• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
25 Eylül 2019

Türkiye, ABD’nin oyunlarını bozacak tecrübeye sahiptir

Amerika’dan Türkiye’ye 100 milyar dolarlık yeni ekonomik teklif önerileceği duyuruldu.

Bunun New York’ta BM Genel Kurul toplantıları ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve ABD Silahlı Kuvvetleri unsurları, Suriye’de, Fırat’ın doğusunda güvenli bölge birinci safha uygulamaları kapsamında ikinci ortak kara devriyesinin başlatıldığı bir sürede duyurulması tesadüfü olmadığı bir gerçektir.

Ayrıca, bu önerinin hazırlıkları çok önceden başlatılmış olduğu gizli değildir. 

Haziran ayında Japonya’nın Osaka kentinde gerçekleştirilen G20 Liderler Zirvesi kapsamında Başkan Erdoğan ile bir araya gelen Trump, “Türkiye ABD’nin dostu ve beraber harika işler yaptık ve büyük ticaret ortağımız. Bunu daha da büyüteceğiz. İkili ticaret hacmi 100 milyar doların çok üzerinde olması gerekir” şeklindeki konuşmasında bu öneri hazırlıklarının ilk işaretini vermişti.

Trump’ın o açıklamaları sonrasında ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılmasına yönelik önerilerin konuşulmasının ve iki ülke arasındaki olumsuz algının olumluya dönüşmesi niyetiyle Türkiye’ye gelmişti.

Sn. Ross, hükümet yetkililerinin yanında İstanbul’da Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve özel sektör temsilcileriyle görüşmüş ve 23-25 Eylül tarihleri arası devam edecek BM görüşmelerinde Başkan Trump’ın Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’a 100 milyar dolarlık ekonomik işbirliği önerisini sunacağını ifade etmişti.

Sn. Erdoğan, BM Genel Kurul toplantılarına katılmaya hazırlandığı kısa bir zaman önce ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi David Satterfield, Cumhurbaşkanlığı’nda bu konu hakkında bilgilendirme yaptığı açıklandı.

PEKİ, AMA NEDEN?

Bütün bu girişimler ve açıklamalar, ‘olumlu gelişmeler’ gibi görünse de sonuçlarından ziyade sebepleri irdelenmeye muhtaçtır.

Şöyle ki: Türk-ABD ilişkilerinde, yaptırım tehditleri ve siyasi baskıların savrulduğu zor bir süreçte, Başkan Trump’ın o açıklamaları ve devamında ABD Kongresi Türkiye’ye CAATSA ekonomik yaptırımlarını talep ederken,  ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un daha önce görülmedik şekilde Türkiye’ye 5 günlük ziyarette bulunması gerçekten şaşırtmış ve kafalarda birçok soru işaretleri belirmesine sebep olmuştu.

Herkes, iki ülke arasında artarak devam eden olumsuz gidişatın devamını tetikleyecek yeni tehdit ve baskıcı açıklamalar beklerken, bu ani dönüşün ve olumlu kabul edilebilecek girişimler için “tamam güzel de, peki ama neden?” sorusuna cevap arar olmuştu.

Bu sorunun cevabı açık ve nettir.

Çünkü ABD hedefine ulaşmak istiyor. 

ABD’nin hedefi, Ortadoğu’daki enerji kaynaklarını kontrol altında tutmak amacıyla içinde terör örgütü PKK ve uzantılarının yer aldığı yeni bir yapı oluşturmaktır.

Bu hedefine ulaşabilmek için ABD, yerelde kullandığı PKK/YPG terör örgütünü hem silahlandırıyor hem de Türkiye’nin operasyonlarından koruyor.

İşte bunun içindir ki, Türkiye ne zaman bölücü terör unsurlarına karşı operasyon için harekete geçmeye hazırlansa mutlaka ABD, yeni önerilerle Türkiye’nin karşısına dikiliyor ve oyalıyor.

Bu dün böyleydi, bugün de böyledir.

Kimi zaman askeri ve siyasi baskılarla, bazen ise bugün olduğu gibi ekonomik cazip tekliflerle bu oyunları sürdürüyor.

2018’de Münbiç’te bizi oyalayan ve operasyonlarımızı engelleyen Amerika, bugün de ‘Fırat’ın Doğusu’na yönelik operasyon için benzer bir taktiği uyguluyor. 

ABD yönetimi, Türkiye’ye “Savaşın sonuna yaklaşıldı. 400 milyar dolarlık bir bütçeye tekabül eden Suriye’nin inşasında yer almak istiyorsanız ve de ABD’nin bölge politikalarına teslim olun” imasında bulunuyor.

Ayrıca, ABD’nin 100 milyarlık ekonomik işbirliği önerisi ise o teslimiyet kabulünü kolaylaştırmak içindir. 

Diğer bir ifadeyle ABD’nin hedefi; Türkiye’yi harekâttan caydırmak, PKK/YPG’nin içinde yer aldığı ve ABD ile İsrail’in emrinde olacak o yapıyı kabullenmeye mecbur etmektir.

OYUNU İLK SEZEN SN. ERDOĞAN OLDU

Oynanmak istenen oyunu öngörüsüyle ilk sezenlerden biri Sn. Erdoğan oldu.

Trump’ın “Ticaretle her şeyi çözeriz” yaklaşımına karşı “Bizim önceliğimiz Suriye’de, Fırat’ın Doğusunda PKK’nın Suriye kolu PYD’ye karşı “Güvenli Bölge” oluşturulması ve terör unsurlarından bölgenin arındırılmasıdır” diyerek net bir tavır takındı.

Elbette ABD ile ekonomik, siyasi ve stratejik alanlarda işbirliğini hiç şüphesiz en çok arzu edenlerin başında Sn. Erdoğan gelmektedir. 

Ancak, bu ilişkiler ve öneriler, eşit şartlarda ve karşılıklı çıkarlar çerçevesinde olması şartıyla kabul edilebileceğini her fırsatta dile getirmesi ABD ve egemen güç odaklarını rahatsız etse de bizim için çok önemli ve anlamlıdır.

Zaten Sn. Erdoğan’ın ‘Güçlü Türkiye’ istemeyen iç ve dış mihraklar tarafından hedef alınmasının sebebi de budur.

Ancak, Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan öncülüğündeki Türkiye, bu oyuna gelmeyecek kadar deneyim ve tecrübeyle birikime sahiptir.  

Kısacası Türkiye, oyalayıcı taktik oyunlarını ve Bizans entrikalarını bozacak potansiyele sahiptir.

Oyuna gelmedi ve bundan sonra da gelmeyeceğine olan inancım da tamdır. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

engineer

aynı takımda olup da, oyunu nasıl bozuyorsun? suriyede kürdistan kurup özalın ırakta yaptığı gibi bir koyup üç almaya çalışmıyormuyuz.
  • Yanıtla

Ali rıza

Bravo çok doğru çok yerinde bir tespit. yersen 
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23