--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

ORGANİZE İŞLER... PARA NEREDE?

Fatin Dağıstanlı
Fatin Dağıstanlı
0

“Organize İşler” filminden...

Filmde Yılmaz Erdoğan ile Tolga Çevik’in arasında geçen ve hafızalara kazınan repliği hatırlayan var mı?

Yılmaz Erdoğan: “E, süpermen araba ne oldu?”

Tolga Çevik: “Her şeyde anlaştık parayı yarın alıyorum.”

Yılmaz Erdoğan: “Araba nerede?”

Tolga Çevik: “Müşteride.”

Yılmaz Erdoğan: “Para nerde?”

Tolga Çevik: “Yarın verecekler.”

Yılmaz Erdoğan, Tolga Çevik’in verdiği cevaptan tatmin olmaz.

Ve tekrar sorar;

“- Araba nerede?

- Müşteride...

- Para nerde?

- Yarın verecekler.”

***

Fon vurgununun en çok tartışılan ismi Fatma Betül Sayan Kaya.

En sonunda ismini ezberletti bize...

Önden girip arkadan çıktığı İstanbul Adliyesi’nde da savcı Fatma Betül Sayan Kaya’ya sordu:

“- Para nerede?”

Fatma Betül Sayan Kaya, savcının bu sorusuna ve sorularına ne cevap verdi?

Bilen var mı?

Nerden bileceğiz.

Belki de “Organize İşler” olduğunu anlatmıştır.

Fatma Betül Sayan Kaya, Tolga Çevik ise Fon vurgununda Yılmaz Erdoğan kim?

***

Bir vurgun düşünün...

Adı “Fon Vurgunu” olsun.

500 bin kişiyi doğrudan etkilesin...

Sadece AK Parti ile aidiyet bağı olan isimler işin içinde olsun...

Veyahut işin içindeymiş gibi kamuoyuna sunulsun. 

Ki...

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, AK Parti sözcüsünün arkadaşı ve diğer isimler..

Yarın kimler yumurtlanacak.

Hangileri doğru, hangileri yanlış, karanlıkta fili tanımlamaya çalıştığımız gibi, el yordamıyla öğrenmeye çalışacağız.

Kamuoyuna yansıyan isimler arasında...

Bir MHP’li, CHP’li isim yok.

Yeni Partili, Saadetli, Yeniden Refah Partili hiç yok. 

Bu asrın vurgununu diline dolayan, sureti haktan görünenlere de bakınca, işin içinden bit yeniği olduğunu anlarsınız.

 


SIRASINI BEKLİYOR!


1971
’de 9 Mart Cuntacılarını tasfiye edenler 12 Mart’ta muhtıra vererek yönetimi ele geçirdiler.

Yönetiminde Gazeteci Hasan Cemal’in de bulunduğu “Devrim” dergisi ise 9 Mart cuntacılarını destekliyordu.

Hasan Cemal yıllar sonra “Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım” kitabında o günleri anlattı.

Kitap, ağırlıklı olarak Hasan Cemal’in gençlik yıllarında, özellikle Doğan Avcıoğlu ekibiyle birlikte çıkardıkları “Devrim” dergisinde çalıştığı dönemi ve bu dönemdeki siyasi duruşunu konu alır.

Hasan Cemal, 12 Mart 1971 muhtırasından sonra arkadaşlarının tek tek evlerinden alındığı günlerde, kendisinin hiçbir kovuşturmaya tabi tutulmamasının telaşını yaşadığını anlatır.

Ve o günlerde bu telaşı yaşarken, arkadaşları tarafından “ajan” olarak görülmekten korkar.

Hasan Cemal’in kitabında anlattıklarından aklımda kalan tek kısım buydu.

Sonra 1998 basımı kitaba tekrar baktım, hafızam beni yanıltıyor mu diye?

İşte Hasan Cemal’in cümleleri, kitaptan:

“...Hemen arkasından ülkede tutuklamalar başlamıştı. Sıkıyönetimin gözaltına aldıkları isimler arasında Uluç (Gürkan) vardı, ben yoktum. Yani Devrim’in iki yazı işleri müdüründen biri tutuklanmış, ötekine bir şey olmamıştı. Doğrusu canım sıkılmıştı

Niye ?

Herhalde adam yerine konmadığım duygusu. Bir de sağdan soldan kulağıma çalınan “bu adam ajan mı” sözleri. Yani içeri alınsam daha mutlu olacaktım. Necla’yla yeni evlenmiş ve Devrim’in 1971 Nisan ayında sıkıyönetim tarafından kapatılmasıyla işsiz kalmıştım. Hapse girsem, hem bundan kurtulacak hem de adam yerine konduğumu sanacaktım.”

***

Gazeteci Şaban Sevinç tutuklanınca, aklıma Hasan Cemal’in yazdıkları geldi.

Aksi halde o da bu dönemde tutuklanmasaydı Hasan Cemal’in durumuna düşebilirdi.

Hem de öğrencisi, eski partneri Oya Lale Aslan 4 Eylül’den bu yana tutukluyken.

***

Bugün tabi ki 70’li yıllardakine benzer bir durum yok.

En azından öyle olmasını umuyoruz.

Vardı.

15 Temmuz’da millet defetti.

Olsa olsa bugün Recep Tayyip Erdoğan’sız bir parti ve Türkiye isteyenler...

Onların sahada destekledikleri var.

Başarabilmeleri mümkün gözükmüyor.

Başaramayacaklarını en iyi bilen isim de Şaban Sevinç.

