--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Biraz geç oldu ama inşallah güç olmaz!

Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz

Nihayet “döviz kuru” ve “enflasyon” konusunda yazdıklarımızın doğruluğu ayan beyân ortaya çıktı! Ekonomide seferberlik çağrılarımız aylar sonra anlaşılabildi! Ne diyelim… Buna da şükür! İnşallah bir işe yarar!

1946 yılından bu yana ensemizde boza pişiren dolar zararlısının etkileri sanki bugün hissedilmiş gibi… Dolara karşı savaş başlatılmış!.. “Doların egemenliğine son verelim… Türk cumhuriyetleri doları aralarındaki ticaretten çıkarsın…” başlıkları gazetelerin manşetlerini süslüyor!

Ne âlâ… Hey gidi hey! Yeni mi aklınız başınıza geldi… İsterseniz idare-i maslahat yaparak tiraj kaybede kaybede böyle devam edin! Aslında gidişât gayet de neşeli oluyor! Ama bir gün yüzünüze bakacak kimse kalmayacak, haberiniz olsun! Bir de Akit olmasa, “itibarınız bit pazarında” yok pahasına gidecek!”

Neyse ara vermeden devam edeyim…

Tabi ikazlar sadece dolarla mücadele değil… Enflasyona karşı da seferberlik başlatılmış! “Enflasyondan mı faiz, faizden mi enflasyon çıkar” tartışmaları bir kenara konulmuş, direkt enflasyonla mücadeleye girişilmiş! Hayırdır inşallah!

Demek ki, enflasyonun sebebi faiz değil… Faizin sebebi enflasyonmuş!

Biz daha önce yazılarımızda “Kur ve enflasyon yüksekse, başka soruna gerek var mı?” diye uyarmadık mı? Söz konusu durumu “Ekonomide Demokles’in kılıcı” başlığıyla ortalığa sermedik mi?

Yine büyük tepkiler aldığımız 3 Mayıs 2017 tarihindeki “Haydi enflasyonu düşürme seferberliğine var mısınız?” başlıklı yazımızı bugün nereye koyacaksınız? O gün tedbirler alınsaydı, basınımız bunun üzerinde yoğunlaşsaydı, bugün enflasyon yüzde 18’lere faizler yüzde 30’lara dayanır mıydı?

“Faizin enflasyon kaynaklı” olduğu iddialarını göğüsleyerek o gün demişiz ki: “Enflasyon… Ekonominin içindeki ağaç kurdu… Veya iktisadi hayatın diyabet hastalığı… Kanser hücresi de diyebilirsiniz… İyi huylusu da var, ama geç kalınırsa kemoterapi bile fayda etmiyor… Kötü huylusundan Allah korusun… Enflasyon, ekonomiyi bozar. Siyasi ve sosyal alanlar dâhil oluşabilecek her sorunu tetikler… İnsan hasta olmak ister mi, hayır.. İşte yüksek enflasyon da hiç mi hiç, istenmeyen bir olgudur...”

Buyurun, bugünkü enflasyonun geldiği noktaya bakın! “İyi huylu mu, kötü huylu mu? Kemoterapi fayda eder mi, etmez mi?” Orasına siz karar verin! Yine söylüyorum, çâresine bakılmazsa inanın bugünleri de ararız!

***

Gelelim Amerika’ya bile yar olmayan, ABD’nin malı zannettiğimiz dolara!..

Hani hayran olduğumuz, yüzüne bakınca ferahladığımız, âşık olduğumuz, cebimize koyduğumuzda kimseleri tanımadığımız, bizi dünyanın en bahtiyar, en cesur, en güçlü ve “Küçük dağları ben yarattım, arkadaş!”, pazara kadar değil, mezara kadar dedirten dolar var ya!..

Ne oldu? Artık tat vermiyor herhalde! Ağzımızın tadı iyice kaçtı… Ocaklarımıza ateş düştü…

Dolar, yıllarca oyalanalım diye elimize verilen çelik-çomaktan başka bir şey değilmiş meğer… Hatta biraz daha ileri gideyim… Elimize verilen pimi çekilmiş bombadan farkı yokmuş, değil mi?

Maalesef Türkiye olarak yeni anladık… Şimdi dolara karşı topyekûn savaş ilân etmişiz! Biraz geç oldu ama!

Yahu be adam, seni zâten dost görmüyorlar ki… Görmediler de… Sen ise adamı hep dost zannediyordun!  Yabancı, senin kara kaşın, kara gözün için mi ceplerini doldurdu?  Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’e bak da artık anla şu durumu!

“Doların egemenliğine son verelim! Tüm Türk cumhuriyetleri, dolardan kazık yiyenler, dolar zulmüne uğrayanlar, gelin beraber olalım… Doları hayatımızdan çıkaralım…” Gerçekleştirilebilirrse ne ala.

Geçmiş yazılarımızda da mezkûr konuyu gündeme taşımışız… 10 Şubat 2018… “Kızılelma’ya etkin bir para birimi şart!” başlığıyla Kızılelma coğrafyasını dolara ve diğer yabancı paralara karşı mücadeleye davet etmişiz!.. “Kızılelma bir ülküyse, bu ülkünün bir de rezerv parası olmalı, değil mi?” diye sormuşuz…

İyi de şimdi doları hayatımızdan nasıl çıkaracağız?.. Elimize verilen pimi çekilmiş bombayı atsak patlayacak, bizi parçalayacak… Bağımlılığın Allah belâsını versin! Vakıa şu, vücut zehri yutmuş bir kere! Öncelikle kanın değişmesi lâzım! İşi bir bilene havâle edebilecek miyiz, işte en büyük mesele bu!  İnşallah bundan sonra “Merkez Bankası” gibi bu olaya da müdahalede geç kalmayız!

***

Hiç değilse bu kadar uyarı ve gerginliğin üzerine biraz rahatlatıcı bir haber vereyim…

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Spor İstanbul tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Su Sporları Festivali, hafta sonu 8-9 Eylül tarihlerinde İstanbul Maltepe Orhangazi Şehir Parkı’nda 25 ülkeden 9 ayrı branşta 2 bin 500 sporcuyu bir araya getirecek.

Festivalin tanıtımı yarın Spor ve Gençlik Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, AK Parti Sakarya Milletvekili Kenan Sofuoğlu ve İBB Başkanı Mevlüt Uysal’ın katılımıyla gerçekleştirilecek.

Şimdi “Bu etkinliğin ekonomiyle, dolar ve enflasyonla ne alâkası var?” diye soracaksınız… Haklısınız, anlatayım…

Ekonomi sayı, rakam, formül ilmi olarak bilinebilir… Ama aslında ekonomi bir sosyal hâdisedir. Daha çok sosyal bilimler içinde incelenmesi gerekir… Gerçek manada dostluk ve beraberinde gelecek güven olmadan ekonomiyi sağlıklı hâle getirmenin de imkânı olmadığını söylemek istiyorum…

Bugün bize en çok lâzım olan dostluk, güven ve fütüvvet değil mi? 

Sedat Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle