İsrail’in Arkasındaki Askeri ve Ekonomik Güç; Amerika
ABD bir asırdır İsrail’i Filistinlilere karşı işlediği suçları ve hak ihlallerini haklı çıkarmak, uluslararası siyasi konularda sadece desteklemek ile yetinmedi. Son 70 yılda Washington’un Tel Aviv’e sağladığı ekonomik ve askeri destekler başka hiçbir ülkeyle karşılaştırılamayacak düzeye çıktı.
1948’den 2017’ye Filistin’in işgal süresince ABD’nin İsrail’e desteği resmi verilere göre 130 milyar dolara yaklaşırken, gayri resmi tahminler bu meblağın 270 milyar doları aştığını gösteriyor.
Washington’un, Tel Aviv’in Ortadoğu’daki askeri ve ekonomik üstünlüğünü sürdürme konusundaki çabalarına ek olarak böylesine büyük destek vermesindeki en önemli faktör, ABD yönetiminde karar verici mekanizmanın etkin İsrail lobileri olduğunu gösteriyor.
İsrail’e verilen destek Amerika’nın beklentilerini şu ana kadar boşa çıkarmadı. Nitekim Dünya Bankası verilerine göre, Tel Aviv’in gayri safi yurtiçi hasılası 1960 ile 2016 yılları arasında 140 kat artışla 317 milyar dolara ulaşarak sanayi bakımından zengin ülkeler sınıfına dahil edildi. Dünya Bankası’na göre; Tel Aviv’deki kişi başına düşen ortalama yıllık gelir, Güney Kore ve İspanya’yı geçerek 36.810 dolar seviyesine ulaştı.
ABD’nin desteğiyle 2001 ile 2008 yılları arasında Tel Aviv, dünya çapında 9.9 milyar dolar değerinde askeri ekipman satışı gerçekleştirerek dünyadaki yedinci en büyük silah ihracatçısı konumuna yükseldi. Sadece 2015’te İsrail 5,7 milyar dolar değerinde askeri teçhizat ihraç etti.
15 milyar dolarlık yıllık askeri bütçeye sahip olan işgalci İsrail ordusu, İngiltere merkezli “IHS” (Uzay, Savunma ve Güvenlik Danışma Kurumu) sınıflandırmasına göre, Türk ordusu ve Suudi Arabistan’ın ardından Ortadoğu’da en güçlü ordu olarak kabul ediliyor.
ABD Kongre Araştırma Merkezi verilerinde, İsrail’in kuruluş tarihi olan Mayıs 1948’den Aralık 2018 yılına kadar İsrail’e ABD desteğinin ayrıntılı ve niteliksel dökümü yıllara göre mevcuttur. Bu rakamları incelemeye tabi tuttuğumuzda, genel mali destek içinde İsrail ordusuna verilen toplam yardımın % 71,4’lük bir oranın orduyu güçlendirmeye tahsis edildiğini görüyoruz. İşgalin ilk on yılında verilen yardım 500 milyon dolara denk gelirken, işgalin arttığı 1967’den sonraki yıllarda oranın on iki kat arttığını görüyoruz. Geçtiğimiz son on yılda resmi rakamlara göre destek miktarı 30 milyar dolara ulaşmış durumda. Resmi rakamlar böyle gösterse de aslında İsrail’e yönelik askeri kaynak desteği 2000-2010 yılları arasında 54 milyar dolara ulaştı. Resmi rakamları esas alsak dahi ABD’nin İsrail’e verdiği yıllık askeri yardım oranı, işgal devletinin toplam savunma bütçesinin yaklaşık % 18,5’ine denk geliyor. Ayrıca ABD Kongresi, 2008’den itibaren ABD’nin yürütme organından her iki yılda bir “İsrail’in komşu ordulara karşı nitel askeri üstünlüğünü korumak” üzerine düzenli rapor sunumu istedi.
ABD Kongresi’nin işgal altındaki Filistin topraklarındaki yeni Yahudi mültecilerin yerleşimini teşvik etme amacıyla son yedi yıl boyunca 715 milyon dolarlık destek sağladı. ABD yıllık yardım bütçe rakamları gözden geçirilince, İsrail tarafından alınan fonların ABD’den tüm yardım alanlar arasında ara farkla en yüksek seviyede olduğunu göstermektedir.
ABD’nin İsrail’e desteği, kongre tarafından onaylanan miktarlarla sınırlı değil elbette. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre; eğitim, sağlık, nüfus artış desteği, tarım ve altyapının doğrudan finanse edilmesini içeren ekonomik destek paketleri de mevcut. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri kişi başı her İsrailli işgalciye yılda 500 dolarlık bir mali destek veriyor. Başka bir deyişle, Amerikalı vergi mükellefleri İsrail’e günde 11 milyon dolar veriyor.
Başından bu yana ABD’nin işgal gücü İsrail’e büyük destek akışının nedenleri konusunda analistler İsrail ekonomisinin bölgedeki değişkenliklere, özellikle de güvenlik krizlerine ve savaşlara hızlı tepki verebilecek derecede güçlü kalmasını ve etkilenmemesini gerekçe olarak gösteriyorlar. Bu yüzden Amerika’nın Ortadoğu’daki caydırıcı gücünü devam ettirebilmesi için ekonomik olarak Tel Aviv’i desteklemesi kendi çıkarına olacaktır. Askeri olarak da bölgeyi etkileyebilecek gelişmiş bir silahlı güce sahip olmak Amerika Birleşik Devletleri’nin çıkarları açısından son derece önemlidir.
Kaynak: alkhaleejonline.net

