Trump’ın Haraç Çağrısına Suudi Desteği
İslam tarihinde ilim ve fen alanındaki öncülüğüyle muhteşem bir yere sahip olan Endülüs İslam devleti haçlılar tarafından yok edilmezden önce ülkedeki etkin aileler etnik kökene dayanan ayaklanmalar neticesinde taht mücadelesi için aralarında kardeş kavgalarına tutuşmuşlardı. Parçalanan birliğin ardından 20 ile 23 arasında değişen devletçik ortaya çıkmıştı. “Mülûkü’t-Tavâif” dönemi olarak adlandırılan bu dönemde güçlü yerel ailelerden her bir yönetici diğerine karşı güçlü olabilmek için dönemin Hristiyan Kastilya Kralı’na tahtlarını korumak için haraç verdiler. Kastilya kralı onları korumak bahanesiyle her birinden aldığı paralarla beylikleri birbirine kırdırıp zayıflattı. En sonunda da Hristiyan devletler bu beylikleri kısa zamanda yıkmakta güçlük çekmediler.
Tarih günümüzde farklı aktörlerle nasıl da yeniden tekerrür ediyor!
ABD Başkanı Donald Trump salı günü yaptığı açıklamada, Ortadoğu’daki bazı ülkelerin “Amerika’nın koruması olmadan bir hafta sürmeyeceklerini ve Washington’un Suriye’deki çabalarını desteklemek için para ve asker yığmalarını istediklerini söyledi. Kısa bir süre sonra ülkemize döneceğiz. Suriye’deki ve Irak’taki IŞİD örgütlenmesi ile ilgili çalışmalarımızın çoğunu gerçekleştirdik ve hiç kimsenin başaramadığı bir işi başardık” diye ekledi. Böylece sürekli koz olarak kullandığı İran etkisine izin verilmemesi söyleminin önemini vurgulayarak Suriye’den çekilme kararından vazgeçti. Aslında Suriye’den çekilme planının arkasındaki amacın ne olduğu gayet açık; İran tehlikesi söylemi üzerinden haraç toplamak…
Trump bu oyunları ile 2.67 trilyon dolar ile küresel varlık fonları toplamının yüzde 37’sinden fazlasına denk gelen Körfez ülkelerinin servetlerine göz dikmiş durumda. Plan kusursuz işliyor; Terör faaliyetleri üzerinden ülkeleri önce karıştırmak, İran’ın bölgedeki nüfuz alanını haliç ülkelerinin sınırına dayanıncaya kadar genişletmesine göz yummak, ardından İran’ın Akdeniz’e ulaşmasını engelleme ve ülkeleri korumak şantajı üzerinden on milyarlarca dolarlık silah satışı gerçekleştirmek.
ABD’nin planının uygulanmasında en önemli gönüllü destekçisi olarak Suudi Arabistan yönetimi bulunuyor. Nitekim Trump’ın konuşmasında ülke ismi geçmediği için Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El-Cubeyir, Trump’ın ifadelerini şerh etme ihtiyacı duydu; “Katar topraklarında ABD’nin askeri üssü bulunuyor, koruma kalkanını kaldırılmasını istemiyorsa bir an önce Katar’ın ABD’ye ödeme yapması gerekir.”
Arap dünyası araştırmacılarından Salah El-Kadri, “El-Cubeyr’in sözlerinin diplomatik normların dışında olduğunu, Suudi tarihinde böyle bir seviyenin yaşanmadığına dikkat çekerek bu çıkışın çok anlamsız olduğuna dikkat çekti. Konuşmacının kim olduğunu bilmeden bu ifadeleri duyan herkesin ABD Dışişleri Bakanı, Kongre Üyesi veya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan bir açıklama olduğunu zanneder” yorumları yapıldı.
BAE Üniversitesi İktisadi Bilimler hocalarından Prof. Dr. Yusuf Halife bu durumun sürdürülebilir olmadığını şu şekilde açıklıyor; “Trump tarafından Körfez hükümetleri üzerine kamuoyuna uygulanan gasp, geçmişte bütün ABD yönetimleri tarafından uygulandı. Körfez hükümetleri bu aşağılanmayı kabul ettiler ve kendi keyifleri uğruna yolsuzluklar ve zulümler üzerine kurulu sistemlerinin bekası için halklarına karşı savaştılar.
Yönetimlerini halkın katılımına dayandırmayan Körfez yöneticileri ülkelerinde uzun süreli bir istikrar kuramayacaklardır. Bu belirsizlik ve korku psikolojisi haliyle terörle mücadele adı altında halkına karşı düşmanlarıyla işbirliği kurma girişimleri kendi koltuklarını güvence altına almaya yetmeyecektir.”
Katar diğer haliç ülkeleri gibi tam bir teslimiyetçi politika izlemediği için Kuveyt hariç diğerlerinin hedefi durumunda. Trump hedeflerini saklamıyor. Halkın zenginliğinin ve refahının asıl hedefliyor. Yöneticilerin milyar dolarları Avrupa bankalarında güven altındayken Körfez krizi ile birlikte fakir ve muhtaç ülkelere harcanan bütün kaynaklar ipotek altına alındı. Yakın zamanda çözülmesi beklenmediği gibi gün geçtikçe büyüyen kriz, bölgeyi sosyal ve ekonomik anlamda olumsuz etkileyecek yeni gelişmelere sahne olabilir.

