THY- Banjul

Çağlar’ın sözleri odaların duvarlarına tablo olmalı!

24 Ağustos 2018 Cuma

Üretim, yatırım ve ihracatın yılmaz kalemi, ekonominin saf ve duru dili -ki kendisine profesör denilmesinden hiç hoşlanmazdı- Tevfik Güngör Uras Hoca’yı 22 Ağustos’ta ebedi istirahatgâhına uğurladık. Hasta idi, tedavi görüyordu… 85 yaşında ekonominin delikanlısıydı… Ömrü vefâ etmedi… Allahu Teâlâ rahmet eylesin. Son yazısını bile 10 Ağustos’ta kaleme almış, yeri doldurulabilir mi bilemiyorum… Güngör Hoca’dan sonra; üretim, yatırım ve dış ticaret alanlarında kalem oynatacak,  ekonomiyi saptırmadan, politikaya bulaştırmadan, eğmeden bükmeden vatandaşa apaçık bir dille anlatacak yazarımız, çizerimiz, gazetecimiz daha da fazlalaşır inşallah… Temennimiz böyle!

Evet, iki yıl önce bir Şubat ayıydı… 2016 yılı ayın 12’si… İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) geleneksel aylık meclis toplantısı… Dönemin Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, İTO’yu ziyaret etmişti… İTO Başkanı da rahmetli İbrahim Çağlar idi… Bakan meclis toplantısında sektör başkanlarının beklentilerini ve sorunlarını dinlerken notlar aldı, aldırdı…

Bakan Tüfenkci, o toplantıda gündeme taşınan ihracatın tanıtımı ve teşviki ile ilgili Hazine’nin ayırdığı binde 39’luk payı bir yerlere yazdı mı, yazmadı mı, orasını bilemiyorum... Kıyaslamak ne kadar doğru ama kısıtlı bütçesine rağmen İTO bile iki yıl önce yüzde 6’ya yakın bir pay desteği ile ihracata katkı sağlamaya çalışıyordu…

***

Dönemin başkanı rahmetli İbrahim Çağlar, o günkü meclis toplantısında kürsüden dış ticaret hacminin artırılmasında hükümete taleplerini ve önerilerini sunarken “Üretim yapanın bürokrasiye uyduğu değil, bürokrasinin üretim yapana göre şekillendiği bir yapı gerekli. İhracatta anlık teslim çok önemli ama şu anda ihracat için 32 ayrı evrak dolduruluyor. Bir evrakla bu işi halledebilmeliyiz!” sözlerini unutmak mümkün değil! Bu sözler bence bütün ticaret odalarının duvarlarına tablo olmalı! Zirâ Çağlar “bürokrasinin üretimin emrinde olması” gereğini ve devletin dış ticarette bir dönüşüme ihtiyacı olduğunu haykırıyor, âcilen bir şeylerin yapılmasını nâzik konuşmasıyla ifade ediyordu…

Dolayısıyla Hükümet’teki dış ticaret hacmini genişletici hamleler, dikkat çekici olmakla birlikte özellikle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) liderliğinde İstanbul, İzmir ve Ankara başta ticaret odalarının dış ticaret üzerine yoğunlaşmaları gözlerden kaçırılacak cinsten değil… Yönetimlerde değişiklikler olmasına rağmen bugün de odalarımızdaki aynı iştiyâk artarak devam ediyor.

Sözü e-ticarete getirmek istiyorum… Özellikle e-ticaretten önce, rahmetli Çağlar’ın ifadesiyle dış ticarette evrak kalabalığından kurtulmanın çareleri aranıyor mu, kendimize bir soralım... Dönem, “vakit - nakit” devri. Zamanımızı işe yaramaz bürokratik işlerle tüketirken el âlem bizden üç kat daha hızlı dünyaya mal satıyor… Bürokrasi yapacağız diye hem malımız elde kalıyor, hem de ticarette hız yapamadığımız için zamanımızı ancak “vakit ve nakit” kaybetmekle geçiriyoruz! Peki, bu şekilde ticaret hacmimizi nasıl genişleteceğiz, ihracatı nasıl artıracağız?

