Başörtü yasağını başlatan Aliyev, Ankara’ya gelecek mi!?
“Başörtüsü zulmü sürüyor: 28 Şubat’ın ikna odaları Bakü’de.”
“Azerbaycan’daki yasağa tepki çığ gibi: Başörtülü kızın feryadı yürekleri dağladı!”
“Kılıçdaroğlu’ndan Azerbaycan’a başörtüsü nasihati: ‘Biz bu acıyı yaşadık, artık bitmesi lazım.’ ”
“‘Kızımı okula almıyorsanız kaldırın babasının resmini’ Şehit kızından başörtüsü karşıtlarına ders.”
“Fatma Şahin’den Azerbaycan’a başörtüsü çağrısı: Biz bu acıyı yaşadık, siz yaşamayın!”
“Aliyev’in partisinden çirkin açıklama! Başörtüsü zulmü yapan onlar, suçlu Türkiye.”
“Mehmet Görmez’den flaş Azerbaycan çıkışı: Bu nasıl izah edilebilir.”
“Azerbaycanlı isimden akılalmaz Türkiye çıkışı: Oradan bakarak doğru anlayamazsınız.”
“İsmail Kılıçarslan’dan Aliyev uyarısı: Giderek tuhaflaşıyor bazı şeyler.”
“Azerbaycan’daki kısıtlama İstanbul’da protesto edilecek: Konsolosluk önünde başörtüsü eylemi.”
“İsmail Hakkı Pekin ‘Bunu kimse inkâr etmesin’ dedi: Aliyev’in asıl amacını Türkiye’ye açıkladı.”
“Aliyev’den flaş Türkiye kararı: AK Parti’nin kritik ismi duyurdu.”
“Azerbaycan’da ortalık karıştı: Bir kısıtlama daha geldi.”
“Başörtüsü mağduru Leyla Şahin Usta’dan hüzünlü paylaşım: Ağlama karanfil beni de ağlatma.”
“Akit Gazetesi’nden 28 Şubat ve Azerbaycan başörtüsü yasağına sert tepki! İşte o manşet: ‘Bu zulüm bin yıl sürmez!’”
“Başörtü, İran’ın değil, İslam’ın emri.. Yasaklayamazsınız.”
Bunlar sadece bir günde, yeniakit.com.tr sitemizde yapılmış ana manşet haberler...
Sadece başlıklar, gerçekleri anlatmıyor mu?
Uyuyan kalplerin uyanmasına vesile olmuyor mu?
Azerbaycan’da, Türkiye’deki 28 Şubat’ın tekrarının yaşatılmak istenmesine yönelik girişimin, “çıkmaz bir sokak” olduğu, bu başlıklardan anlaşılmıyor mu?
Dindar insanların hassasiyetini Azerbaycanlı yöneticilerin anlaması için daha başka ne yapılması gerekir?
Daha nasıl anlatalım Azerbaycanlı arkadaşlara... Kardaşlara...
“Bilmiyorsunuz. Burası orası gibi değil” türünden mavallarla kimse bizim aklımızı/zekamızı test etmesin...
Bakın Türkiye’deki başörtü yasağının en baş sorumlularından CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bile özeleştiri yapıyor...
Bizi dinlemiyorsanız, Kemal abiyi dinleyin.
78 yaşındaki; laiklik ise laiklik, Hz. Ali’ye değer verme, Ehl-i Beyt’i öne çıkarma ise o...
Kemal Kılıçdaroğlu bile size abilik yaparak nasihatte bulunuyor...
Bu yollardan geçmiş, yasakçılığın peşinden koşmuş ama şimdi bu yolun çıkmaz olduğunu gören bir abi olarak nasihat ediyor.
Ve en önemlisi...
Siz bu yaptığınız yasak ile İran nüfuzunu önlemiş olmuyorsunuz.
Tam aksine, İran nüfuzunu kendi ülkenizde güçlendiriyorsunuz.
Bu zulme uğrayan insanlar, Türkiye’nin sıcak desteğini gördükleri için belki İran’ın nüfuzuna girmeyeceklerdir ama...
Bu sürecek olursa...
Tam da İran’ın istediği olacak.
İran, “Bizim dışımızda hiç kimse başörtünün hak olduğunu kabul etmiyor. Düne kadar Türkiye’de böyle bir yasak vardı. Eğer küçük bir iktidar değişikliği olursa Türkiye’de de başörtü yasağı uygulanacaktır. Azerbaycan’da da başörtü yasağı var. Sadece başörtünün hak olduğunu söyleyen ülke biziz, yani İran’dır” söylemi ile Azerbaycan’daki mağdur insanları kendi safına katmaya çalışacaktır.
