Osmanlı’nın yıkılmasına İttihatçılar sebep oldu -22-
NETİCE VE SON SÖZ
a- II. Abdulhamid Filistin’de Yahudi Devleti Kurulmasına Mani Olmuştur
*Kemal Tahir’in ‘tarihin benzerini yazmadığı kurtlar boğuşması’ diye tanımladığı I. Cihan Harbi, 28 Temmuz 1914’te başladı ve 11 Kasım 1918’de sona erdi. Harbin sonunda; Alman, Avusturya-Macaristan, Rus ve Osmanlı İmparatorlukları yıkıldı. 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşmasıyla da Osmanlı Devleti, İtilaf devletlerince fiilen paylaşıldı. Olayların arka planına bakacak olursak, hadiselerin arka planında özetle şunlar vardır: 1-Siyonist Yahudiler’in Filistin’de devlet kurma amacı *Siyonizm’in kurucusu Theodor Herzl, Osmanlı’nın düştüğü borç batağını (Düyun-u Umumiye) fırsat bilerek 17 Mayıs 1901’de Sultan II. Abdulhamid Han ile Yıldız Sarayı’nda yüz yüze görüşmüştür. Bu görüşmede Herzl, II. Abdulhamid’e Osmanlı’nın bütün dış borçlarını ödeme karşılığında, Filistin’de Yahudiler için bir yerleşim ve özerklik hakkı verilmesini teklif etmiştir. Herzl aracılar ve doğrudan bu teklifini 5 defa tekrarlamıştır. Ancak Sultan II. Abdulhamid Han, bu teklifin bölgede bağımsız bir Yahudi devleti kurulmasına yol açacağını sezmiş ve şu dimdik duruşu sergilemiştir; ‘Ben bir karış bile olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim bu imparatorluğu kanlarını dökerek kazanmıştır. Yahudiler milyarlarını saklasınlar. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade edemem’ diyerek, T. Herzl’ın tekliflerini kesin olarak reddetmiştir. II. Abdulhamid Han Siyonist’lerin teklifini reddetmekle kalmayıp, çıkardığı fermanla Yahudiler’in Filistin’e göç etmelerini de engellemiştir. Siyonistler II. Abdulhamid tahtta oturduğu sürece emellerine ulaşamayacaklarını anlayınca, çareyi onu tahttan indirmede görmüşlerdir. Siyonistler II. Abdulhamid Han’ın ‘hal’ işini ‘İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne ihale etmişlerdir. Evvela, 31 Mart 1325’te (13 Nisan 1909) başladığı için ‘31 Mart Vakası’ olarak bilinen ayaklanmayı başlatmışlar ve Hükümet’i istifa ettirmişlerdir. Sonra da, 27 Nisan 1909’da Meclis-i Mebusan, Şeyhülislam Mehmed Ziyaeddin Efendi’den alınan hâl fetvası üzerine Sultan II. Abdulhamid Han’ın tahttan indirilmesine karar vemiştir. Kararın tebliği için dört kişilik bir heyet görevlendirilmiştir. Bu dört kişiye Başmabeynci Cevad bey eşlik etmiştir. Hâl kararını tebliğ eden bu dört kişi şunlardı; Emanuel Karasu (Yahudi Selanik mebusu), Esad Toptani (Arnavut Dıraç mebusu), Arif Hikmet Paşa (Gürci) ve Aram Efendi (Ermeni Ayan Meclisi üyesi). Bu dört kişinin dördünün de Mason olduğu bildirilmiştir.