***

Dış ticareti geliştirmede mevzuatı, bürokrasiyi, bürokratik uygulamaları mutlaka aşmak zorundayız… Bugün ticaretin lojistiğine yönelik çalışmalar hız kazanmış durumda... Gümrükleri bürokrasi tuzağı olmaktan çıkardığımız ve e-ticareti lokomotif yaptığımızda dış ticarette ağırlığımızı dünyaya daha fazla hissettirebiliriz…

Bakınız, Türk Hava Yolları’nın (THY) hava kargo markası Turkish CargoAlibaba Group’un da ortakları arasında olduğu Çinli ekspres kargo devi ZTO ve PAL Air ile Hong Kong merkezli bir ortaklığa girdi. THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı M. İlker Aycı, “Ortaklık ile dünyanın en büyük entegratörleri arasına giriyoruz. Turkish Cargo 4 milyon ton kargo elleçleme kapasitesine ulaşarak, dünyada ilk 5 hava kargo markasından biri olacak. 5 yıl içinde 2 milyar dolar gelir sağlayacağız. E-ticaretteki talebe paralel kargomuzdaki büyüme daha fazla olacak. Söz konusu ortak girişim ve İstanbul mega merkezi ile e-ticaret ürünlerinin küresel çaptaki dolaşımı, dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimize en üst düzey değeri sunmamızı sağlayacak” diyerek aslında Türkiye’de e-ticarete, lojistik kadar psikolojik, moral ve motivasyon olarak da destek veriyor.

e-Ticaretin kargoculukta önemine binaen bir data vereyim… Hızla gelişen e-ticaret hacimleri ile birlikte global kargo/kurye sektöründe gelir beklentisi 2020 yılında 340 milyar dolar, 2023 yılında ise 400 milyar dolar. Sektörün 2016 yılı geliri 260 milyar dolar olmuştu…

Ülkemizde e-ticaretin “makro değil, mikro” bazda düşünülerek dönüştürülmesi gerekiyor. Bir seferberlik halinde olay esnafa ve en küçük üreticiye kadar indirilebilmeli. Yani üretenler ve esnaf kendi web sitesini kurarak ürünlerini buradan dünyaya rahatlıkla pazarlayabilmeli... Mevzuyla ilgili Türkiye Bilişim Derneği“Türk Steve Jobs’lar ve Bill Gates’ler için harekete geçtik” diyerek Van’ın evsahipliğinde Dijital İpekyolu Atölyesi adıyla ciddi bir projeye imza attı. Türkiye Bilişim Derneği Başkanı Rahmi Aktepe“Bu dijital dönüşüm örneğine diğer kalkınma ajansları da destek verecek. Diğer iller ve bölgelerde de bu projeyi yapabileceğiz” ifadesiyle işin mikro tabanda yayılmasına katkı vereceklerine vurgu yapıyor.

2017 yılındaki 157 milyar dolarlık ihracatın sadece 300’de biri e-ihracat yoluyla gerçekleştiği Türkiye’de hâlâ e-ticareti baş tâcı etmenin zamanı gelmedi mi?

 

YORUM YAZ

  • KocasolakKocasolak2 ay önce
    Allah razı olsun hocam. Ekonomik savaşın hız kazandığı bu günlerde yeni akit olarak önce siz, hergün yazmalısınuz. Devlet suistimalleri brökrasi ile denetleyerek önlüyeceğini sanıyor, bunca belge bu yüzden. Devlet suistimal dahil rüşvet ve hayali ihracatı CEZALANDIRARAK önlemeli, bu suçu işliyenler ASLA birdaha bu işleri yapma izni almadığı gibi, verilen cezayı DUYAN diğer iştirakçiler de bu işlerden fersah fersah kaçmalı, adamın donuna kadar soyulduğunu GÖRMEK zorundayız. Caydırıcı cezalar İSTİSNASIZ uygulanmadan hırsızlık ve rüşvet önlenrmez bunlar önlenmediği sürece de brökratik karmaşa bitmez. Batıda maddi cezalar ÖNLEYİCİ oldu, bu tipler parayı canlarından çok seviyorlar basıyor milyonluk cezaları, mallarına el kayduktan sonrada borçları kalıyor, kazandıkları vakit ödemek kaydı ile, büyük ölçüde ÖNLEDİLER. Biz kişiye, kuruma, ve iktidara göre sözde ceza uyguladığımız sürece bu kısır döngüden çıkamayız.Yazılarınızı günlük bekliyoruz, blomberg dışında BİR tek ekonomi tv kanalı olmaması zaten anlatıyor halimizi.