Dün Cem Uzan, bugün Sarıgül, yolsuzların gazetecileri!
Ekrem İmamoğlu ile arası açık iken, ne oldu ise, birden bire gizemli bir şekilde birlikte hareket etmeye başlayan Mustafa Sarıgül, milletvekili dokunulmazlığı zırhı ile şüpheli olduğu bir soruşturmayı kilitlemiş durumda.
Ailesinin fertlerinin ismi geçiyor. Karanlık mı karanlık ilişkiler...
Biz iddiaları öğrenmeye çalışırken, yolsuzluk şüphelileri, adamlarına avukatlık yaptırıp, savunmaya geçiyorlar..
Bu vesile ile bizler; sol medyanın gücünü, solcuların siyasetteki ağırlıklarını, yüzsüzlüklerini, nasıl oyun kurguladıklarını bir defa daha görüyoruz.
İlk adımı Saygı Öztürk önceki gün Sözcü’de atmıştı.
“Sarıgül ailesine yollanan 100 milyon avro havale”den bahsediliyordu ya... “Yalan, 100 euro havalenin yanına sıfırlar konulup 100 milyon avro gibi gösterilmiş” diyerek Sarıgül ailesinin avukatlığına soyunmuştu.
Dün de Barış Terkoğlu, “Bu dakikadan sonra bu delillerle Sarıgül ailesini kurtaramayız. Bari Sarıgül ailesini kurtarmak isterken ayağı kayan Murat Ağırel’i kurtaralım” bakış açısı ile, Cumhuriyet gazetesinde bir yazı kaleme almış.
Düşünebiliyor musunuz? 5 milyar dolarlık serveti olduğu öne sürülen bir kişinin ailesinden, hem de birden fazla kişi gözaltına alınıyor.
Sıradan insanlar değil bunlar. Hataen gözaltına alınmaları, sıradan bir şikayet ile soruşturmada nezarete çekilmeleri mümkün değil.
Ciddi suçlamalar var ki, deliller var ki gözaltına alınmışlar.
Hatta iddialar belli bir ciddiyet içeriyor ki, hakimliğe sevkedilmişler.
Ama Sözcü’nün yazarı bir yoklama çekiyor. Sonra Cumhuriyet’in başka yazarı hedefi daraltarak, gözaltındakilerden bir tanesi için “Onu kurtaralım bari” modunda topa giriyor.
Açık, net konuşalım. Fon yolsuzluğu davasında, Muhammed Yarız isimli yeni yetme arkadaşın 200 milyonluk araçları ortaya çıktığı andan itibaren tek bir kişi, “İddialarda yanlışlık olabilir. Kumpas olabilir. Belgelerde tahrifat olabilir” demedi..
“Savcılık araştırır; delillerde sahtecilik varsa, şüphelilere haksızlık edilmek isteniyorsa, adalet onu da tespit eder” düşüncesi ile kimseyi emniyetin elinden almaya kalkışan çıkmadı.
Ahlak dersi vermeye kalkanlar, yolsuzluk karşıtlığı yapıyormuş gibi bize caka satanlar, şimdi kendi mahallelerindeki yolsuzluğu kapatmak için köşe yazıları yazıyorlar.
Cem Uzan olayında da bunlar aynısını yaptılar. Cem Uzan bu milleti soyarken onun işçiliğini yapanlardan Orhan Uğurluoğlu, epeydir kendisini unutturmuştu.
Şimdi şecaat arz ederken sirkatini hatırlattı bize.
Cem Uzan banka hortumu ile milyarları götürürken, o tarihteki Star gazetesinde ve televizyonunda hırsızları savunan Orhan Uğurluoğlu, şimdi “ah vah” ederek TMSF’nin yetkilerinin tekrar devreye alınmasını istemiş.
“Biz o tarihte patronumuzun hırsızlığının hesabının sorulmasını önleyememiştik, bari bugünkü yolsuzlukların da üzerine aynı kararlılıkla gidilsin, patronumuzun yanına kar kalmadı. Başkasına da kalmasın” talebinde bulunmuş.
Sen hiç merak etme Orhan efendi..
Cem Uzan’ın cukkaladığı paralar nasıl ondan alındı ise. Bugünkülerden de alınıyor, alınacak..
Ama, dün olduğu gibi bugün de yolsuzluğun üzerine aynı kararlılıkla gidilmiyormuş gibi algı yapanların da hakkından gelinecek..
Uğurluoğlu’nun sözlerini tam olarak vereyim:
“TMSF avukatlarının başvurusu üzerine, Uzan Yasaları çerçevesinde Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesi, Cem Uzan’ın 2,5 aylık evladı Yasemin Paris Uzan’ın oyuncaklarına dahi haciz koydu. AKP bugün fon krizinin hortumcularına neden koruma kalkanı uyguluyor?”
Bu ülkede hukuk olsa, bu ülkede adalet olsa, bu ülkede ahlak olsa bu adamın oluşturmaya çalıştığı algının, anında cevabı verilir.
