İran’ın rakiplerini alt etme taktikleri
Köklü bir geçmişi olan “Satranç” oyunu “Kralların oyunu” olarak da bilinir. İran›ın bölgedeki siyasi ve askeri hamlelerini takip edenler İran’ın muhaliflerini zayıflatmak ve rakiplerini Orta Doğu’dan tahliye etmek için büyük güçleri zekice kullandığını gayet iyi bilirler. Siyonist gazeteci Michael Oron’un dediği gibi, “İranlılar satrancın mucididir ve bu oyunu birkaç farklı yöntemle nasıl oynayacaklarını çok iyi bilirler.”
İran, Taliban’ı yok etmek için ABD ordusunun filolarını Afganistan’a taşıdı. Aynı şekilde Irak’taki düşmanı Saddam Hüseyin’den kurtulmak ve Arap Körfezi’ne açılmak için ABD’nin işgali için sebepler var etti. Ayrıca IŞİD’in yapılanmasını sağlayarak Irak ve Suriye’deki Sünni bölgelere yerleşmelerine göz yumdu. Ardından, Washington ve Moskova’yı IŞİD’i ortadan kaldırma gerekçesiyle getirtip elbirliğiyle Sünni halkları, yaşadığı bölgeleri başlarına yıkarak topyekûn yok etti. Görev sona erdikten sonra, milislerine Irak’ta bulunan Amerikan birliklerine saldırma işareti verdi.
Yemen’de Husi milisleri aracılığıyla ülkeyi kontrol ettikten sonra bölgedeki Şii azınlıkları tamamen etki alanına almaya çalışıyor. Bahreyn’deki başarısız darbe girişiminin arkasındaki güç İran Devrim Muhafızlarıydı. İran, kontrol gücünü bütün Orta Doğu’ya zorla dayatmaya çalışıyor. Önümüzdeki Lübnan seçimlerinde, Cumhurbaşkanı Michael Avn’un yardımıyla yeni seçim sistemine ilişkin yasanın çıkarılmasıyla birlikte Hizbullah’ın meclis çoğunluğunu elde ederek Lübnan devleti üzerindeki kontrolüne şahit olacağız.
ABD eski Başkanı Barack Obama’nın yönetimi sırasında İran, uluslararası toplumu tatmin edecek bir nükleer anlaşma elde etmeyi başardı. Böylece tüm kirli işlerini uluslararası sistemin zırhına bürünerek yerine getirmesine izin verilirken aynı zamanda üzerine dayatılan kuşatmayı hafifleterek aynı anda birkaç dosya üzerinde oyunu kendi lehine çevirme kabiliyetine sahip olduğunu ispatladı.
İran bomba yapmak için uranyum zenginleştirilmesinde kullanılan nükleer reaktörlerini bombalanması tehdidine boyun eğmeyerek, Avrupalı ve Batılı şirketler ile büyük anlaşmalar yoluna gitti. Yapılan anlaşmaya göre yaptırımların kaldırılması sonucunda devasa meblağlar alacak. Ayrıca hiçbir Batılı yetkili, İran’ın ülkesine yaptığı yatırımı çekme ihtimali nedeniyle İran’ı tehdit edemiyor.
İran, Arap dünyası ile oyununda Batı ile oynamak kadar iyi bir kabiliyete sahip. Barack Obama döneminde iyi bir nükleer anlaşma gerçekleştirip Washington’la yakınlaştı. Obama sonrası Orta Doğu’daki rolünü sürdürmek için ise Donald Trump’tan uzaklaşarak bu kez Rusya ile ilişkilerini güçlendirdi.
İsrail’in günlük yayınlanan Israel Hayom adlı gazetesinin raporuna göre; Tahran ve Beyrut’u, Şam, Irak ve Körfez’i birbirine bağlayan Suriye’deki bu gelişmeler esasında İran’ın temel çıkarlarına hizmet etmektedir. Fakat yeterli Şii nüfusun yokluğu nedeniyle İran büyük bir meydan okuma ile karşı karşıya. Bu yüzden Sünni çoğunluğu Suriye’den temizlemek ve aslında bir Şii fraksiyon olan Alevilerin egemenliğini güçlendirmek için çalışıyor. Yerinden edilen veya katledilen Sünnilerin yerine farklı bölgelerden Şii nüfusu taşıyarak boşluğu dolduruyor. Bu hedefine ulaşmak için demografik yapıyı tamamen değiştirme pahasına hatta Afganistan ve Pakistan’dan Şii grupları Suriye’ye yerleştiriyor. Önce Halep, şimdi de Doğu Guta’da yoğun bombardıman ve sonrasında tahliye süreci bunun en belirgin örneği. Bu hedeflerini gerçekleştirirken İranlılar Suriye’deki savaşta Moskova’nın her türlü himaye ve desteğini alma karşılığında Rusya’ya ülkedeki askeri varlığını koruma hakkı verdiler. Öte yandan İran›la olan ekonomik ilişkileri sayesinde, Avrupalılar Suriye’deki etnik temizliği finanse ediyor, kendisine ve milislerine karşı kovuşturma olmaksızın dokunulmazlık sağlıyorlar.

