Batı bildiğiniz Batı!
İki gündür Duma’da gerçekleştirilen katliamın sorumlularını tespit etmek için toplanan BMGK oturumunu izleyenler tam anlamıyla bir tiyatro sahnesine şahitlik etmişlerdir. Karar almama üzerine kurulu bir mekanizmadan ne bekleyebilirsiniz? Günlerce konuşulan hayati derecedeki önemli bir mesele hakkında, somut adım atılmaması için sadece daimî bir üyenin vetosu yetiyor. Nitekim Rusya’nın vetosu, toplantıyı sadece karşılıklı atışmanın bir adım ötesine taşımadı. Güvenlik Konseyi, kimyasal silah kullanımının gerçekliğini araştırmak ve kimin sorumlu olduğunu belirlemek için bir komisyon göndermeye karar veremeyecekse, Suriye’de siyasi geçişi sağlamak için Cenevre Bildirgesi ve Güvenlik Konseyi kararlarını uygulamak için gerekli mekanizmalara nasıl sahip olabilir?
İngiltere ve Fransa gibi Batılı ülkeleri yanına alan Trump’ın derdi gerçekten Esed’e gerçek bir darbe vurmak olabilir mi?
Amerika’nın ve bazı Batılı ülkelerin Guta’da kimyasal silah kullanımına tepki gösterme tehditleri, yedi yıldan bu yana Suriye’de katledilen ve yurtlarından olan mağdurlara yardımcı olmak, onları bu zulümden kurtarmakla ilgili değil. Sonuçta, sadece kararlaştırılan hedeflere yönelik göstermelik bir füze saldırısı olacak. Suriye gerçeğinden ya da rejiminin suçlarından hiçbir şey değiştirmeyecektir. Batı bildiğiniz Batı! Dertleri rejimin düşmesi değil, savaşı uzatmak ve savaşın nihayetine doğru kendi çıkarları ve işgalci İsrail’in güvenliğini merkeze alacak köşe kapmaca müdahalelerde bulunmak. Başından beri aynı Amerikan-Siyonist stratejisi Suriye devriminin “militarizasyonu” ve tarafların zayıflatılarak İsrail’in tek hâkim güç haline getirilmesidir. İsrail evvelki gün rejimin ve İran’ın kontrolündeki Tayfur havaalanını bombaladı. 7 İran devrim muhafızının da aralarında olduğu 14 rejim askerinin ölmesine rağmen İran tarafında herhangi bir tepki olmadı.
Liberman, Golan Tepeleri yakınındaki bir İsrail askeri karargâhtan yaptığı açıklamada, “Suriye’de kim olduğunu bilmiyorum, Tayfur havalimanına kimin saldırdığını da bilmiyorum” dedi. Tabii ki samimi değil. Liberman da Duma’da kimyasal suçuna karşı bilmezlik ayağına yatan Rusya, İran ve Esed’in kullandığı dilin aynısını kendilerine karşı kullanıyor. Fakat nedense her zamanki gibi fiili bir karşı tepki yok!
ABD savaşı uzatma siyasetinin bir parçası olarak Suriye rejimini sadece bir süreliğine kısıtlayıcı bazı darbeler vuracaktır. El Cezire televizyonuna konuşan askeri ve strateji uzmanı Me’mun Abu Nawar, ABD’nin Suriye’ye yönelik askeri bir saldırı ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti. Çünkü bunun yapılmaması, Trump açısından bir felaket olurdu ve dünya çapında güvenilirliğini yitirmesine yol açabilirdi.
Yapılacak askeri operasyon, Amerika başkanı ve yönetimi için Suriye’deki kırmızı çizgileri yeniden çizmek açısından önemlidir. İran, Rusya ve hatta Kuzey Kore gibi küresel rakiplerine karşı bu tür kimyasal saldırıları tolere etmeyeceklerine dair tam bir caydırıcılık ve gelecekteki olası saldırıları durdurmak için güçlü bir mesaj verilecektir.
Buna karşılık, Rus siyaset analisti Andrei Ontikov, Moskova’nın bir Rus askerinin dahi hayatına mal olabilecek kırmızı çizgiler çizdiğini ve bu çizgilerin kimse tarafından aşılamayacağına inanıyor. Öyleyse hangi noktaları hedefleyebilirler? Özellikle Humeymim ve Tartus üsleri başta olmak üzere rejimin karargâh bölgesi Şam›ın, Rusya’nın koruması altında olması, ABD’nin bombalamasının önemli noktalara yönelik değil, tamamen sembolik olacağını işaret ediyor.
Amerika ve Batı’nın merhametine güvenen yüreği yanan bazı Suriyelilere seslenen yazar Yasin Zaatire önemli bir konuya dikkat çekiyor; ABD’ye akıl verircesine uçakların Şam’a kadar gidip rejimin sarayını ve askeri karargahları bombalamasını arzu etmesinin vakıada hiçbir karşılığı yoktur. Yardıma çağırdığınız Amerika, İran rejiminden sonra yıllar boyunca çekilen acıların sebebidir. Muhaliflerin etkili silahlara ulaşmasını önlemek için herkes üzerindeki baskıyı artıran ABD sistemi, seçimini rejimin devamından yana kullandı, savaşın ve acıların bitmesine yönelik değil…

