--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Jeremy Rifkin bir evrim teorisi muhalifidir

Mustafa Armağan
Mustafa Armağan
16

Tezimizi en baştan ortaya koyalım:

CHP’nin başdanışmanı ilan edilen Jeremy Rifkin azılı bir evrim teorisi karşıtı ve anti-Darwinisttir. Hem de en hasından.

Gelin görün ki, başdanışmanı olduğu genel başkanın başında bulunduğu Cumhuriyet Halk Partisi evrim teorisinin gönüllü ve yılmaz Türkiye acentasıdır. Hem de neredeyse 100 yıldır öyledir.

Peki bu ne yaman çelişkidir Bay Kemal Kılıçdaroğlu?

Siz evrim teorisini savunacaksınız ama başdanışmanınız ona karşı çıkacak?

Çok merak ediyorum: Hangi noktada buluşacaksınız? O mu size yaklaşacak yoksa siz mi onun tarafına geçeceksiniz?

Mamafih sizin Jeremy Rifkin’i pek de tanımadığınız anlaşılıyor. Pek sizin dişinize göre biri değil, benden söylemesi. 

Öyleyse müsaade edin de ben size tanıtayım. 

Bakalım Başdanışmanınızın aşağıda anlatacağım yönlerini biliyor muymuşsunuz?

Bu arada Başdanışmanınızın hangi kitabından mı bahsediyorum.

Penguin Books’un 1984 yılında bastığı Algeny: A New Word, A New World adlı kitabından elbette.

Geçen Perşembe günü Yeni Akit’te çıkan yazımı bu kitabı keşif hikâyeme tahsis etmiş ve Jeremy Rifkin’in evrim teorisine karşı geliştirdiği iddialardan, daha doğrusu onun saçmalıklarına dair görüşlerinden tadımlık iki misal vermiştim. Bugün bunları geniş bir şekilde ele alacağım.

Alacağım ki, hem evrim teorisi ve Darwin’in sözde bilimsel sayıklamaları hakkında millet (bu arada partinizin mensupları) biraz bilinçlensin, hem de “Başdanışmanım” diye takdim ettiğin adamın asıl düşünceleri nedir, benden öğrenesiniz.

Şimdi Jeremy Rifkin’in Darwin ve Evrim Teorisine muhalif yaklaşımını kendi cümlelerinden görelim. 

Yazımı okuduktan sonra ‘Rifkin Türkiye’de yaşasa bu düşünceleri yüzünden CHP’lilerden kesin linç yerdi’ diyeceğinizden eminim.

 

Evrim Teorisinin 

aptallaştırıcı etkisi

Şimdi size Rifkin’in düşüncelerinden bazı kesitler sunacağım. Okuyun, kararınızı kendiniz verin. 

Önce Darwin ve sömürgecilik bahsi (Ali Köse tercümesinden):  

“Darwin İngiliz sömürgeciliğine biyolojik bir temel sağladı. Bunu da son derece ustaca yaptı. Şöyle diyordu Darwin: ‘Farklı ırklardan iki insan karşılaşınca tıpkı iki farklı türden hayvan gibi davranırlar. Dövüşürler, birbirlerini yerler, birbirlerine zarar verirler. Ama ardından en güçlü bünyenin (yani insandaki aklın) kazanacağı daha ölümcül bir mücadele başlar.’ Darwin şu görüşünü birçok defa dile getirmişti: ‘Doğal seleksiyon o kadar etkilidir ki, tüm dünyada alt ırklar üst medeniyetlerin ırkları tarafından zamanla bertaraf edileceklerdir.’ İngiltere’nin dünyanın en uzak bölgelerinde etkisini artırdığı, yeni ülke ve insanları sömürgeleştirdiği bir zamanda İngiliz Bayrağı’nın yükseldiği her yerde doğal seleksiyonun gelişmesine müsaade edildiğinin bilinmesi İngilizler için son derece güven tazeleyici bir şeydi.”