b-İttihat ve Terakki Cemiyeti (İttihat ve Terakki Fırkası) Masonik bir projedir *İttihat ve Terakki Cemiyeti evvela; İstanbul Askerî Tıbbiye Mektebi öğrencilerinden, Diyarbakırlı İshak Sukûti, Arapkirli Abdullah Cevdet, Ohrili İbrahim Temo, Çerkes M. Reşid, Bakülü Hüseyinzade Ali tarafından 21 Mayıs 1889’da ‘İttihad-ı Osmanî’ adı altında gizli bir cemiyet olarak kuruldu. İttihad-ı Osmanî Cemiyeti, İtalyan Karbonari Mason Teşkilatı (Kömür işçileri, 1800-1831) örnek alınarak hücre sistemi şeklinde teşkilatlandırılmıştır. Cemiyete daha sonra; Selanikli Nazım, Mehmet Talat Bey(Mason-Paşa-Dahiliye Nazırı-sadrazam), Emanuel Karasu(Emmanuel Carasso-mason), M. Cavit Bey (mason), Mithat Şükrü Bleda(Genel sekreter-mason), Faik Süleyman Paşa(mason), Besim Ömer (mason-hekim), İsmail Canbulat(politikacı) Resneli Niyazi(komitacı), Enver Paşa(Harbiye Nazırı-Başkomutan vekili), Cemal Paşa(Bahriye Nazırı), Ziya Gökalp Bey(Türkçülük akımı lideri), Said Halim Paşa (sadrazam) ve Hüseyin Cahit Bey (Gazeteci-yazar) katılmıştır. Kurucular ve üyelerden anlaşılacağı üzere Cemiyet’in etkili isimlerinin çoğu masondu. İttihatçılar Mason localarını sadece arka bahçeleri olarak değil, bizzat varoluş zemini olarak kullanmışlardır. İttihatçılar genelde ideolojik olarak milli olmayıp, ‘Batı’nın laik-pozitivist kültürünün bir ürünüydüler. İttihatçıların esas hedefi Hilafet’in siyasi otoritesini zayıflatmak ve Din’in etkisini azaltmaktı. Nitekim Meşrutiyet’in ilanından sonra medreseler ve dini vakıflar denetim altına alınmış, Şeyhülislamlık itibarsızlaştırılmıştır.
*İttihad-ı Osmanî Cemiyeti’ (1895-1896) çeşitli grupların katılmasıyla ‘Osmanlı Terakkî ve İttihat Cemiyeti’ ve sonra da ‘İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC-Birlik ve ilerleme Derneği) adını aldı. Cemiyet 27 Eylül 1907 tarihinde, ‘Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) adını alarak, İTC resmen kurulmuş oldu. İTC’nin iç merkezi Selanik, dış merkezi de Paris olarak kabul edildi. Selanik İttihatçılar’ın bir nevi beşiğidir. Sabatay Sevi, Hahamlar tarafından aforoz edilince İzmir’den önce İstanbul’a, sonra da1650 yılların başında Selanik’e geldi. Selanik zaman içinde ‘Dönmeler’in merkezi ‘haline geldi. İTC’nin önemli isimleri ya dönmedir veya onlarla ilişkilidir. İTC’i, 31 Mart vakasıyla 27 Nisan 1909’da II. Abdulhamid Han’ı tahttan indirdiler. İTC’i önceleri doğrudan hükümet kurmadı, dışarıdan destek verdikleri kontrollerindeki hükümetler kurdurdular. İTC kontrolündeki hükümetler 8 Ağustos 1909’da Kanun-u Esasi’de değişiklik yaparak 1909 Anayasa’sını yaptılar. İttihat Terakki Fırkası hükümetleri 29 Eylül 1911’de İtalyanlar’la yapılan Trablusgarp savaşını kaybederek, Trablusgarp ve Bingazi’yi kaybetti. 12 Ada’yı da geçici olarak İtalya’ya bıraktı. Aynı şekilde; 8 Ekim 1912-30 Mayıs 1913 tarihlerinde yapılan Balkan savaşlarıyla da Midye-Enez hattının batısındaki Osmanlı topraklarını kaybettiler. İTC mensupları 23 Ocak 1913’te hükümet toplantı halindeyken basarak(Bab-ı âli baskını) bir darbeyle hükümeti devirdiler ve Harbiye Nazırı Nazım Paşa’yı öldürdüler. 11 Haziran 1913’te M. Şevket Paşa’nın bir suikastla öldürülmesinden sonra Said Halim Paşa başkanlığında tamamı İttihatçılardan oluşan hükümetle devletin tek hakimi oldular. İTF’sı 11 Haziran 1913’ten 8 Ekim 1918’e kadar (Talat Paşa hükümetinin istifasına, devletin yıkılmasına kadar) Osmanlı İmparatorluğunu tek başlarına yönettiler. İttihatçılar’ın görünüşteki amaçları; Hürriyet-Adalet-Musavat düsturlarını hakim kılmaktı. Hedeflerini; Devletin ekonomisini düzeltmek, kaybedilen toprakları geri almak ve Türk birliğini sağlamak olarak ileri sürüyorlardı. Bu maksatla İTF evvela 27 Ekim 1913’te Almanya ile bir Eğitim anlaşması ve 2 Ağustos 1914’te de gizli bir ittifak antlaşması yaptı. Bu antlaşmaya dayanarak da bir oldu, bittiyle Osmanlı İmparatorluğunu Almanya’nın yanında (İttifak devletleri) I. Cihan Harbi’ne soktular. Devam edecek...







