--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Filistin Meselesinde Son Dönemeç

Muharrem Güneş
Muharrem Güneş

Önümüzdeki iki hafta Filistin meselesi açısından çok kritik bir süreç olacak. Nitekim 14 Mayıs’ta ABD elçiliğinin Kudüs’e taşınma planları için yoğun diplomasi çalışmaları yürütülüyor. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Suudi Arabistan ile başladığı ziyaret planında üç ülke bulunuyor. Suudi Arabistan ziyareti sonrası İsrail’e geçen Pompeo’nun son durağı ise Ürdün olacak. Üst düzey İsrail haber kaynaklarında İsrailli bir siyasetçiden verilen bilgiye göre Washington elçiliğinin Kudüs’e taşınmasından sonra ABD yeni bir “barış planı” başlatacağını açıkladı.

Planın ne şekilde ve nasıl açıklanacağı ile ilgili kesin bir bilgi verilmezken Batı basınında geçtiğimiz aylarda planın detayları hakkında birtakım haberler yayınlandı. Sızan bilgilere göre İsrail’in işgal altındaki Filistin bölgelerinden çekilmesine karşılık Kudüs’ün tamamen İsrail’in başkenti olarak tanınması ve Batı Şeria’daki yerleşim bölgelerinin İsrail’e ilhak edilmesi de dahil olmak üzere Filistin meselesinin tasfiyesini amaçlayan “Yüzyılın antlaşması” adı altında bir proje yürütülüyor.

ABD’nin bu planı uygulamasında en büyük güvencesi Suudi Arabistan yönetimi.

İsrail medyasına göre; Suudi Prensi Muhammed bin Salman’ın 27 Mart’ta New York’taki Yahudi lobilerinin başkanlarıyla yaptığı görüşmenin bir bölümünü yayınladı. Kanal’a göre bin Selman Yahudi heyetine şunları söyledi: “Son 40 yıl boyunca Filistin liderleri sürekli olarak fırsatları kaçırdı ve sunulan tüm önerileri reddetti. Filistinlilerin sunulacak teklifleri kabul etmeleri ve müzakere masasına oturmalarının zamanı geldi, aksi takdirde şikâyet etmekten vazgeçecek, seslerini kısacaklar. Ayrıca Filistin meselesi, Suudi hükümetinin veya Suudi halkının önceliklerinden biri değil. İran meselesi gibi ele alınması gereken diğer acil ve önemli konular var.” 

1948 İşgal altındaki topraklarda yasaklanan İslami hareketin başkan yardımcısı Şeyh Kemal el-Hatip, “Suudi Arabistan’ın Kudüs hakkındaki pozisyonunu desteklemek ve propagandasını yapmak için bazı Selefi hareketlere mensup tanınmış şahsiyetlere milyonlarca dolar para aktarıldığını” belirtti.

“Bu miktarda bağış neden ve niye şimdi? Bu bağışın bedeli nedir?” gibi bazı sorular sorulmaya başlandı.

150 milyon dolar miktarındaki bu para kurumlara ve müesseselerde harcanmak üzere değil, bizatihi önemli mevkilerde bulunan şahıslara dağıtılmıştır. Bu para siyasette bir ağırlık oluşturmak ve sus payında kullanılmak üzere kirli bir zemin oluşturmak hedeflenmiştir.

Suudi bağışı, özellikle Suudi Arabistan’ın Ürdün’ü saf dışı bırakarak Kudüs yönetiminde etkin olma çabaları olarak yorumlanıyor.

El Aksa Camii’nde eski vaaz ve rehberlik idaresi başkanı Şeyh Raed Da’na, Kudüs’e ve Mescid-i Aksa fonuna ayrıldığı iddia edilen milyonlarca dolarlık bağışın Kudüs halkına ve Aksa’nın murabıtlarına asla ulaşmadığını belirtti. Da’na “Aksa tüm Müslümanların kalbindedir. Suudi Arabistan’dan ve diğer ülkelerden paraya ihtiyaç duymamaktadır. Eğer Kudüs’e yardımcı olmak istiyorlarsa öncelikle işgale ve bozgunculuk yapan işgalci Yahudi yerleşimcilere karşı onurlu bir duruş ortaya koysunlar” dedi.

Son günlerdeki bu hareketlilikle birlikte İsrail ve Körfez ülkeleri, özellikle BAE ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler ve temaslar artık sır değil. Aksine bu ittifak kamuoyuna yansıyan sızıntılar ve çeşitli ifadeler ile daha da netleşmeye başladı. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu İsrail’in ılımlı Sünni Arap devletleri ile stratejik ilişkileri bulunduğu yönündeki açıklamalarına ek olarak “İslami terörizm” karşısında Suudi Arabistan ile ilişkileri güçlendirmek için siyasi birlik çağrısında bulunmuştu.

Netenyahu’nun çağrısına ve planına Suudi ve BAE veliaht prensleri anında karşılık verdiler. “Bölgedeki terörizmi (Hamas, İhvan ve İran) sona erdirmek için İsrail’in teknolojik gücünden yararlanmak ve yönetimi ile iş birliği yapma zarureti” yönündeki açıklamaları bu ülkelere İsrail’in işgal planını uygulamak ile vazifeli ileri karakolu işlevini kazandırmış vaziyette.

 

Muharrem Güneş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle