır faize giden paranın mahiyeti daha iyi ölçülmüştür, sanırım! Başka ne diyeyim?

Her şeye rağmen Mübarek Ramazan-ı Şerif’in hayırlara vesile olması duasıyla…

 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle