Yine İdlib. Yine o ‘üçlü çete’ ve yine saldırı, kan ve gözyaşı ile göç
Verilen tüm sözler ve imzalanan mutabakatları defalarca ihlal eden Şam yönetimi ve müttefiki Rusya ile İran’ın İdlib’e yönelik katliam operasyonları devam ediyor.
Saldırılarında hedef gözetilmiyor.
Rusya ve İran ile işbirlikçi Şam yönetimi bu sefer de İdlib’in Ariha bölgesinde düzenledikleri ortak hava saldırısında bir sağlık tesisi ile bir ekmek fırınını vurması sonucu yeni bir sivil toplu katliamına ortak imza atmış oldular.
Ayrıca, bu üçlünün hukuk ve kural dışı saldırıları bölgede yeni bir göç dalgasına sebep oldu.
Soçi mutabakatı sonrası İran ve Rusya destekli Şam yönetim güçleri, Nisan 2017’den bu yana devam eden saldırıları sonucu, çoğunluğunu çocuk ve kadınlarla yaşlıların oluşturduğu 1600 sivili öldürdü.
Rusya ve İran ile Şam rejim güçlerinin gece gündüz aralıksız olarak havadan ve karadan bombaladığı İdlib bölgesinde eğer, tedbir alınmaz iseSrebrenica benzeri bir insanlık faciası yaşanması kuvvetle muhtemeldir.
Kısacası, katliamcı Şam rejimine karşı savaşan muhaliflerin son kalesi olan İdlib, kelimenin tam anlamıyla bir kuşatma altındadır.
RUSYA VE İRAN, HEM İŞGALCİ HEM DE ŞAM REJİMİNİN SUÇ ORTAKLARIDIR
Yine İdlib.
….Ve yine o ‘üçlü çete’ yani Rusya, İran ve Şam Baas rejimi.
Yine saldırı, kan ve gözyaşı ile göç…
İşte İdlib Vilayeti ve orada yaşananların özeti bu.
Rusya askeri birlikleri ve İran milisleri son zamanlarda Şam yönetimine destek için hava ve kara bombardıman operasyonlarına fiilen de katılması Rusya ve İran’ın Suriye’de işgalci güç olduğunu doğrulamaktadır.
Zira kendi ülkesini yakıp yıkan ve milyonlarca vatandaşını katleden diktatör Beşşar Esed ve faşist Baas rejiminin meşruiyeti kalmadığı için başka bir ülkeyi ülkesine daveti de meşru değildir.
Meşruiyeti kalmayan bir hükümetin daveti üzerine Suriye’de bulunan Rusya ve İran, sadece işgalci değil, aynı zamanda bir ‘savaş suçlusu’ olan katil Beşşar Esed ve onun bağlı olduğu faşist Baas rejiminin suç ortaklarıdır.
Diğer bir ifadeyle;İdlib’de yaşanan bu vahşetin baş sorumlusu sadece babasının kanlı izini süren Şam diktatörü Beşşar Esed değil, verdikleri sözleri tutmayan ve imzaladıkları mutabakata bağlı kalmayıp katliam operasyonlarına fiilen katılan Rusya ve İran yetkilileri, yani Putin ve Ruhani ve ona emreden Rehber Hamaney de aynı derecede sorumludur.
Bilhassa kendini İslam Cumhuriyeti olarak ilan eden İran’ın ruhani lideri Rehber Hamaney’in önderlik ettiği Mollalar yönetiminin kendi halkını katleden katil Esed ve faşist Baas rejimini mezhebi bir bağnazlık içinde desteklemesi asla İslami değildir.
İran’ın mezhebi din, dini de mezhep kabul eden bir anlayışla Suriye ve diğer İslam ülkelerinde Sünni Müslümanlara yönelik, saldırıları ve katliamları gerçekten de utanç vericidir.
Her fırsatta ABD’yi suçlayan Rusya Devlet Başkanı Putin’in de onlardan bir farkı olmadığı İdlib vahşetinde görünmüştür.
Kısacası; Putin ve Ruhani ile Hamaney de Trump gibi asla güvenilir değillerdir.
YENİ GÖÇ DALGASI BÜYÜYOR
Dünya Sağlık Örgütü ve BM – Mülteciler Komiserliğiyle dünya genelinde faaliyet gösteren insani yardım kuruluşlarının hazırladıkları ‘İDLİB GÖÇ RAPORU’ gerçekten ürkütücü.
Raporlarda Rusya ve İran’ın Suriye’deki milis güçlerinin de fiilen görev aldığı ve Şam rejim güçlerinin devam eden saldırılarıyla İdlib’de bir vahşet yaşandığına dikkat çekiliyor.
Çatışmaların şiddetlendiği İdlib vilayetinde Aralık 2019 başından bu yana İdlib’den kaçarak Türkiye sınırına yığılan sivillerin sayısının bir milyona yaklaştığı bilgisi veriliyor.
Kadınlar, yaşlılar ve çocukların çoğunluğu oluşturduğu bir milyona yakın insan, naylon çadırlarda donduran soğuk, susuzluk ve açlığa rağmen hayatta kalma mücadelesi veriyorlar.
Türk Hükümeti, Kızılay üzerinde zor durumdaki bu insanların yardımına koşsa da yardımlar maalesef yeterli değildir.
Çünkü İdlib’e yönelik saldırılar devam ettikçe göç her geçen zaman içinde artarak devam ediyor.
Gelen bilgilere göre durum gerçekten içler acısıdır.
Çok sayıda Suriyeli kardeşimizçamur içinde ve mevcut barınaklar da gerekli korumayı sağlamamaktadır.
ULUSLARARASI TOPLUM GEREĞİNİ YAPMALI
Esed rejimi, Rusya ve İran’ın ortaklaşa İdlib’de düzenlediği acımasız saldırılar sonucu yaşanan mezalim karşısında dünya dehşete düşmüş durumdadır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) derhal toplanmalı ve somut önleyici kararlar almalıdır.
Aksi halde şimdiye kadar yaşananlardan olduğu gibi bundan sonra da yaşanacakların sorumlusu olmaktan BM-Güvenlik Konseyi kendini kurtaramaz.
Ayrıca NATO üyesi Türkiye’nin Suriye bağlamında İdlib’deki askeri gücünü ve ateşkes girişimlerini desteklemelidir.
Çünkü Türk gözlem noktaları da tehdit altındadır.
…Ve yine; Rusya, Esed rejimi ve İran’ın, yaptıklarının kabul edilemez olduğunu bilmeleri için uluslararası toplum, Rusya, İran ve Esed rejimi üzerindeki yaptırım baskısını artırmalı ve bu vahşete son verilmeli.