Lütfen...
Yol yakın iken bu yanlıştan dönünüz...
Bir daha da aklınıza bile getirmeyiniz...
Kimse konuyu siyasi parti taraftarlığı ile şu noktada, bu noktada konumlanmak şeklinde değerlendirmesin.
Tayyip Erdoğan’ın, İlham Aliyev ile samimi bir yakınlığı olabilir...
Aliyev’in de Cumhurbaşkanımıza her daim açıkladığı bir saygısı, sevgisi olabilir...
Bu ilişki, başörtü yasağında Aliyev’i eleştirmemeyi değil; tam aksine uyarımızı yapmamızı gerektirir... Kardeşçe... Bağcıyı dövmek için değil, üzüm yemek için. Kimsenin mağdur edilmemesi için. Öğrenim hakkının kısıtlanmaması için.
Azerbaycan’ın topraklarında gözü olanlar var ise onlara karşı savunma yapacak insanların morallerini bozmamak için.
Düşünebiliyor musunuz; Karabağ’ın Ermeni işgalinden kurtarılması için savaşmış ve kolunu kaybetmiş bir gazi, “Kolumu geri verin o zaman” diyor.
Düşünebiliyor musunuz; Karabağ’ın kurtarılması sırasında şehit olmuş bir babanın kızı, başörtü yasağı sebebi ile okula alınmıyor. Ve anne haykırıyor: “O şehit albümünden benim eşimin fotoğrafını da kaldırın o zaman!”
Bu devlet-millet kaynaşmasına bombalı saldırı niteliğindeki uygulamayı, AK Parti iktidarı Türkiye’de devrilirse neler olabileceğini okuma açısından da yorumlamamız gerekir. Evet, Kemal Kılıçdaroğlu, “Biz bu acıyı yaşadık, artık bitmesi lazım” diyerek net bir tavır almış.
Bunun için kendisine teşekkür edelim...
Hatta sadece kendisine değil; şu gerekçe ile de olsa, bu gerekçe ile de olsa Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu noktaya gelmesinde etkisi var ise Temel Karamollaoğlu’na, Ahmet Davutoğlu’na, Ali Babacan’a, Meral Akşener’e de teşekkür edelim...
Ama unutmayınız ki, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra bir de CHP içinden doğan Yeni Parti var.
Ve Yeni Parti’nin Genel Başkanı Özgür Özel, şu ana kadar Kemal Bey’in yaptığı açıklamaya benzer bir açıklama yapmadı...
Kendilerinin hülyalarındaki Türkiye fotoğrafında da Aliyev’in şu an uygulamaya kalkıştığı başörtü yasağı olmalı ki sessizliklerini sürdürüyorlar...
Biliyorum, “Tayyip Erdoğan niye konuşmuyor?” diyecek okurlarımız da vardır...
Bizi anlamak için değil, eksiğimizi bulmak için, bize düşmanlık etmek için gazetemizi alan, haberlerimizi-yazılarımızı okuyanlar da vardır.
Onlar da diyecekler ki: “Tayyip Erdoğan niçin konuşmuyor?”
Konuşmadığından emin misiniz?
Türkiye’de başörtü yasağını bitirmiş, bunun için bedel ödemiş Erdoğan’ın, Azerbaycan’da böyle bir yasak için sessiz kalması mümkün müdür?
Ve önümüzde kritik bir tarih var: 30 Ekim 2026.
Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi, o tarihte Ankara’da toplanacak...
Tabii ki Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan da o zirveye ev sahipliği yapacak... Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in de zirveye katılacağı açıklandı.
Belki medyanın önünde değil ama...
Türkiye’nin o dramatik süreçte yaşadıklarını, Cumhurbaşkanımızın Aliyev’e aktaracağından hiç kuşkum yok.
Aliyev de bu aktarılanlardan ders çıkarırsa; zararın neresinden dönülürse o kârdır.
Dönülmezse...
O ihtimali de o gün değerlendirelim...
Bir ihtimal daha var. Aliyev son dakikada, zirveye katılımdan vazgeçebilir. İşte o zaman, başörtü yasağını değil, arka plandaki başka sorunları tartışmaya başlarız. Yasakla, neyin örtülmek istendiğini görürüz.
Azerbaycan’dan kalkan uçağımızın düşmesinin sebepleri gibi.







