--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Engelli sporcular için başarıya giden ‘her yol’ mübah değil!..

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
0

Özel (engelli) bireylerin sporu yapıp-yapamama konusu, uygulamalara bakıldığında oldukça önemli bir konu! Yazımızın başlığında, engellilerin sporuyla ilgili gündeme düşen haberler-olaylar belirleyici oluyor. Diğer engel guruplarında olduğu gibi, zihinsel engeli (otizm, down sendromlu vb.) bireylerin spor yaparken İslam’a hassasiyet gösterip gösterilmediği gerçeğine şahit oldukça, ‘Bu kadarda olmaz ki!’ şeklinde hayıflanmaktan kendimizi alamıyoruz. Özellikle performans olarak adlandırılan ‘yarışma’ gruplarda, spor yaparken giydirilen açık-seçik kıyafetler, bayan erkek antrenör uygulaması, kızlı erkekli karma gruplar vb., İslam’da yeri olmayan ve Müslüman kimliğiyle bağdaşmayan birçok uygulamalara şahit olmaktayız. Mantık ve anlayış ‘Bunlar engelli, dini mesuliyet-sorumluluk onlar için geçerli değil!’ gibi, düzmece ve bir o kadar aldatıcı yaklaşım, İslam kültürüyle bezenmiş toplumun ‘ortak değerleri’ üzerinde kıyım-yok olma etkisi oluşturmaktadır, maalesef!..

ENGELLİ BİREYLER SPOR YAPMASIN MI? 

Engelli bireyler dahil, ülkemizde tüm bireylerin spor yapması ve sporun geliştirmesi, anayasal güvence altındadır (Madde-59). Devletin güvence altına aldığı böyle bir süreç, hiç kimseye engelli veya engelsiz bireylerin sahip olduğu dini ve kültürel değerlerini görmeyebilir, anlamına gelmez. Engelli bireylere yönelik, 2000 yılından sonrasına denk gelen süreçte spor yapan birey sayısı ve organizasyonların yaygınlaşması, ulusal ve uluslararası yarışmalarda boy gösterilmesine bağlı olarak, derece yapan birey sayısının da artmasına neden oldu. Hal böyle olunca da, çocuğunun spora katılım göstererek sağlıklı kalma ve sosyalleşmesini arzulayan velilerin beklentileri, zamanla sportif başarılarının artması, sürecin başka bir boyut kazanması üzerinden etkili oldu. ‘Başarıya giden her yol mübah” yanılgısı normal karşılanıp, İslami emir ve yasaklar göz ardı edilmeye başlandı, maalesef. Hırs ve tamaha kapılmak, gayri ahlaki bir ‘atmosferin’ içerisinde yer almak önce bireysel, devamında ise toplumsal bir yıkımı tetikleyebileceği gerçeğini doğurdu…

DÜNYA VE AHİRET KAZANIMI İÇİN…

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor; “Ameller ancak niyetlere göre değer kazanır.” Engelli bir bireyin de iyi sağlığı düşünerek ‘sporla’ başladığı bu yolculuk, zaman oluyor ki ‘dünyalık’ çabaya dönüşüyor. O vakit müminin niyeti, ameliyle çekişir-çarpışır duruma gelir. Sonrası malum. İslam’ın emir ve yasaklarını görmemezlikten ve Müslüman kimliğinden uzaklaşma. “Böyle bir durum yaşanır mı? Durum bu kadar mı hassas!” Evet, bu kadar üzerinde çalışılması gereken, toplumun en önemli yapı ‘taşı’ olan dini inançlarının sarsılmaması, adına ‘spor’ denen, bu denli önemli bir konu. İslami hassasiyet taşıyan ve mütedeyyin olarak tanımlanan kendi insanımızın, dini ve kültürel ortak değerlerine yok etme adına ‘tetiğe’ basacak duruma gelmesi oldukça düşündürücü. Mevki, makam, şan, şöhret gibi dünyalık menfaatlere erişme-kazanma adına ebedi ahiret hayatının yok olmasına neden olacak bu aç gözlülük, doymazlık ve hırsın içinde buldu kendini. Bir an durup “Sportif netice diye -sözde- başarı yolunda, neyi feda ettiğimizi düşünmek yerine, varsa yoksa Müslümanlığımızla bağdaşmayan her türlü başarının ‘sanal’ ve bir o kadar geçici ‘kazanım’ marifet olarak nitelendirmek en akıl ve vicdan açısından, yetmedi, dünya ve ahiret mutluluğu için hayra kapı aralamayacak bir boyuta gelindi. Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü başta olmak üzere, sporumuzu yönetenlerin, üzerinde düşünmeleri-kafa yormaları gereken bir durum. Tek taraflı uğraş ve çaba yetmez, yapılan çalışmalar ve neticeler alınacak radikal kararlar kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor….

İSLAM’IN ŞARTLARINA UYGUN SPOR 

Ama menfaat, ama kişisel çıkar, ama, ama… Söylenen sözün daha iyi anlaşılması için izahı-tarzı örneklerle desteklenmesi durumu söz konusu olmaktadır. Engelli bir bireyin, spor yaparken giyeceği kıyafetten, yapacağı sporun ortamı-süresi-etkisine kadar İslam’ın şartlara uygun olması gerekmektedir. Böyle bir durumda ancak, üstlenilen sorumluluğun yerine getirilmesiyle mümkün olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki; “Üç kişiden sorumluluk kaldırılmıştır: Uyuyandan uyanıncaya kadar, akıl hastalığına duçar olandan aklı başına gelinceye kadar ve çocuktan buluğ (ergenlik) çağına gelinceye kadar.” Mesaj bu kadar açıkken, içine düşülen durum ‘gaflet mi, art niyet mi?’ diye, sormadan edemiyor insan. Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin örnek hayatı bize, engelli veya engelsiz, spor yapan veya yapmayan, her bireyin hayatının her aşamasında inanç, ibadet ve ahlak açısından Müslümanlığın gerekliliğini yerine getirmesinin önem taşıdığı gösteriyor. Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor; “Kur’an, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.” (Neml Suresi-2) Engelli (özel gereksinimli) veya engelsiz, her bireyin inanç, ibadet ve ahlak, kısacası kurtuluşa erişmesi, İslam’la şereflenmesi, hayatının-yaşantısının Kur’an ve Sünnete göre şekillenmesiyle-uyumuyla mümkün. Eğer Müslüman isek, bu şartları yerine getirmemiz boynumuzun borcu değil mi?.?  

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle