• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Murat Alan
Murat Alan
TÜM YAZILARI

Batı’nın vagonu değil, Doğu’nun lokomotifi olacağız!

28 Temmuz 2023
A


Murat Alan İletişim: [email protected]

İstanbul’da düzenlenen savunma ve güvenlik sanayi fuarı IDEF’e ilişkin heyecanlı bekleyiş nihayet son buldu. 

Bugüne kadar ki en geniş katılımcı sayısına ulaşıldığı belirtiliyor. 

Bu kapsamda 689 yerli 772’si yabancı katılımcı olmak üzere toplam 1461 firmaya ev sahipliği yapmasının yanı sıra 81 ülke ve 3 uluslararası kuruluştan 189 heyet de bu yıl fuarda ağırlanıyor.

Fuarda görüşme ofisi açan 31 Türk tedarik makamı tarafından heyetler ve katılımcı firmalar ile toplam 4 bin 914 planlı ikili görüşme icra edilmesi ve bunlar arasında yaklaşık 120 anlaşma imzalanması ön görülüyor.

Bir dönem IDEF’te gövde gösterisi yapan İsrail’den katılım olmazken, Çin rekor sayıda savunma şirketiyle katılım gerçekleştirdi.

Fuar alanında 75 Çinli firma stant açtı!..

Çin’in bu yoğun ilgisinin nedenini sorduk..

Alandaki asker arkadaşlarımız şöyle izah etti: “Fransız, İsrail, Alman ve ABD firmaları NATO envanterine uyumluluk (hasımları saf dışı bırakma aracı) gerekçesiyle Çin’in pazara girişine engel oluyorlar.

Çin olağanüstü bir dijital cihaz üreticisi, Türkiye ise NATO üyesi. 

Kullandığı ve ürettiği sofistike silahların tamamı NATO standartlarına ve sertifikasyonuna sahip. Avrupa, Orta Asya, Afrika ve Ortadoğu pazarında ciddi manada hâkimiyet kurmaya başladı. 

Kıtaya açılan kapıda kilit ülke Türkiye. İki ülkenin ortak üretim ve karşılıklı teknoloji transferleri küresel silah baronlarını ciddi manada zora sokacak.

Tam bir kazan kazan durumu söz konusu. Bu fırsat iyi değerlendirilmeli.”

Sahadaki durum bu..

Eskiden “Siz sadece sınırlı birkaç tarım ürününe odaklanın. Asker istediğimizde gönderin, arada hibe verir ufak mutluluklarla yetindiririz” derlerdi.

NATO şemsiyesinin altına saklanıp, üye ülkeleri ‘Gladyo’ benzeri yapılarla esir alan küresel çetenin bize biçtiği rol buydu.

90’lı yıllarda vatansever bir grup askerin girişimiyle başlatılan MİLGEM projesiyle Türkiye kabuğunu çatlatmak istedi.

AK Parti iktidarıyla o kabuk kırıldı..

NATO’cu ekibin, sözde bir “Rus işgaline karşı direniş başlatmak” bahanesiyle ülke içerisinde tesis ettiği çetenin oluşturduğu kaos ve kargaşa ortamı Türkiye’ye yarım asır kaybettirdi.

Bu işlere sonradan başlandığı için birçok alanda çok geri kalmıştık.

Teknoloji ve platform transferleriyle farkı kapatma yolunda ilerliyoruz.

Sürekli geliştirdiğimiz füze ekosistemimiz de bu operasyonların en güzel örneklerinden biri.

Temeli Çin Halk Cumhuriyeti ve Kore’ye dayanan silah sistemlerimiz var.

Türkiye yönlendirilebilir füzelerin tasarlanması ve geliştirilmesi, kendi başına yeterli bir ulusal altyapı oluşturulması için harekete geçtiğinde, sözde dost Amerika buna takoz koymuştu. 

M-270 MLRS topçu roket sisteminin Türkiye’de lisans altındaki teknoloji transferi ve üretimi için yapılan müzakereleri bloke etmişti.

Sebep?

Görünürde “Amerikan kongresindeki muhalif kanadın takozu..”

Gerçekte ise, “Biz size bazı tarım ürünlerini üretin dedik, bir de NATO muhabbetiyle asker ihtiyacımız olduğunda gönderin dedik. Ne işiniz var tank/top üretimiyle” demişlerdi ya..

İşte o açıdan! 

Güdümlü füze, çoklu roket teknolojileri üzerinde tam egemenliğe kavuşmak için Çin’in kapısı çalındı. 

1997’de Kasırga adı altında Çin WS-1A ve WS-1B roketlerinin lisanslı üretimi için bir sözleşme imzalandı. 

O anlaşmalarla transfer edilen teknolojiler, bugün Nijerya’dan Libya’ya, Cezayir’den Arnavutluk’a, Azerbaycan’dan Bangladeş’e ve hatta Malezya, Endonezya, Filipinler’e uzanan geniş bir coğrafyaya ihraç ediliyor. 

Çin’in bu fuara 75 firma ile katılması, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin de ilk ziyaretini Türkiye’ye yapması tesadüf değil.

Türk firmaları ve devletlerarası heyetler birçok sözleşme imzaladı.

Bu ortak işbirliklerinin bölge ülkeleri arasında katlanarak devam etmesi lazım.

İsrail, ABD ve suç ortaklarından bize hiçbir hayır gelmez.

Güç dengesi sanılandan daha hızlı bir şekilde yön değiştiriyor.

1 ve 2. Dünya savaşında gördük!..

Askeri, ekonomik ve sosyal alanda ağırlık merkezi Batı’ya kaydı. 

Yakın gelecekte kartlar yeniden karılacak ve belirleyici olacak ülkelerin neredeyse tamamı Asya kıtasında bulunuyor.

Çin, Rusya, Hindistan, Pakistan, İran, Bangladeş, Türk Cumhuriyetleri yeni merkezin tam göbeğinde yer alacaklar.

Enerji, insan gücü, savunma teknolojileri, madencilik ve bilimsel alanda kendi kendine yeten bir coğrafya var.   

Bu sancılı süreçte Türkiye’de doğru tarafta yer almalı.

Batıya giden trenin son vagonu olmak yerine, Doğudan kalkan trenin lokomotiflerinden biri olabiliriz.

Selametle.. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

FIRÇABIYIK

Sizlerde dışarıda kokuşmuşlar içeride satılmış vatan hainleri Nankörler varsa Elhamdülillah bizimde murat alan ve emsallerimiz var hemde kesretle var Allah maddi ve manevi şerlerden hafiz ismi hörmetine mahfuz kılsın AMİN

Sahin

Elinize saglik
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23