• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Fitne ve ıslâhı(4)

26 Temmuz 2026
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Fitne ve ıslâhı (4)

Prof. Dr. Yusuf Özertürk

FİTNE SEBEPLERİ 

4- DIŞ GÜÇLERİN ETKİSİ

*Dünya siyasi tarihine bakıldığında; devletler üç sınıfta toplanabilir; a-Merkez devletler b-Yarı merkez devletler c-Çevre devletler.

a-Merkez Devletler: Çıkarlarını uluslararası sistemle örtüştüren devletlerdir. Merkez devletler, sanayileşmiş, gelişmiş, askeri kapasitesi yüksek, uluslaşmış, ekonomik ve politik olarak istikrarlı olan devletlerdir. b-Yarı Merkez Devletler: Yarı merkez devletler çıkarları, merkez devlet /devletlerin çıkar alanlarıyla çatışmayan devletlerdir. Yarı merkez devletler orta seviyede sanayileşmiş, gelişimleri devam ederse merkez devlet olma potansiyeli olan devletlerdir.


Fakat bu devletler henüz istikrarlı olmayıp, herhangi bir olumsuzluk olduğunda kırılgan olup çevre devlet olma potansiyeli de olan devletlerdir. c-Çevre Devletler: Sanayileşmemiş, geri kalmış, askeri kapasitesi zayıf, ekonomik ve siyasal istikrarsızlıkları olan, değişimden yana olmayan, statükocu ve genelde otoriter olan devletlerdir.


*Merkez devletler genelde kurdukları uluslararası düzenin devamından yanadırlar. Çünkü düzeni çıkarlarına göre düzenleyenler onlardır. Kurdukları sömürü düzenini devam ettirmek için her türlü aracı kullanmayı meşru görürler. Merkez devletler kendi kültürlerini ve hayat tarzlarını yarı merkez ve çevre devletlerin halklarına benimsetmeye çalışırlar. Yarı merkez ve çevre devletler bazen isteyerek, bazen de istemeyerek sömürgeci kültürünü benimsemişlerdir.


 

*Kurtuluş savaşının kazanılmasıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti, ‘Muasır medeniyet seviyesine çıkma iddiasıyla’, ‘Batı merkez devletlerinin modernleşme sürecine gönüllü olarak girmiştir. İkinci Dünya savaşından sonra, dünya düzeni iki kutuplu bir sisteme geçmiştir. Bir tarafta ABD merkezli Avrupa devletleri, diğer tarafta da SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) devletleri. İkinci Dünya Savaşından sonra SSCB’nin Kars bölgesi ve Boğazlarda hakimiyet kurma tehdidi karşısında Türkiye ABD merkezli Batı bloğuna yanaşmıştır.


Türkiye bir taraftan, ABD merkezli Batı bloğu tarafından NATO ile SSCB’ne karşı korunurken, diğer taraftan da Marshall yardımları, Truman Doktrini projeleriyle sanayiye dayalı kalkınma modeli yerine Tarıma dayalı bir ekonomik modele geçmesi istenmiştir. Aynı zamanda Türkiye, ekonomik, askeri, kültürel ve siyasi alanlarda ABD merkezli bloğun etkisi altına girmiştir. Türkiye coğrafi konum bakımından dünyanın önemli enerji kaynakları ve yolları üzerinde bulunmaktadır. Bu yüzden Türkiye Batı bloğu tarafından her zaman yabana atılamayacak bir devlettir. 



 

Bu yüzden bu emperyalist devletler, meşru olmayan usullerle ve çeşitli ilişkiler ağıyla (derin devlet, Siyonist teşkilatlar vs.) devlette ve toplumun çeşitli kesimleri içerisinde faaliyette bulunmuşlardır. Bu gayr-ı milli ve gayr-ı meşru unsurlar, devletin güvenlik politikaları önceliğinden, insanların manevi ve dini hassasiyetlerinden faydalanarak bir güç alanı elde etmişlerdir.


Bu güç alanları zaman zaman devreye sokularak Türkiye karıştırılmıştır. Türkiye’de bunun neticesi olarak; Laik-anti laik, Alevi-Sünni, Solcu-Sağcı çatışmaları, 1960, 1980 darbeleri ve 28 Şubat post modern darbesi görülmüştür. Bu güç odakları bu şerli kaos ortamını oluşturmuşlar ama bir türlü ortaya çıkartılamamışlardır. 15 Temmuz Darbe girişimine de bu çerçeveden bakmak icap eder. 15 Temmuz Darbesinin karanlık veçhesi tam olarak aydınlatıldığında belki Türkiye’de bir daha darbe olmaz. 

Devam edecek…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23