Böylece İngiliz burjuvazisinin istediği meşruiyet zemini Darwin’in kalemiyle döşeniyordu:

“Darwin teorisi burjuvazi için sanki bir ‘hoş geldiniz içkisi’ idi. Ekonomik pazarı idare eden görünmez bir el olduğu fikrini destekledi; üst ve orta sınıfın günün temel konularına ilişkin duruşunu güçlendirdi. Bu, şaşırtıcı bir durum değildir, çünkü zaten Darwin, daha sonra onun teorisini coşkuyla benimseyecek olan bu sınıfların politik duruşundan oldukça etkilenmişti.”

Sonuç, tabiatta zayıfa acınmadığı gibi toplumda da acımanın mantıksız olduğu fikri olacak ve buna Sosyal Darwinizm adı verilecekti:

Evrim Teorisinin arka planı

“Darwin hiç niyet etmemesine rağmen teorisi yeni burjuva sınıfının politikadaki en önemli silahı oldu. Teorinin temel ilkeleri, “sosyal süreçleri yeniden biçimlendirmeye (reforme etmeye) yönelik tüm çabaların, dermansıza derman verme girişimi olduğu, bunun tabiatın hikmetine müdahale anlamı taşıdığı ve sadece yozlaşmaya neden olacağı” fikrini sağlamlaştırdı. Sosyal Darwinistler yasal reformlara karşılık, doğal seleksiyon ve “görünmez el” tarafından düzenlenen, deneme-yanılma süreciyle yavaş yavaş gerçekleşen bir değişimi savundular. Kısacası, devrim değil, evrim istiyorlardı. (…) Doğayı kendi cephesine alan burjuva sınıfı, artık kendi politik konumunu sağlamlaştırmak için ihtiyaç duyduğu biyolojik gerekçeye de kavuşmuştu. Aynı zamanda, evrim teorisi köklü sosyal reformlar isteyen, içinde bulundukları son derece ağır ekonomik sıkıntılardan kurtulmak için tedbir alınması çağrısında bulunan işçilere ve yoksullara karşı onlara sağlam bir savunma aracı sağlamıştı.”

Peki evrim teorisi hakkında ne düşünüyor Jeremy Rifkin. Şu çarpıcı paragraf her şeyi anlamak için yeterli sanırım:

“Birçok evrimcinin görüşlerini ortaya koyarken sergiledikleri amansız tavır ve alternatif görüşlere karşı gösterdikleri aşırı tahammülsüzlük, dehşet verici bir durum olmasa da, bir an durup düşünmemiz için yeterlidir. Onların bu tavırlarında insanın ilk defa bir kozmoloji (evrenbilim) oluşturmaya başladığı zamandan beri bizde var olan bir davranış kalıbını hissetmek mümkündür. Bugün evrimci her şeyiyle “sadık bir mümin”dir; doğal seleksiyonla vaftiz olmuş, müjdeyi (vahyi) yaymak ve diğer türdeşlerinin Darwin’in öğretilerini kabul etmeleri için tebliğe soyunmuştur.”

Son hüküm şu alıntıda bulunabilir:

“Yeni-Darwinci sentezin özünde bir tür içindeki mutasyonların zamanla toplu bir etkide bulunduğu ve biçimsel bir değişim meydana getirerek yeni bir tür oluşturduğu iddiası vardır. Mikro-değişimden makro-değişime geçişi gerektiren bu varsayım evrimin temelidir. Ama gerçekler bu teoriyi desteklememektedir. Üreticiler melez yetiştirme ve eleme yöntemiyle “bir tür içerisinde” önemli değişimler olabileceğini kabul ederler. Ama Florida Üniversitesi hayvanbilimcisi Edward S. Deevy’nin şu sözleriyle de hemfikirdirler: “Buğday yine buğdaydır, greyfurt değildir; domuzlara kanat takamayız, tavuklara silindir şeklinde yumurta yumurtlattıramayız.”

Hikmetin nereden geleceğini kimse bilemez değil mi?

 

Mustafa Armağan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle