Mavi Vatan’ı, Gök Vatan’ı savunduğumuz gibi Siber Vatan’ı da savunmalıyız
Mavi Vatan’ı, Gök Vatan’ı savunduğumuz gibi Siber Vatan’ı da savunmalıyız
MUHAMMET KUTLU
Eski FBI çevirmeni, ulusal güvenlik muhbiri olduğu söylenen İran doğumlu, Türkiye’de büyümüş, ABD’ye gidip evlilik yoluyla Amerikan vatandaşı olmuş bir kadın, son zamanlarda Youtube kanalı ve sosyal medya üzerinden, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlığıyla fazlaca ilgileniyor.
FBI’da yaklaşık bir yıl çevirmen olarak çalıştığı bilinen, bu kısa süreli çalışmayı kendisine esrarengiz bir hava katmak için kullanan bu şahıs, son dönemde sürekli olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağır hasta olduğunu, hatta komaya girdiğini, hatta ve hatta ölmüş olabileceğini pompalayıp duruyor.
Türkiye’ye karşı alçakça dezenformasyon faaliyeti yürütüyor.
Adı lazım değil bu kadın, geçtiğimiz hafta bu tür dezenformasyon faaliyetini daha da artırarak, geçtiğimiz Cuma günü namaz çıkışında gazetecilere açıklamada bulunanın da Erdoğan’ın “dublörü” olduğunu iddia etti.
Yine aynı iddialara yönelik videosunda söz konusu kadın, Amerikan istihbarat ve bilişim uzmanlarına Erdoğan’ın Cuma çıkışı açıklamasının görüntülerini incelettiğini ve uzmanların yüzde 50 ile yüzde 70 arasında konuşanın başka biri olduğunu söylediklerini ileri sürdü.
Bir sürü saçma sapan ipe sapa gelmez şey…
İşin acıklı tarafı, böyle bir müptezelin ABD’ye yaranıp orada kalabilmek için ortaya attığı bu saçma sapan iddiaların Türkiye’de geniş bir muhalif kitle tarafından alıcısının ve de satıcısının bulunması.
Bir sürü gazeteci eskisi, internet fenomeni, sosyal medya şeysi, kafayı kırmış muhalif utanmadan, sıkılmadan Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı hakkında dışarıdan atılan bu iftiraları, dezenformasyon metinlerini yayabiliyor.
Kendilerini muhalif olarak tanımladıkları için Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin istikrarı, güvenliği, birlik beraberliğine yönelik her türlü saldırıyı sahiplenebiliyorlar.
24 yıldır sandıkta yenemedikleri için hasetten çatır çatır çatlıyorlar.
Onlar için bileğini bir türlü bükemedikleri Recep Tayyip Erdoğan’ın aleyhinde dedikodular yapmak, ipe sapa gelmez söylentileri yaymak gayet normal bir muhalefet faaliyeti.
Fakat böyle muhalefet olmaz.
Onların yaptıkları muhalefetin ve dezenformasyonun en aciz ve sefil şeklini tatbik etmekten başka bir şey değil.
İşin bu yönüne bakınca, kafayı kırmış muhaliflerin iddialarının aksine, Türkiye’nin haddinden fazla hoşgörü ve tolerans gösteren bir ülke olduğu açık seçik ortaya çıkıyor.
Zira kafayı yemiş bir müptezelin yurt dışında bir odada oturup ağzını yaya yaya Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında asılsız söylentiler, iftiralar yayması, çektiği dezenformasyon videolarının milyonlarca izlenmesi, ülke güvenliği açısından kabul edilebilir bir şey değildir.
FETÖ’cü hainlerin yurt dışından hâlâ utanmadan sıkılmadan Türkiye kulisleri satması da öyle…
Ne kadar yurt içinde alıcısı olursa olsun, yurt dışından üretilip ülkemiz aleyhine servis edilen bu tür videolar, sosyal medya paylaşımları engellenmelidir.
Ağırlıklı olarak küresel çetenin elinde olan sosyal medya mecraları, siyonist İsrail’in yaptığı soykırım videolarını paylaşmaya kalktığımızda hemen uyarıyor. Benzer paylaşımlar devam ettiğinde ise “şak” diye hesabımızı kapatıveriyor.
Bırakın gerçek dışı söylemler yaymayı, her gün yaşanan mezalimin görüntülerini bile paylaşmanıza izin vermiyorlar.
O zaman biz niye bu alçakların Türkiye’ye hakaretler, iftiralar attıkları video ve sosyal medya mesajlarına izin veriyoruz?
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde “Tam bağımsız Türkiye” yolunda onca yol kat etmişiz.
Mavi Vatan’ımızın sınırlarını çizip orta yere koymuşuz. Yunan’da, siyonistte uyku huzur bırakmamışız. Gök vatan savunmasında yerli ve milli Kaan’ımızla, Atak helikopterimizle, Tayfun’umuzla, Yıldırımhan’ımızla, hava savunma sistemlerimizle adeta tarih yazmışız.
Siber vatanımızı niye gerektiği gibi korumayalım?
Diğer tüm alanlarda dünyanın ilk üçü arasına girsek bile siber vatanımızı koruyamazsak bu tür alçak saldırılardan başımızı kaldıramayız.
Bu nedenle ne kadar basit olurlarsa olsunlar, ne kadar kafayı kırmış olurlarsa olsunlar, Türkiye’ye siber alemden, sosyal medyadan saldıranlara aman verilmemelidir.
Naçizane görüşüm budur…