Osmanlı’nın yıkılmasına ittihatçılar sebep oldu (19)
I. CİHAN HARBİ’NİN SONU VE NETİCELERİ
e- Eski İttihatçılar M. Kemal ile Ters Düştüler
*Milli Mücadeleye katılan eski İttihatçılar zaman içinde çeşitli meselelerde M. Kemal ile görüş ayrılığına düşüp, yollarını ayırdılar.
Ters düşülen konuların başlıcaları şunlardır:
1- Yetki ve Liderlik çatışması; Cumhuriyet kurulduktan sonra, Mustafa Kemal yavaş yavaş bütün güçleri uhdesinde toplamak istiyordu. M. Kemal’in kendi liderliğinde sivil-asker tek otorite kurmak istemesi, diğer ittihatçılarda rahatsızlığa sebep oldu. Eski İttihatçılar Osmanlı’da olduğu gibi yine eski kadroların ve ittihatçı geleneklerin karar mekanizmalarında olmasını istiyorlardı.
2-Ordu –siyaset ayrılığı; Mustafa Kemal ordunun siyasete bulaşmamasını ve siyasetten uzak durmasını istiyordu. Muhalifler ise ‘Ordu-Millet’ görüşünü ileri sürerek askerin milletten ayrı düşünülemeyeceğini, dolayısıyla askerlerin yönetimde de bulunmasını istiyorlardı.
3-Rejim ve Devrim anlayışı farklılığı: İttihat ve Terakki mensupları, Milli Mücadeleye Padişahlık ve Meşrutiyet’i korumak için katılmışlardı. Mustafa Kemal ise başlangıçta aynı görüşte olmasına rağmen (veya mevcut durum icabı) sonradan bu görüşünden vaz geçerek Saltanatı ve Hilafeti kaldırmak ve yerine Laik bir cumhuriyet kurmak gibi köklü bir değişim yapmak istiyordu.
4- Devrimlerin fazla Radikal bulunması: Mustafa Kemal’in Hukuk, Harf devrimi, kılık-kıyafet devrimi gibi devrim yapma görüşleri, muhalifler tarafından fazla radikal bulunmuştur. Eski İttihatçılar ise, M. Kemal’in bu icraatlarının toplum yararına olmadığı ve milleti böleceği görüşündeydiler.
5- Siyasi Teşkilatlanma ve Muhalefet: Kurtuluş savaşından sonra eski İttihatçılar (Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy vd’ri) M. Kemal ile yollarını ayırıp Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasın’ı (TPCF) kurdular. TPCF’nın, ‘Dini inançlara saygılı olmayı ve adem-i merkeziyetçiliği (yerinden yönetim taraftarı) savunmasından dolayı, M. Kemal’e muhalif olanlar TPCF’da toplandılar. TPCF’nın yurt sathında fazla taraftar bulması M. Kemal’i endişelendirdi. Cumhuriyet’in ilanı ve ardından 3 Mart 1924’te Hilafet’in kaldırılması, Şeriat hükümlerinin yerine laik-medeni kanunların getirilmesi ve yapılan diğer devrimler muhafazakâr çevrelerde rahatsızlığa sebep oldu. Nakşibendi Şeyhi ve aşiret Reisi Şeyh Said yeniden İslâmî hükümlerin tesis edilmesini isteyerek 13 Şubat 1925’te hükümete isyan başlattı. Başbakan Ali Fethi (Okyar) Bey, ılımlı politikası sebebiyle azledildi ve yerine 3 Mart 1925’te İsmet Bey (İnönü) Başbakan olarak atandı ve yeni hükümeti kurdu. İsmet İnönü hükümeti çok sert tavırlar aldı. 4 Mart 1925’te Takrir-i Sükûn Kanunu (huzuru temin etme kanunu) çıkartıldı. Bu kanun Hükümet’e olağanüstü yetkiler veriyordu (irticai faaliyetler ve bununla ilgili bütün örgütlenmeler, yayınlar yasaklandı). Diyarbakır ve Ankara İstiklal Mahkemeleri yeniden faaliyete geçirildi. Şeyh Said isyanı çok sert askeri müdahalelerle bastırıldı. 27 Nisan 1925’te Şeyh Said yakalanarak Şark İstiklal Mahkemesinde (Diyarbakır) yargılandı. Ve 29 Haziran 1925’te idam edildi. Bu sürecin ardından TPCF’sı irticai faaliyetlerle irtibatlandırılarak İstiklal mahkemesi ve Bakanlar Kurulu kararıyla ve 3 Haziran 1925’te kapatıldı. Muhalefetteki Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı. Böylece eski İttihatçı muhalif kadro siyaseten dışlanmış oldu.
