--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ruhsuz eğitim ve öğretim yerine..! (3)

İlhan Oral
İlhan Oral
0

Ruhsuz ve nûrsuz eğitim sisteminin tehlikeli ve yıkıcılığı süregelmektedir.

Aslında milletimiz gençliğini engin ruhaniyyeti ve sessiz vakarı ile yetiştirmek istiyor. Milletimiz nice aşılmaz engeli aşarak ibretlik diriliş hamleleri yapmıştır. Tabii milletimiz bilir ve inanır ki “Rabbimiz “ölüden diri çıkarıp yaratmaya Kaadirdir.” Allah hasta kalplere de şifa vermeye Kaadirdir. Yeter ki kul, kul olduğunu hatırlasın. Kendine verilmiş olan nimetleri tefekkür ederek Rabbinin rızası istikametinde yola çıksın. Azim ve kararlılıkla Kur’an rehberliğinde cihada başlasın.

Ben bunlara inanma ve fiilen hizmet etme faziletine erebilme uğruna çalışmaya gayret ettim. Çalıştığım okullarda ve diğer alanlarda alışılmamış uygulamalar yaptım.

Kadıköy İmam Hatip Lisesinin on ikinci sınıflarının birinde hadis dersinden yazılı yapacağım. Hem dolaşıyor ve hem de isim ve numaranızı yazın, diyorum. Ön sırada bir öğrencim, hocam beni yazılı yapmayın, ne olur, dedi. Hayırdır ne var? Hocam ne olur beni af edin. Hocam çok üzgünüm. Sıra arkadaşı da ona katıldı. 

Ben, bir mesele yokken niçin böyle bir teklifte bulundunuz, dedim. Biri yüzünü iki eliyle tutup sıraya kapandı. Hıçkırıkla ağlamaya başladı. Yanındaki arkadaşı da yağmur yüklü bulut gibi bir halde yüzüme bakıyordu. Sana ne oldu, dedim. O da ağlayarak sıraya kapandı. Ben haydi, meseleyi söyleyin yazılıya başlayalım. Bakın arkadaşlarınızı da ağlatacaksınız, dedim. Öğrencilerin ikisi de sırayı gösterdiler. 

Meğer yazılı yapacağım bölümün özetini sıra üstüne yazmışlar. Bu ne, dedim. Kopya hazırlamıştık, dediler. Yazılıdan muaf tutulmalarını istediler. Tamam dedim. Amma ben yazılıyı bitirinceye kadar ağladılar. Yazılıyı bitirdim, kâğıtları topladım. Gelin görün ki, mesele orada kalmadı. Bana defalarca, kendilerini ısrarla cezalandırmamı istediler. Nihayet bir derste, şimdi iyi dinleyin dedim ve devam ettim.

Siz kopya çekmek için hazırlandınız. Ben sıranız üzerindeki yazıları gördüm. Sizi rencide etmek istedim. Çünkü “cezalandırma yerine ıslah daha hayırlıdır.” Siz bu vesile ile haram işleten “emmare nefsi aşıp levvame nefse” yükseldiniz. Haram işlemekten nedametle vicdan muhasebesi yaptınız bir derece daha kazandınız. Devamında geldiğiniz hal “mülhime nefistir.” mübarek olsun. Artık size ne diye ağır söz söyleyeyim? Üstelik böylesi bir olay sizi “ayaklarının altı öpülesi analık makamı namzetleri” pozisyonuna getirdi. Artık siz Allah’a şükredin! Bakın ne oldu? 

Bir gün bu sınıfta ders anlatıyorum. Öğretmen adayı Saffet Köse adında bir stajyerim dersi dinliyor. Yıllar sonra Denizli’ye uluslararası bir sempozyuma davetliyim. Protokol yemek masasındayız. Tam karşımda biri gülümseyerek bana bakıyor. Göz göze geldik. Gülümsedi. Kalktı yanıma geldi. İlhan Oral hocam, dedi ve anlatmaya başladı. Ders anlatıyor, konu ile ilgili bir hadisi şerifi koro halinde ezber için birkaç dakika ayırıyordunuz. Derste altı hadis tamamdı. Bunu nasıl başardınız? 

Ben kısaca anlatacaktım. Yemek geldi. Onu yerine aldılar. Anlatamadım. Saffet Köse bir üniversitede rektör olmuş. Onunla ve daha niceleriyle böylesi yöntem ve uygulamaları müzakere edip genele yaymak ileri düzeyde uyanışa vesile olur.

Uyanış vesilesi, umudum, çok yaygın beklenti olduğu kanaatindeyim. Bu kanaatimi son dönemin genç nesli pekiştirdi. Savunma sanayiinde ki harika gelişme, petrol ve doğal gaz çalışmaları, terörsüz Türkiye gayret ve gelişmesi, özellikle asrın depremi sonunda on bir ilimizin yeniden imar ve ihyası, yerli otomobil üretimi vs…

Bundan önce ülkemizi fakir ve nesillerimizi geri zekâlı tanıtmışlardı!

Ruhsuz eğitim tutmadı. Ruhun etkisi farklıdır…! Esselamu aleykum 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle