Ankara’ya deniz getiren Yavaş, pek tabii Cumhurbaşkanı da olabilir…
Kimse şaşırmasın. Ankara’ya deniz getiren Mansur Yavaş, pek tabii Cumhurbaşkanı da olabilir.
Ankara, Mansur Yavaş döneminde her yağan sağanak yağışla birlikte adeta tufanı yaşıyor. Sular seller akıyor. Caddeler ırmağa dönüşüyor. Arabalar çer çöp gibi sulara kapılıp oradan oraya sürükleniyor.
Özellikle önceki akşam yağan sağanak yağmur sonrasında Ankara’nın alçakta kalan semtlerine baktığınızda göreceğiniz şey adeta koca bir denizdi. Biraz bulanıktı ama o kadar kusur kadı kızında da olur.
İşte bu nedenle Cumhurbaşkanı olma hırsıyla yanıp tutuşan ve anketlerde adının çıkması için her yola başvuran pek kıymetli Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’ın bu uğurda yapmayacağı şey yoktur diye düşünüyorum.
Kendisi Ankara’ya deniz bile getirebilir.
Aslında Türk siyasi tarihinde “Ankara'ya deniz getirmek” ifadesi sık sık başvurulan bir söylem. Türk siyasetinde, gerçekleştirilmesi imkansız, abartılı veya popülist vaatleri nitelemek için kullanılan köklü bir siyasi mizahı anlatıyor.
Bu ifade, tek bir siyasetçiyle özdeşleşmemişse de, farklı dönemlerde hem ciddi projelere atıfta bulunmak, hem de mizahi amaçlarla çeşitli isimler tarafından dile getirilmiştir.
İşin esasında, Mansur Yavaş’a bakarsanız, Cumhurbaşkanı olmayı o kadar istiyor ki, bunun için Ankara’ya deniz getirmek gerekirse onu da yapar. Kendisinde o hırs ve irade var yani…
Keşke bu hırsı ve hayali kadar Ankara’ya bir şeyler yapmak için de çalışsaydı.
İnanın Mansur Yavaş Ankara’da başarılı projelere imza atsa, Ankara’yı Türkiye’nin başkentine yakışır bir çehreye kavuşturmaya gayret etse, herkesten önce kendisini biz takdir ederdik.
Ama olmuyor, nedense algıda esip gürleyen Yavaş, iş sahaya, gerçeklere geldiğinde tutulup kalıyor.
Belki de üzerinde nazar vardır ne bileyim…
ABB Başkanı seçildiği ilk dönemde kendisi ve ekibi henüz yeni olduğu için bazı hatalar yaptıklarında Ankaralılar hoşgörüyle yaklaşmıştı.
Suların tahliye olacağı mazgallara asfalt döktükleri için sellere neden olduklarında bile Ankaralılar “Ya sabır” çekip anlayış göstermeye çalışmıştı.
Ama 7 buçuk yıl geçti, ne o mazgalların üzerindeki asfaltlar kazındı, ne yağmur sularının tahliyesi için çalışma yapıldı.
Toplu ulaşım ve alt yapı konusunda dişe dokunur gözle görülür büyük projelere imza atmak bir yana, mevcut alt yapıya ve tesislere bakım bile yapılmadı.
Ankara gibi Türkiye’nin ikinci kalabalık nüfusuna sahip bir metropole bir metre bile metro yapılamadı.
Pek çok şehirde havalimanlarına metrolar, hafif raylı sistemler ulaşmışken, Ankara’daki Esenboğa Havalimanı’na metro ulaşımının olmaması çok üzücü bir durum.
Hatta 2026 Temmuz’unda Ankara’da NATO zirvesinin yapılacağı yıllar öncesinden bilinmesine rağmen, Esenboğa Havalimanı’na ulaşımın hızlandırılması konusunda kendisinden hiç ümitli olmayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Etimesgut’a yeni bir havalimanı yapılıp NATO liderleri oraya indirildi.
Şaka bir yana NATO zirvesi sayesinde Mansur Yavaş’ın yavaşlığına rağmen Ankara yeni bir havalimanı kazandı. O açıdan bakarsak bu da Yavaş’ın bir hizmeti sayılabilir.
İşte o Mansur Yavaş, dün dokunaklı bir açıklamayla CHP’den istifa etti.
İstifasında Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in on gün kadar önce kendisinin “Potansiyel Cumhurbaşkanı adayı” olduğu yönündeki açıklaması etkili olmuş görünüyor.
Ama kendisinin işi şansa bırakmayıp bazı küçük partileri uzun süredir ufak ufak beslediği de biliniyor.
Yeni Parti olmazsa birkaç küçük partinin ortak adayı olarak Cumhurbaşkanı adayı olup ikinci tura kalmaya çalışacağı da söyleniyor.
Aslında takdir etmek lazım. Önüne bir hedef koymuş ve o hedefe doğru kararlı şekilde ilerlemeye çalışıyor.
Dediğim gibi, Ankara’ya deniz getiren biri pek tabii ki Cumhurbaşkanı adayı da olabilir, Cumhurbaşkanı da…
Keşke biraz da çalışsa.