6- İzmir Suikastı ve İttihatçıların Tasfiyesi-16 Haziran 1926: M. Kemal’in Rejim’i değiştirmesi ve radikal devrim planları bazı eski İttihatçıların şiddetli muhalefetine sebep oldu. Lazistan eski mebusu Ziya Hurşit Bey ve TPCF’nın bazı mebusları M. Kemal’e karşı bir suikast planının içine çekildiler. Cumhurbaşkanı M. Kemal Paşa’nın 1926 Mayıs’ında başlayıp bir kaç ay sürecek bir Yurt gezisine çıkması planlanmıştı. M. Kemal, bu gezilerde yapılan devrimlerin halk tarafından nasıl karşılandığını görmek ve yerinde incelemeler yapmak istiyordu. Bu arada İzmir Belediyesi ve yerel heyetler kendisini İzmir’e davet ettiler. M. Kemal Paşa Balıkesir’den İzmir’e geçeceği sırada İzmir Valisi Kazım (Dirik) Bey’den kendisine yönelik bir suikast tertiplendiği telgrafını almış ve gidişini bir gün ertelemişti. Bu erteleme, Giritli motorcu Şevki’nin 15 Haziran 1926 günü Vali Kazım Bey’e suikastı ihbar etmesi üzerine alınmıştır (Giritli motorcu Şevki suikastı planlayan Ziya Hurşit ve Çopur Hilmi’nin M. Kemal’e suikast düzenleyeceklerini, sonrasında kendilerini motoruyla Sakız Adası’na götürmesini istediklerini söylemiştir.). Suikast planının ortaya çıkmasından sonra geniş çapta tutuklamalar yapılmıştır. M. Kemal bu suikast işini, kendisine sert muhalefet yapan ve halk nezdinde de büyük itibar kazanan TPCF’sı taraftarı ittihatçıları tamamen tasfiye etmek için kullandı. Böylece hem komitacılığı iyi bilen eski İttihatçılardan, hem de diğer siyasi muhaliflerinden kurtulacaktı. Tutuklanan zanlılar İzmir ve Ankara’da kurulan İstiklâl Mahkemeleri’nde yargılandılar. Yargılama sonunda; Ziya Hurşit, eski Bayındırlık Vekili Şükrü Bey, eski İzmir mebusu Halis Turgut, eski Dahiliye Nazırı İsmail Canbolat, eski Maliye Nazırı Cavit Bey, Kara Kemal’in de bulunduğu 19 kişi idam edildi. İstiklal Harbi’nin önemli komutanları olan Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Rauf Orbay gibi, M. Kemal’in silah arkadaşları da İstiklâl Mahkemeleri’nde yargılanmışlardır. Rauf Orbay Avrupa’da olduğundan gıyabında 10 yıl süreyle sürgün cezası verilmiştir. Rauf Orbay 1935 yılında Yurd’a dönmüştür. İzmir suikasti olayı, M. Kemal’in siyasi rakiplerinden kurtulması ve bütün kuvvetleri (Yasama-Yargı ve Yürütme) uhdesinde toplayıp tek adam olmasında bir dönüm noktası olmuştur. İstiklâl mahkemeleri marifetiyle, İstiklâl Harbi Liderlerini tasfiye eden M. Kemal’e artık engel olabilecek bir kuvvet ve merci kalmamıştır. Devam edecek...