“Utanmaz adam. Uzan yasaları ne demek? Hortumcu Uzan’ın çaldığı paraları geri alabilmek için, ‘Yargıtay-Danıştay üyelerine kadar uzanan soygun ortaklığının üzerine gidebilmek için o zaman kanun bile çıkarılmıştı’ diyeceğine, niye özel bir kanun çıkarılmış gibi ‘Uzan yasaları’ diyorsun?” ile başlanır.
“2,5 aylık evladı” ne demek? “Oyuncakları” ne demek? diye devam edilir.
“87 kişinin tutuklandığı bir olayda, sen nasıl ‘koruma kalkanı’ ifadesini kullanırsın” hatırlatması yapılır...
“Utanmaz adam. Çocukların suç ve cezada yükümlülükleri yoktur. Zaten bahsettiğiniz çocuğa yönelik bir cezai yaptırım da uygulanmamış. Ama milletin ekmeğinden çalınan paralarla, cezai sorumluluğu olmayan küçük yaştaki çocuğa alınan lüks eşyaya el konulmuş ise ‘evladı’ diyerek niye algı yapıyorsun? ‘Oyuncak’ diye niye algı yapıyorsun? O oyuncakların, Türkiye’de bir avuç sosyete dışında hiç kimsede olmayan lüks eşya olduğunu niye gizliyorsun?” ile maskeler indirilirdi..
“2,5 aylık çocuğun oyuncağı” derken, bir yandan da kendilerini ele vermiş oluyorlar. 2,5 aylık çocuk ne oturabilir, ne emekleyebilir ne de konuşabilir. O çocuğun oyuncağı nasıl olabiliyor, Orhan Efendi?
Ve belki daha önemlisi; o Cem Uzan’a yönelik uygulamanın sanki bugün uygulanmadığı, bugünkülere torpil geçiliyormuş gibi oluşturulmak istenen algıyı da net etmemiz gerekir..
Herkes biliyor ki, Cem Uzan’a ne yapıldı ise bugünkü fon yolsuzluğuna imza atanlara da aynısı yapılacak. “2,5 aylık bebeğimin eşyası o, onu almayın” itirazlarına kimse kulak asmayacak.
Ama bu solcuların, kendi hortumcularını koruyup kolladıklarını da, bu milletin hafızasından kimse asla silemeyecek.
Hırsızlara sahip çıkanların sicili unutulmayacak. Yolsuzluk yapanların kimliğine göre hareket edenlerin, hırsızın siyasi kişiliğine göre haber yapıp yapmama kararı alanların ahlaksızlıklarını bu millet unutmayacak.
Mütedeyyin insanlarla ilgili gerçekleri yazsınlar.. Ama iftira olduğunu bile bile, gerçekmiş gibi dindarları töhmet altında tutanların, tek bir araştırma ihtiyacı hissetmeden “Ben yazarım, sen git mahkemeye” diyenlerin; solcu bir ailenin fertleri hakkında yolsuzluk iddiası gündeme geldiğinde ise, bırakın haber yapmayı, bir de suçlanan kişileri arayıp “Sizin hakkınızda haber yaptırmak istiyorlar, bilginiz olsun” diyerek, mağdur olan kişilerin tehdit edilmelerine yol açıldığı organizasyonları bu millet unutmayacak.
Bunun için diyorum ki; fon yolsuzluğunun üzerine gidiyor gibi yapan bu sözde gazeteciler, yarın fon yolsuzluğuna karışan isimler tek tek açıklanmaya başlandığında; göreceksiniz nasıl tornistan yapacaklar.
Göreceksiniz, 850 milyarlık şişirilmiş hisselerin çok büyük çoğunluğundan nemalananların sol kafalı adamlar olduğu ortaya çıkınca “Borsada para kazanmak ne zamandan beri suç oldu?” diyerek hortumcuları nasıl savunacaklar, göreceksiniz.
Az kaldı.
Bakmayın siz onların “Listeyi açıklayın” çağrılarına.
Adamlar gözümüzün önünde milletten 20 milyar dolar çalmış bir adamın “evladına aldığı oyuncak” diyerek, sanki diş çıkartan bebeğe alınmış bir lastik haczedilmiş gibi algı yapıyorlar.
Bir diğeri “Haber yapmaya mecbur mu?” diyerek, başka olaylarda “Emanet edilen bilgi namustur” dedikleri namuslarını paspas yapıyorlar.
Ama iki bakana atılmış iftirayı, hiçbir şekilde gerçek olmadığını bildikleri halde, kendilerine bile sormadan, “haber” adı altında, yayabiliyorlar..
Eski Türkiye geride kaldı, beyler.
Cem Uzan’ın çaldıklarını, burnundan fitil fitil getiren siyasi iktidar, bugün yanlış yapan kim varsa, onların da burnundan fitil fitil getirir..
Ama sizlerin hortumculara yaptığınız avukatlık da, hafızamıza bir defa daha kazınır.







