THY- Euroleague

Bunun adı kur kalkanı!

17 Ağustos 2018 Cuma

Ekonomide sorunlar var ama yeni kabine orta ve uzun vadede meselelerin elbette hal çaresine bakacak. Son dönemde ABD kaynaklı kur ataklarının ekonomik temelli olmadığını da hatırlatmak gerekiyor. Ancak döviz fiyatları düşerken faizlerin çakılı kalmasını da anlamakta güçlük çekiyoruz!

Ekonomide resesyonun yani durgunluğun ileri safhası ekonomik kriz olarak bilinir. Resesyon bir ekonominin üst üste iki çeyrek yıl küçülmesidir. Ekonomideki arz – talep dengesizliği, borçlanma miktarının GSYH’i geçmesi, enflasyonun yükselmesi, yerli parada değerin düşmesi, yerli üretimin azalması, şirketlerin iflası, işsizliğin artması, spekülatif yatırımlar, faizlerin agresif yükselmesi, finans sektörünün yükümlülüklerini yerine getirememesi ve ekonomi yönetiminin yanlış operasyonları krizin en bariz belirtileri… Bunların tamamı ülkemizde var mı, hayır yok!

Başta hukuki sorunlar olmak üzere birtakım yapısal problemlerimiz olsa da, ekonomide bir krizin yaşandığını dillendirmeye çalışıp operasyon çekmeye çalışanlar hiç boşuna uğraşmasın... Türkiye’de bir ekonomik kriz yok… 1994, 1999 ve 2001 ekonomik krizlerini yaşadık ve krizin ne demek olduğunu gayet iyi biliyoruz… Bugün Türkiye’nin artıları, eksilerinden daha fazla. Meselelere karşı çözüm noktasında zayıf kalınsa da siyasi istikrar sayesinde en azından ekonomide gerekenler yapılabiliyor.

Geçmiş yazımızda da bu meseleleri sık sık gündeme taşıdık. Türkiye’nin borçlanma ve ödeme yapısı, borç çevirme kapasitesi sağlam. Büyüme, enflasyon, işsizlik ve dış ödemeler dengesinde sıkıntılar yaşanmasına karşılık bankacılık başta temel göstergeler krizin yanından bile geçmiyor.

Daha net ifadeyle, finans sektöründe döviz açık pozisyonu bulunmuyor. Bankaların sermayeleri büyük bir krizi dâhi karşılayacak güçte. Rasyoların ortalaması yüzde 17. Kamuda da aman aman bir açık pozisyon görünmüyor. Hanehalkının kredi yükümlülüğü yüksek seyretse de kredi alıp borcunu ödeyemeyenlerin oranı yüzde 3’lerde…

Her zaman tekrar etmekten çekinmediğim konu şu… 170 milyar dolar ihracata karşılık 250 milyar dolarlık bir ithalata sahibiz. İşte bu dış ticaret tersine dönse, top atılsa Türkiye ekonomisinden bir çivi dâhi sökülemez. Dedim ya, sorun 221,7 milyar doları geçen reel sektördeki döviz açığı. Dolayısıyla yaklaşık 1 yıldan fazla yaşanan ve ağustos ayında zirve yapan dövizdeki ataklar sebebiyle reel sektörde şirketlerin döviz riskine karşı bankalardan yapılandırma istemeleri normal bir durum.

Reel sektörün sıkıntılarını bilmeyenimiz yok. Üreteceksin, ticaret yapacaksın, sıkıntı olmayacak! Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok! Türkiye de aynı gerçekleri yaşıyor. Önemli olan birbirimizi üzmeden, ezmeden dayanışma içinde böyle kaotik dönemleri aşabilmek!

Tabii her zaman istenilen olmuyor. Hatırlayacağınız üzere önce emeklilerimize, ardından kamu kesimine, bankalara ve ardından da tedarikçilere, aracılara çağrıda bulunmuştuk. Nitekim çağrıların yerini bulduğunu tahmin ediyoruz. Sadece 3 büyük bankada bozdurulan döviz miktarı 6 - 7 milyar doları buldu. Piyasalardaki durulmayı buna bağlıyoruz. Ancak bulanık suda avlanmak isteyenler çıkmadı, diyemiyoruz. Bu tür spekülatif hareket edenlere karşı sanayicinin ve özellikle kamuoyunun sessiz kalacağını da öngörmüyoruz.

Bilindiği üzere gelişen ülkelerdeki yabancı sermayeler, dönüş yolunda. Para çıkışları sadece bu yıla mahsus kalmayacak elbette. Döviz fiyatlarının arttığı, faizlerin yükseldiği, korumacılık dediğimiz ticaret savaşları ve sermaye sıkıntısının revaç bulacağı bir zamana doğru gidiyoruz… Ekonomiye yön verenlerin, son dönemdeki kur ataklarını ve yaptığı tahribatı göz önüne alarak sağlam duruşlarıyla gelecek döneme yönelik de mutlaka çözüm odaklı olacaklarını kamuoyuna hissettirmeleri gerekecek.

