Havalecilik neslimizi imha ediyor
16 yıldır ailelere, öğrencilere ve öğretmenlere 2.750’yi aşkın eğitim semineri verdim ve hâlâ devam ediyorum. Bu süreçte en çok dikkatimi çeken konu ise gittikçe artan “havalecilik” adlı psikososyal rahatsızlıktır. Neden aileleri ve öğretmenleri ele alıyorum? Çünkü çocuğun ilk muallimleri anne ve babasıdır. Ardından gelen meslek ise peygamber mesleği olan öğretmenliktir. Bu iki kritik unsur rehavete kapılır veya havalecilik yaparsa nesil imhaya sürüklenir. Üzülerek söylüyorum ki gözlemlerime göre bu iki kesimin de rehavete kapıldığı ve havalecilik yaptığı bir zamandan geçiyoruz. Nasıl mı?
Neslin gidişatından kimse memnun değil. Ben de seminerlerimde anne babalara neslin bu olumsuz gidişatının sebebini soruyorum. “Öğretmenler yetiştirmiyorsa suç bizim mi?” diyorlar. Öğretmenlere sorduğumda ise “Eğitim ailede başlar. Aile çocuğa ahlak, terbiye ve eğitim vermemişse biz ne yapabiliriz?” diyorlar. Eyvallah.
Aklıma Nasreddin Hoca’nın şu fıkrası geliyor: Anlaşamayan iki adam hocaya gelir. Birisi anlatır, hoca “Haklısın.” der. Diğeri tam tersini anlatır, hoca ona da “Haklısın.” der. Derken adamlar gider. Hanımı, “İki adam birbirini suçladı, sen ikisine de haklısın dedin. Bu nasıl olur?” der. Hoca, hanımına döner ve “Sen de haklısın hanım.” der. Peki, çözüm var mı? Yok.
Kıymetli anne babalar! İnançsızlık cereyanı gençlerimizi her taraftan kuşatmışken, ifsat komitesi dindar ailelerin dahi çocuklarına musallat olup onları Lût (a.s.) kavminin cinsel sapkınlığına sürüklerken, dijital bağımlılıkla gençler akıl ve muhakemesini kaybederken, sosyal hayatta tesettürlü kadınların yanında yürüyen göbeği dışarıda kızlarımız varken, sosyal medya foseptik çukurunda her türlü ahlaksızlık gençlerimizi kuşatırken, “pıttık fırlatma” akımı adı altında liseli, başörtülü ve açık kızlarımız namusunu fırlatırken, gençlerimiz amaçsız ve gayesiz bir boşluğa sürüklenip intihar ederken veya katliam yaparken, özetle hem dünyaları hem ahiretleri kayıp giderken biz hangi vicdan ve inançla havalecilik yapabiliriz? Nasıl rehavete kapılabiliriz? Bunun hesabını nasıl vereceğiz? Bir kesimin yaptığı gibi “Devlet yapsın.” demekle de bu problemler ortadan kalkmıyor. Elbette devlete düşen yasal görevler var; “Ailem Güvende” operasyonlarında olduğu gibi. Lakin sıfır kilometre, tertemiz bir fıtratla Allah’ın bize verdiği çocuk nimetini yetiştirmek için evvela havalecilik ve rehavet gibi psikososyal rahatsızlıklardan kurtulmak gerekir.
Peki, ne yapacağız? Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez. Evvela anne babalar ve eğitimciler; çocuk gelişimi, genç dili ve dijital okuryazarlık alanlarında kendilerini geliştirmeli; fıkıh (İslâm ilmihali), hadis ve özellikle tefsir okuyarak dünyevi ve uhrevi konularda temel bilgilerini artırmalıdır. Kendine hayrı olmayanın kime hayrı olacak? Anne babalar, doğru zannettikleri yanlış söylem ve eylemlerden de ancak kendilerini geliştirerek kurtulabilir. Neslimizi de ancak böyle bir yolla yetiştirebiliriz. Özellikle millî ve manevi değerlerimizi referans alan uzmanları dinleyebiliriz. Anne, evde kızına ileride nasıl bir ev hanımı, nasıl bir eş ve nasıl bir anne olacağını yaşantısıyla öğretir. Kız çocuğu ise babasından ileride kocasına yönelik davranış ve söylem geliştirmeyi, beklentilerini öğrenir. Erkek çocuk, annesine bakıp ileride hanımından beklentilerini ve ev hanımı şahsiyetini öğrenir. Babasından ise ileride nasıl bir koca ve baba olacağını öğrenir.
Bu sebeple anne babalar ve eğitimciler söylem ve eylemlerini doğru zemine oturtmalıdır. Havalecilik bir nesli elimizden almak üzere. Bari bundan sonra sorumluluk kuşanalım. Sadece kendi çocuğumuza değil, etki alanımızdaki çocuklara da rol model olalım. Nitekim biz çocuğumuzu yetiştirsek de yetişmemiş bir çocuk bizim çocuğumuza da zarar verebilir. Nesil yetiştirmek özelde anne babaların ve eğitimcilerin, genelde bütün toplumun sorumluluğudur. Rabbim, nesli ihyâ ve medeniyeti inşâ mefkûremize hizmet ettirsin.
Not: Neslimizin yetişmesi yolunda, Adıyaman İl Millî Eğitim Müdürlüğü koordinesinde üç günde Prof. Dr. A. Halim Ulaş ve Doç. Dr. Ahmet Kavlak ile müdürlere, öğretmenlere, öğrencilere ve velilere yaklaşık 20 eğitim konferansı verdik. Emekleri için İl Millî Eğitim Müdürü Ali Tosun’a, müdür yardımcısı Kazım Çoban’a, Besni Müftüsü Sabri Erçek’e ve Besni, Kahta ve Gölbaşı ilçe millî eğitim müdürlerine teşekkür ederim.





