ABD’nin yeni ordusu “Öcalan Kürtleri”
Türkiye ordusu Suriye’de Esad muhalifi yerel halktan oluşan Özgür Suriye Ordusu birlikleriyle Afrin’e askerî harekât başlattı. Afrin’de yaklaşık on bin kişilik ABD destekli PYD-SDG askeri birlikleri bulunuyor. Bazı uluslararası haber ajansları, harekâtı Kürt halkına yönelik bir askeri operasyon olarak yaymaya çalışıyor. Her türlü desteği arkasına alan YPG güçleri de bu dezenformasyonu yaymaktan geri durmuyor. ABD her ne kadar Suriye içinde desteklediği örgütün PKK ile hiçbir ilişkisi olmadığı iddia etse de resmi sözcülerin açıklamaları dahi bu iddianın yalan olduğuna yeterli bir kanıttır. Kendilerini SDG (Suriye Demokratik Güçleri) olarak isimlendiren bu örgütün ne kadar “demokratik” olduğunu resmi sözcülerinin açıklamalarından ve resmi sayfalarındaki bilgilerden anlamak yeterlidir. Silahlı örgütün gerek Türkiye’ye ve askerine gerek Suriye içinde mücadele eden mutedil İslami gruplara hangi gözle baktığını anlamak açısından bizzat kendi ağızlarından yapılan açıklamalara göz atmak son derece önemlidir. Zira bu açıklamalar Afrin operasyonunun temel gerekçesini oluşturan ve Türkiye sınırında ciddi bir silahlı güç oluşturan bu örgütün içerideki destekçileri ile Türkiye’nin ve bölgenin güvenliğini ne derece tehlikeye attığının anlaşılmasına yardımcı olacaktır.
SDG-YPG basın ofisi müdürü Mustafa Bali, El Cezire, BBC, Al-Hadas vb.TV’lere canlı yayında yaptığı açıklamalarda Türkiye’yi “işgalci teröristler” olarak tanımlayarak, Türkiye’nin IŞİD ve El-kaide gibi terör gruplarını silahlandırıp Suriye’ye yerleştirdiğini, kendilerinin ise ABD öncülüğünde koalisyon güçleri ile birlikte bu terör gruplarını bölgeden temizlemek amacıyla “özgürlük mücadelesi” verdiklerini iddia etti. ABD’den aldıkları silahlı destekle yaklaşık doksan ülkenin üyesi olduğu terörizm karşıtı koalisyon’un resmi üyesi olduklarını ve uluslararası anlamda tam meşruiyete sahip olduklarını ifade etti. Ayrıca ciddi anlamda eğitimli askerlere ve silah mühimmatına sahip olduklarını, “YPG Kobani ve Telabyad’da nasıl başarılar elde ettiyse, Afrin’in de Türk ordusuna ve paralı askerlerine(!) mezarlık olacağını” söyleyerek tehditler savurdu.
Türkiye’nin hâlihazırdaki hükümetinin Müslüman Kardeşler hareketinin (İhvan) Türkiye kolu olduğunu iddia eden Bali, Mısır’da nasıl başları ezildiyse, Tunus’ta nasıl iktidardan uzaklaştırıldılar, birçok ülkede bastırıldılar ise Suriye içinde de İhvan’ın başarılı olmasına, İhvan projesinin büyümesine asla izin vermeyeceklerini söyledi. Suriye’de rejime ve arkasındaki güçlere karşı savaşan grupları “İslamcı terörist gruplar” olarak nitelendirerek dindar gruplara karşı tutumlarını açıkça ortaya koydu.
Rusya’nın Afrin’den çekilerek Türkiye’nin yanında yer aldığı iddiasını reddeden SDG yetkilisi ABD ile olduğu gibi Rusya ile de çok iyi ilişkiler içinde olduklarını söyledi. Moskova ve Washington’dan gelen gözlemciler eşliğinde Kuzey Suriye’de bir eyalet seçimi yapıldığını ve ABD’nin desteğiyle Rakka’dan IŞİD’in tahliyesi sonrası fiili olarak Suriye topraklarının yüzde kırkına hâkim olduklarını belirti. Türkiye karşıtı bazı haliç ülkeleri ve bölge yönetimlerinden destek aldıklarını da inkâr etmeyen SDG basın ofisi müdürü Mustafa Bali, Türkiye hükümeti karşıtı herkes ile ilişki içerisinde olacaklarını belirtti.
Her fırsatta Öcalan’ın fotoğrafı önünde boy gösteren örgüt, resmi sayfalarındaki beyanatlarında kendilerini “Öcalan Kürtleri” olarak tanımlamaktan da çekinmiyor. Irak’taki Erdoğan yanlısı Kürtlere (dindar Kürt gruplarına) asla benzemediklerini; gerek Türkiye içindeki PKK gerek sınır ülkelerdeki diğer kardeş örgütleri ile birlikte İslamcı hükümetlere karşı durup ülkenin geleceğinde söz sahibi olacaklarını iddia ediyorlar. Erdoğan ülkesinin istikrarını istiyorsa kendileri ile işbirliği yapıp, düşmanlık yapmaktan vazgeçmesi gerektiğini belirten sözcüler, daha önce bazı militanların Ankara ve İstanbul’da eylem yaptığını ve bunu tekrar yapabilecek güçte olduklarını belirterek tehditler savurmaya devam ediyorlar.