Büyümelerde kontrollü giderek, dış ticarette dengeyi kaybetmeden enflasyonu düşürücü hamleleri yapabilecek bir ekonomi, ülkenin başına bela değil, böyle sıkıntılı bir dönemde kurtarıcı paraşüt etkisi yapar. Özellikle belirtmek isteğim husus şu… ABD Türkiye’den, Türkiye ABD’den vazgeçebilir… Fakat Avrupa Birliği’nin ekonomi, enerji ve ulaşım açısından Türkiye’den vazgeçme şansı yok, isteği de yok. Türkiye bu avantajını iyi kullanıp Gümrük Birliği’nin lehimize çevrilmesi konusunda âcil operasyona başlaması artık elzem hâle geldi.

Ekonomide piyasa şartları dahilinde oluşturulacak sağlam kurallar, ekonomiyi dengesiz gösteren dataları düzeltmede son derece etkili olacağı kanaatini taşıyorum. Nitekim Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın son olarak açıkladığı müeyyideler, Bakan Berat Albayrak’ın yabancı yatırımcılara yaptığı telekonferans, Merkez Bankası’nın aldığı tedbirler ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) swap operasyonları ve bankaların kur volatilitesini iyi yönetmeleri faizleri indiremese de (halen 2 yıllık tahvil faizi yüzde 27,75) kurun ateşini düşürmede ve piyasaların sakinleştirilmesinde oldukça etkili oldu. Kur tekrar doğru fiyatlara dönüyor.

Ancak kaotik ortam sakinleşmeye doğru giderken sadece faizlerde bir iyileşme olmaması can sıkıcı. Herhalde faiz cephesinin, kurdaki dalgalanmayı hesap ederek ağustostan başlayarak gelecek aylarda enflasyon ve beraberinde faizlerin yükselmesi öngörüsüyle sağıra yatması sanki faizlerin düşmesini engelliyor.

Kur atakları bir yolu bulunup engellenebiliyor. Fakat kura bağlı enflasyon yaşayan Türkiyefaizleri düşürmede bu kadar başarılı olamıyor. Mamafih, kur ile birlikte enflasyona bağlı faizleri aşağı çekmek, yurtdışından gelecek yabancı sermayede düğümlenip kalıyor…

Düğümü çözmek için ya ülkemizi yurtdışı sermayeye ve turizme yönelik cazip hale getireceğiz ya da yemeyip içmeyip tasarruf yapıp Türkiye’yi üretim ülkesi yapacağız! Bunun adı kur kalkanı

 

YORUM YAZ

  • HidirHidir3 ay önce
    .......... yemeyip içmeyip tasarruf yapıp Türkiye’yi üretim ülkesi yapacağız! .............TASARRUFLARIMIZITL OLARAK BANKALARDA TUTMALIYIZ.FAİZ BU ŞEKİLDE DÜŞER........
  • Mazlum KıtMazlum Kıt3 ay önce
    Herşey güllük gülistanlık gibi geliyor bana da. Yazdıklarınıza katılıyorum hocam. Çok iyi yönetiyorlar hamdolsun. Başımızdakiler olmasa biz harapdık. Sağol hocam sağol.
  • HidirHidir3 ay önce
    İçerisinde ÜRETİM ve TASARRUFolmayan tedbirler pansuman tedavidir, günü kurtarma eylemidir.Buğday600 $ / ton , ya KENDİN ÜRETECEKSİN yadadoları kaçlira olursa olsun bulacaksın. Yöneticilerimiz ÜRETİME ODAKLANMALI
  • KocasolakKocasolak3 ay önce
    Kur düştü üstelik faiz arttırmadan demek yanlış. Devlet bankalarına konut faizlerini düşürttüğümüz aylarda evini ŞAKACIKTAN satıp, aldığı krediyi özel bankalarda faize yatıranlar ne kadar para KAZANDI bilen var mı?Bu günde AYNI oyun oynanıyor, piyasa faizinin %28 küsür, merkez bankası faizinin ise bunun yarısı kadar olması, kimlere NELER kazandırma riski yok mu? İnsan hazıcıdır, meşakkatsiz olana meyl eder, bunu önlemek elbette AHLAK iledir ama YASALARLA önlemek ESASTIR. Türkiye vergi yasalarını ADİL bir biçimde e devlet üzerinden herkese beyanname tanzim ederek çözebilir. Gelir vergisi ASKARİ GEÇİMLİK miktarı olan askari ücretten sonrası kazanılan her kuruşun %50 sini vergi olarak almalıdır. Arsa karşılığı aldığı dairelerden tutun alım satım yaptığı daire dükkan, otomobile kadar BEYAN etmek zorunda olmalı. Hiç bir geliri olmayan dahi sıfır sıfır yazarak beyannamesini doldurmalı Kİ, sonradan edindiği her kuruşu NERDEN buldun diye hesabı sorulabilsin. Koca avukat, mimar, mühendis, doktor, mütahit çocuğunun okul parası kadar gelir gösteriyor ama, kimsede sormuyor bu GİDERLERİ nasıl karşılıyorsun diye. Mal varlığı, tapu bilgileri, otomobili, morsikleti, bankadaki kuruşu dahi e devlet beyannamesinde OTOMATİK olarak beyan edilen bir sistem olacak. Danımarka isveç norveç bu sistem sayesinde REFAH düzeyierini bu kadar yüksek tutuyorlar. Biz neden yapmıyoruz? Çalanın yanına kâr kaldıkça hırsızlık, rüşvet ÖNLENEMEZ.