Koltuk karşılığı doğalgaz
İsrail Başbakanı Netanyahu, Mısır’la imzalanan doğalgaz anlaşmasını “bayram günü” olarak ilan etti. Siyonist işgalci tarafından çalınarak Gazze şeridinden çıkarılan Filistin halkına ait olan gazı, Mısır ve Ürdün’e, belki de diğer Arap ülkelerine satıyor.
Mısır hali hazırda yılda yaklaşık 12 milyon ton yakıt sıkıntısı yaşıyor.
Daha önceleri Hüsnü Mübarek döneminde Mısır gazı İsrail’e olması gereken değerin çok altında bedavaya denk gelen bir fiyat ile satılıyorken, şimdilerde Mısır, Filistinlilerden gasb edilen gazı olması gereken fiyattan çok yüksek bir bedel ile satın almaya başladı. Her hâlükârda kazanan taraf işgalci oluyor. Sisi’nin darbeci hükümeti, geçen ay keşfedilen Delta bölgesindeki İskenderiye şehri ve Port Said kentlerindeki en büyük gaz yataklarının açılışı sırasında; 2018 yılında doğalgaz kaynaklarının kendilerine yeteceği hatta fazlasını ihraç edecekleri sözünü vermişti. Böylece Mısır gazı ve petrol ticareti ile bölgesel bir merkez haline gelecekti. Fakat Mısırlı yetkililerin İsrail ile bir süredir devam eden görüşmeleri sonucunda geçen Pazartesi günü önümüzdeki on yıl boyunca 15 milyar dolar değerinde ve 64 milyar metreküplük gaz satın alınması ile ilgili antlaşma imzalandı.
Anlaşma ile birlikte ayrıca Mısır karasularının Kıbrıs ve Yunanistan’a nispetle gaz yataklarına daha yakın olmasına rağmen karşılıklı deniz sınırlandırması antlaşması yaparak gaz alanlarını İsrail’in kontrolünde olan ülkelerin lehine çekilerek gaz yataklarını satmış oldu.
Gözlemciler İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bu anlaşmayı “bayram günü” olarak nitelemesinin kendisi açısından doğru olduğunu ifade ediyorlar. Çünkü Netanyahu oğlu ve yakınlarının karıştığı yolsuzluk davaları ile başının dertte olduğu ve yaşadığı siyasi kriz nedeniyle koltuğunun tehlike altında olduğu bir dönemde Mısır ile yapılan gaz anlaşmasının kendisi açısından bir can simidi olduğunu belirtiyorlar.
Arap ülkeleri konusunda uzman gazeteci-yazar Samir Hasaneyn, Netanyahu hükümetinin karşılaştığı ve üstesinden gelmesi için kendisine ciddi yardımı dokunacak bu anlaşmadan ekonomik ve politik kazanımlar elde ettiğini teyit etti.
İsrail bu satış karşılığında birçok bedel ödemeye hazırdı aslında. Çünkü bu antlaşmanın ekonomik boyutunu aşan çok tehlikeli bir hedefi var. Nitekim halk açısından gaz önemli bir tüketim maddesi olması hasebiyle doğrudan kitlelerin hayatına dokunan bir yönü var. İsrail ile Arap ülkelerinin ilişkilerini normalleştirmesi sonrasında halkın da kendilerinin refahı için İsrail ile barışmasına yönelik çok önemli bir adım olarak görülüyor.
Güvenlik uzmanı Abdulmuiz Şarkavi, ‘Sisi bu anlaşma ile kendi koltuğunu sağlama almak karşılığında sadece Mısır’ı değil bütün bölgenin güvenliğini tehlikeye atan adımlar atıyor’ dedi. Daha önce Mısır’a ait olan Tiran ve Sanafir adalarının Suudi’ye karşılıksız olarak hediye edilmesi İsrail’in güvenliği açısından önemli bir katkı sağlıyor. Zira uluslararası sularda geçiş için Mısır’dan izin alınması gerekirken adaların teslimi sonucu artık geçiş izni alınması gerekmiyor.
İsrail’in güvenliğini sağlamak amacıyla Birleşik Arap Emirliğinin ABD ortaklığında başlattığı tiyatro Sisi’nin hamleleriyle daha fazla güvence altına alınmaya çalışılıyor. Sisi’nin karşısına çıkan ilk aday Ahmed Şefik’i BAE’ye çağırıp diskalifiye etmelerinin ardından Sisi’nin koltuğunu gerçek anlamda sarsacağı düşünülen emekli General Sami Anan gözaltına alındı.
Bütün bu yaşananlar Sisi’nin İsrail’e hizmette sınır tanımadığı izlenimini veriyor. Sisi’nin medyası bu antlaşma ile Türkiye’ye darbe vurulduğunu ve İsrail’in gaz satışı için Türkiye’ye mahkûm olmadığı için sevinç çığlıkları atıyorlar. Sisi’nin bu dereceye varan sadakatiyle ülke tamamen MOSSAD’ın eline geçmiş durumda. İsrail Sisi’nin koltukta kalması garantörlüğü karşılığında İslam ülkelerinin ulusal güvenliğini ve kaynaklarını tehlikeye atmaktan çekinmiyor.