Niye ki;

Biliyor...

CHP’li liderler yenilmek için sahaya çıkarlar.

Yenilen pehlivan misali güreşmeye de doyamazlar.

Şaban Sevinç bunu 2000 yılında kaleme aldığı “Yenilmiş Komutanlar Müzesi” adlı kitabında yazdı...

Yazmasının üzerinden 26 yıl geçti, ne değişti CHP’de.

Ne değişti, Türkiye’nin sosyal demokratlarında?

E) Hiçbir şey!

Değişmediği gibi; parti, partiyi doğurdu. Yıllar sonra yeniden ayrıştılar.

Şaban Sevinç “Yenilmiş Komutanlar Müzesi” kitabını bugün yenilese Ekrem İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu, Ekmeleddin İhsanoğlu, Muharrem İnce’yi de o müzedeki yerlerine koyması lazım.

Özgür Özel’i neden yazmadığımı, bu listeye dahil etmediğimi merak edebilirsiniz.

O da sırasını bekliyor.


KRONOLOJİ HER ŞEYDİR...

Gündem gündem üzerine.

Haftada bir yazınca da insan ne yazacağını şaşırıyor.

Bunu yazarım demeye kalmıyor başka bir gündem manşetlere oturuyor.

Tekrardan ilham gelsin diye bekliyoruz.

***

Bir ay içinde gündem olup, 12 Eylül’de Feth-i Kabiri yapılan Kaşif Kozinoğlu dosyası da bunlardan bir tanesi.

Şimdi size bir “damar yolu” açacağım.

Yumruğunuzu sıkı tutun.

***

Bazıları haklı olarak soruyor.

Kaşif Kozinoğlu cezaevine yurt dışında görevdeyken çağrılarak getirildi ve tutuklandı.

Kozinoğlu ifadeye çağrıldığında MİT’in başında kim vardı?

Hakan Fidan.

Kozinoğlu’nu Fethullahçı savcıya karşı savunan bir yazıyı savcılığa gönderen Hakan Fidan’dı oysa.

Bu gerçeğe rağmen, şimdilerde bazıları “O öldürttü” demeseler de, ölüme giden süreçten Hakan Fidan’ı eleştiren bir dil kullanıyorlar.

Bu ara ne hikmetse olumsuz ne var ne yoksa Hakan Fidan’a mal ediliyor.

En son benim de bir süre çalıştığım, FLASH HABER TV’yi Erkan Kork’a “Hakan Fidan aldırttı” yalanını çıkarmışlardı.

Dedikoduyu dolaşıma sokanlar soluğu yurt dışında Papa’nın yanında aldılar!

Fon vurgununda bir bağlantısını bulamadılar, dedikodusunu bile yapamıyorlar.

***


Bakınız...

Kare kare oynatalım.

Kronolojik olarak adım adım gidelim.

Yıl 2011.

* 13 Eylül’de Norveç’in başkenti Oslo’daki görüşmelerin kayıtları sızdırıldı.

* 20 Eylül’de Ankara Kızılay Kumrular Caddesi’nde PKK’nın TAK kanadına mensup bir teröristin bombalı saldırısında beş vatandaşımız katledildi. PKK’lı teröristi yurt dışına Fethullahçı polis kaçırdı.

* 13 Kasım’da MİT görevlisi Kâşif Kozinoğlu’nun hapiste kuşkulu ölümü gerçekleşti.

* 28 Aralık’ta Uludere Olayı: 34 sivil/vatandaşımız F-16 uçaklarının bombalaması sonucunda katledildi! Provokasyon olayın arkasından Fethullahçı subaylar çıktı.

2012 yılına gelindiğinde ise...

* 6 Ocak’ta Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, “Ergenekon Terör Örgütü Lideri” iftirası atılarak uydurma suçlamalarla tutuklandı.

* 7 Şubat’ta Dönemin Müsteşarı Hakan Fidan ile teşkilatın üst düzey yöneticilerini hedef alan MİT Operasyonu Fethullahçı paralel yapı tarafından gerçekleştiridi.

Şayet Hakan Fidan da tutuklansaydı, sıranın kime geleceğinden bugün artık kimsenin şüphesi yok.

Kime gideceklerini söyleyen kişi Hakan Fidan’a operasyon çekilmeden bir ay önce tutuklanan İlker Başbuğ, yıllar sonra şöyle diyecekti:

“- Benim tutuklanmam Erdoğan’a mesajdı.”

FETÖ’cüler...

“Başbuğ’u aldık, Fidan’ı da alırız” sözünü artık kulaktan kulağa fısıldamaya...

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “kara kutusu” ve en yakın çalışma arkadaşı olarak görülen Hakan Fidan’ı ve MİT’i hedef alarak hükümete doğrudan bir operasyon yapma özgüvenini ve niyetini gösteren bir yaklaşımı ortaya koymaya başlamışlardı.

Dolayısıyla, Kaşif Kozinoğlu’nu öldürenlerin hedefi, Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u da tutukladıktan sonra, MİT Müsteşarı Hakan Fidan idi.

Recep Tayyip Erdoğan’a uzanacak bir yol hikayesinin son halkasıydı Hakan Fidan.

Hakan Fidan’ı Kaşif Kozinoğlu, olayında sorumluymuş gibi göstermeye çalışırken isabetli, inandırıcı olamıyorsunuz.

Yoksa, “Size kim inanır, tabi ki Kadir İnanır” esprisini yapmayacağım.

 

Fatin Dağıstanlı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle