--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

BAE’nin Libya ve Somali’yi karıştırma çabaları

Muharrem Güneş
Muharrem Güneş

Batı ve BAE destekli Libya’nın darbeci generali Hafter sahnesinin kapanması sonrasına, B planı hazırlıkları yapılıyor.

BAE, Libyalı nüfusun yoğun yaşadığı Tunus’taki 24 ilde “Libya’nın Mandelası” adında bir dergi dağıtarak devrik lider Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfulislam Kaddafi’nin başkanlık adaylığını destekleyen reklam kampanyası başlattı.

Geçen cuma günü Libya medyasının ani bir şekilde ölüm haberinin paylaştığı Hafter hakkındaki sır perdesi henüz aralanmadı. Bazı haber kaynakları bazı videolar yayınlayarak hayatta olduğunu ispatlamaya çalışsa da birçok haber ajansı Hafter’in görevinin başına dönemeyeceğini belirtiyor. Şu ana kadar hayatta olup olmadığına ve öldüyse nasıl öldüğüne dair net bir bilgi yok.

Fakat emperyalist güçler, hesabına çalışanları belirli bir süre çıkarlarına hizmet ettirdikten sonra daha kullanışlı birini bulunca kullanma tarihi bitenleri, hazin bir şekilde ellerinden çıkarıyorlar. 

Bu bağlamda, siyaset analisti Abdüsselam el-Racihi, “Hafter’in ani bir şekilde kaybolmasının ardından öne çıkan bazı isimlerin Hafter’in koltuğuna oturabileceğine yönelik beklentilere rağmen henüz ortaya çıkmaktan korktuklarını, çünkü ülke üzerinde çıkarları olan aktörlerin boşalan yönetim krizini aşmak için uygun bir halef bulmak için her zamankinden daha fazla gayret gösterdiklerini belirtiyor.

Özellikle Mısır ve BAE olmak üzere Hafter’i destekleyen ülkeler, kendi çıkarlarına sürdürmek için büyük miktarlarda paralar harcıyorlar. Mısır, Libya’nın doğu bölgesinde kurduğu nüfuzu kaybetmek istemeyecek, BAE ise başta Akdeniz olmak üzere, bölgede kurduğu askeri üs ve sıra sıra liman kazanımlarını sürdürmek isteyecektir.”

Muammer Kaddafi’ye karşı savaşarak ülkenin yönetimini devralan devrimci güçlere karşı darbede öncü rol üstlenen BAE, Hafter’in en büyük destekçisi olmuştu. Şimdilerde hepsinin menfaatlerini koruyacak uygun kişinin bulunamaması ihtimalinde Mısır ve BAE’nin üçlü bir askeri koalisyon kurarak, ülkenin doğusunu aralarında paylaşabilecekleri belirtiliyor. Özellikle petrol kuyularına hâkim olmak isteyen güçler ve bazı büyük kabileler arasında önümüzdeki günlerde büyük çatışmaların çıkabileceği belirtiliyor. 

BAE’nin Somali’yi Sömürme Girişimleri

BAE ve Somali arasındaki ilişkiler son iki ay içinde hızla bozuldu. BAE’nin uluslararası liman işletmesi DP World ile Somali Liman Bölgesi Özerk Yönetimi ve Etiyopya arasında tek taraflı olarak ilan edilen bir anlaşma Somali hükümetini kızdırmıştı. Bypass edilen hükümet yetkilileri Abu Dabi yönetimi ile ilişkilerini düşük seviyeye düşürmüş, ülkesinin saygınlığını ihlal ettiği ve saldırıda bulunduğu gerekçesiyle BM’ye şikâyette bulunmuş Dubai şirketlerinin ülkeye girişini yasaklamıştı. Vesayet altında olmayı kabul etmeyen Somali hükümetinden intikam almaya çalışan Dubai yönetimi de boş durmamış, geçen pazar günü BAE’den Somali’ye, gelen uçakta ülkeye yasa dışı yollardan sokmaya çalışılan 10 milyon dolara yakın nakit paraya el konmuştu. Paranın Somali hükümetini devirmek için muhalif güçlere dağıtılmak üzere ülkeye getirildiği söyleniyor. Yayınlanan bazı araştırmalarda BAE destekli Somali Land özerk bölgesinin kontrolünde bulunan Barbera merkezli üç bin kişilik paralı asker birliği kurduğu ve eğittiği belirtiliyor. Ayrıca BAE, finansal destek vererek kurduğu ve Somali’de her gün ücretsiz 300 vaka kabul eden Şeyh Zayed Hastanesi’ni kapattı. 

Tabi hiçbir ülke, uluslararası çıkarlar, ekonomik, kültürel ve tarihsel çıkarları olmadan başka bir ülkeye, hatta insani yardım dâhil olmak üzere ücretsiz yardım sağlamaz. Abu Dabi yönetimi bazı yardımlar karşılığında ülkede ciddi stratejik noktaları ele geçirmişti.

Ülke yöneticilerini tam anlamıyla kontrolü altına alamayacağını anlayan Abu Dabi yönetimi Mogadişu yönetimini Müslüman Kardeşler hareketine bağlı olmakla suçladı ve sözde teröre karşı savaşında hükümete askeri eğitim desteği projelerini durdurduğunu açıkladı.

Hesaplarına ters düşen her kesimi “İhvancı” veya “Hamasçı” gibi etiketlerle yaftalayan bu zihniyet, son olarak Kuveytli ünlü Kur’an hafızı ve sanatçı Meşar Al-Afasi’yle Dubai’de yaptıkları görüşme yapması sonrası Afasi, İhvan ve Hamas hareketlerini terör ile suçlayıp, bu hareket mensuplarının temizlenmesi gerektiği konusunda başlatılan kampanyaya öncülük yapmaya başladı.

Paranın gücüyle satın alabildiğini kendisinin ve Batı’nın menfaatine kullanmaya çalışan BAE bulduğu her açığı değerlendirmeye devam ediyor.

 

Muharrem Güneş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle